Kerry, Lavrov, Bozkır, Talat ve bizim çocuklar

loading
4 Haziran, Perşembe
£

8.51

7.66

$

6.75

A- A A+

Kerry, Lavrov, Bozkır, Talat ve bizim çocuklar

Koskoca Amerikan Dışişleri Bakanı ülkemize geldi ve bizim gazetede manşet olabilecek bir laf etmedi ya ona yanarım. Söyleye söyleye her türlü desteği vereceğini ve Kıbrıs'ta bir çözümün bölgenin çehresini değiştireceğini söyledi.

Bunları geçtiğimiz gün geleneksel ilk ziyaretini yapan Türkiye Başbakanı Ahmet Davutoğlu da söylemişti. Eğer Amerikan Dışişleri Bakanı geliyorsa, biraz daha fazlasını bekler insan. Boşu boşuna bizim çocuklar da soğukta bekleşmişler Kerry'den ya da Kerry sonrası ilginç bir şey duyacaklar diye.

Lavrov'un Amerikan silah ambargosunun Kıbrıs üzerinde kalkması ile ilgili Rus değil Fransız kaldığını yazmıştık dün. Bugün ise Lavrov'un neden Kuzey'e gelmediği ile ilgili tartışmalara bizim Vatan Mehmet'in sorusu üzerine Cumhurbaşkanı açıklık getirdi ve Lavrov konusundaki ısrarında haklı olduğunu bize bir kez daha gösterdi.

"Akıncı, eğer Lavrov'a bu tavrı göstermemiş olsak, Ne Kerry, ne de diğerleri bizi adım yerine koyup bir daha gelmez" deyip aslında tavrının Kıbrıs Türk liderliği ile görüşme standardını belirlediğini ifade etmiş oldu. Ben hala iyi yaptı noktasındayım.

Gerçi yüksek sesle konuşan Amerikalıların Dışişleri Bakanı kayda değer bir laf etmediyse, ketum Rusların, Kıbrıs ile ilgili sınırlı bilgisi olan Dışişleri Bakanı da Kuzey'e geçmiş olsa yine hayal kırıklığı yaşardık ya neyse.

Bence günün adamı Türkiye'nin AB Bakanı Volkan Bozkır, "Habertürk'teki sunucu meslektaş soruyor: "Vizesiz AB uygulamasının hayata geçmesi sürecinde Kıbrıs Rum kesimi bu uygulamaya karşı tavır alıp süreci engelleyebilir mi?" diye.

Volkan Bozkır ise yanıt olarak, "Mart'a kadar ortada bir Rum kesimi kalacağını nerden çıkardınız. Mart'a kadar çok büyük bir ihtimalle ortaya yeni bir Kıbrıs devleti çıkacak..." diyor.

Geçtiğimiz hafta Brüksel'de yapılan Türkiye –AB zirvesinde ne olmuşsa, iyi şeyler olmuş besbelli.

Türkiye istediğini alırken, Güney Kıbrıs biraz köşeye sıkışmış, bu durumda da biz çözüm isteyenlerin ekmeğine katmerlisinden yağ sürüldükçe sürülüyor.

Uluslararası oyuncuları da oyuna dahil ettik mi, ki bu son süreçteki dışişleri bakanları trafiğine bakılırsa bayağı hevesli görünüyorlar, işimiz iş.

Buradan anladığım, uluslararası camia Kıbrıs sorununu çözmeye hazır ama liderler ve halkların ne kadar hazır oldukları konusunda emin değiller. Emin olsalar Bozkır'ın söylediği tarihe bile kalmaz bu iş.

Son olarak ise değinmeden geçmemek lazım. Su konusunda CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, Türkiye ile kavga edecek halimiz yok ,ama pozisyonumuzu koruyoruz, müzakere edeceğiz gibi bir laf etti, dün akşamki Parti Meclisi sonrasında.

Rahmetli Denktaş'ın, "Kıbrıs sorununu çözmek için müzakere ediyoruz ama KKTC tanınmalı" şeklindeki tavrına benzettim.

Pozisyonunuzu koruyorsanız, KKTC kamusunun suyu yönetmesinde ısrarcısınız demektir. Ancak Türkiye ile kavga etmeyeceğinizi söylüyorsunuz. Onun istediği de malum. Müzakere etmeyeceği de açık.

Savaşı Durdurun Koalisyonu'nun kurucularından Jeremy Corbyn'in İşçi Partisi liderliğinin ilk ciddi sınavından partisinin hatırı sayılır bir kısmının İngiltere'nin Suriye'deki İŞİD hedeflerini havadan vurmak konusunda Muhafazakâr Parti ile birlikte evet oyu kullanmasına benzer bir durum ortaya çıkıyor. Talat, Corbyn gibi iddialı ve ısrarcı olduğu bir konuda sıkıntılı bir karar vermek ve bu kararı ile prensiplerini çiğnemek durumunda kalacak gibi duruyor.

Kerry, Lavrov, Bozkır ve Talat'tan bahsettik. Kaldı bizim çocuklar, onlar da Cumhurbaşkanlığı bahçesinde Kerry'den manşet beklerken donmuşlar. Onlar için artık çok geç.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.