İki gazete birden yaptığım gece

loading
2 Haziran, Salı
£

8.51

7.56

$

6.77

A- A A+

İki gazete birden yaptığım gece

Dört yıl oldu demek.

Sanki dün gibi.

Hava soğuktu. Öğleden sonra eve uğramıştım. Sonra evdekileri görüp, gazeteye doğru yola çıktığımda, bir kuvvet beni Yakın Doğu Hastanesi'ne doğru yöneltmişti. Zaten son bir haftayı neredeyse orada geçirmiştik.

Endişeyle bekleyiş devam ediyordu.

Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın sağlık durumu iyiye gitmiyordu. Eskiden her gün olan yeni haber hemen her saate, hatta her yarım saat sıklığında kamuoyunda dolaşıyordu.

Hastaneye uğradım. Aile ile ayaküstü görüştüm. Duymaktan bıktıkları, "Durum ne?" sorusunu sormaya gerek yoktu. Yüzlerinden durumun pek de iç açıcı olmadığını okunuyordu ama yine de Allah'tan ümit kesilmezdi.

Yeniden gazeteye döndüm.

İçimden endişe ile beklenen gecenin o gece olabileceği ile ilgili bir his vardı ancak yine insan kabullenemiyordu.

Hava çoktan kararmış, soğuk kıs akşamının kasveti Lefkoşa'ya çökmüştü.

Bir yandan Denktaş'ın ağır ağır göçmeye hazırlandığını herkes biliyordu ama bunun ne zaman gerçekleşeceğini ise sadece Allah.

Hastane önünde "Allah benim ömrümden alsın onun ömrüne katsın" diyenler mi istersiniz, sigara üstüne sigara yakıp, boş gözlerle "Denktaş'sız Kıbrıs nasıl bir yer olacak" diye kara kara düşünenler mi? Hepsi vardı.

Bir yandan bunları düşünürken, diğer taraftan da gazeteci olduğumu hatırladım ve o sıralar gerçekleşmesi muhtemel Denktaş'ın vefatının yakın tarihimizin en büyük haberlerinden biri olacağının bilincine vardım.

Ya bu akşam göç ederse?

Evet matbaayı geciktirebilirdik ancak Kıbrıs Türk halkının liderine yaraşır bir uğurlama yapmamız gerekirdi gazete olarak.

Ekibi topladım.

"İki gazete yapıyoruz bu akşam" diye başladım söze.

Gözleri fal taşı gibi açılmıştı.

Bir gazeteyi yapmanın ne kadar zor olduğunu ve matbaaya yetiştirmek için insanüstü çaba harcadıklarını bildiğimden, uzatmadan durumunu anlattım.

Denktaş'ın o akşam vefat etme durumu vardı. Tabii yine Allah bilirdi ama tedbirli olmakta da fayda vardı.

Meğer arkadaşlar hazırlıklıymış, Denktaş ile ilgili anekdotlar, çocuklardan Denktaş Amca'ya mektuplar, onunla ilgili geçmişte söylenenler, bizim haber merkezinde Denktaş Özel sayısının malzemesi hazırmış.

İçimden bir ses gazetede olmam değil hastanede olmam gerektiğini söyleyince gerekli talimatları verip, hastaneye doğru gittim.

Hafızam beni yanıltmıyorsa saat 20.00 sularıydı.

Dediler ki Serdar Bey ile aile az önce evlerine gitmişler, dinlenmek için.

Bir sigara içimlik zaman ya geçti ya da geçmedi bu sefer bütün aile telaşlı telaşlı Yakın Doğu Hastanesi'nin girişinden telaşla geçtikleri ve yukarıya Rauf Denktaş'ın yattığı kata çıktıklarını gördük hep birlikte.

Eve gidemeden geri çağırılmışlar.

Yüzlerinde kötü haberi aldıkları belliydi.

O arada iki gazete hazırlanmış, bir manşet, "Endişeli Bekleyiş" diğer ise "Atamızı Kaybettik" olarak hazırlanmıştı.

Az sonra da açıklama yapıldı ve Serdar Denktaş, babası ve Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın hayatını kaybettiğini basın mensuplarına açıkladı.

Bende telefonla gazetedeki arkadaşlara, gazetenin ikinci versiyonun matbaaya gönderilmesini söyledim.

Nur içinde yatsın...

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.