Nerede bizde öyle zeka

loading
5 Haziran, Cuma
£

8.58

7.65

$

6.78

A- A A+

Nerede bizde öyle zeka

Hollanda Dışişleri Bakanı Bert Koenders, "Türkiye'nin AB müzakere başlıklarının açılması ile Kıbrıs sorununun çözümü zekice bir senkronizasyon ile halledilmeli" diye bir laf edince, "Aklı başında birileri konuşmaya başladı" deyiverdim.

Mülteci krizi nedeniyle Avrupa Birliği için önemli ülke konumuna geçen Türkiye Avrupa Birliği ile anlaşmış gibi görünüyor.

Şimdi Avrupa Birliği'nin 28 eşit üyesinden biri olan Kıbrıs Cumhuriyeti'nin ikna edilmesi kaldı.

Tusk, Güney Kıbrıs'ı ziyaret ederken bunu gerçekleştirebileceğini düşündü iyi niyetle. Ancak Rum tarafı buna yaklaşmayınca ve kuvvetle muhtemel karşı bir teklif ile Tusku'u karşılayınca Tusk'un Ankara ziyareti hiç hesapta yokken gündeme geldi. Terör saldırısı nedeniyle Ürdün ziyaretini iptal eden Davutoğlu ile fırsat bu fırsat görüşen Avrupa Konseyi Başkanı Donald Tusk anladığımız kadarıyla Türkiye ile Kıbrıs Cumhuriyeti arasındaki pazarlığı sürdürüyor.

Bugün ya da en geç yarın, Hollanda Dışişleri Bakanı'nın bahsettiği "zekice senkronizasyon" ile ilgili bir gelişme duymazsak, bu zekice hamle Mayıs sonuna kalacak.

Zekice senkronizasyon, aslında Avrupa Birliği'ne üye olan Kıbrıs Cumhuriyeti'nin, Avrupa Birliği üyeliğine aday olan Türkiye Cumhuriyeti arasında bir pazarlık olduğunu anlamak ve kavramak gerekiyor.

Sayın Volkan Bozkır, Kıbrıs Cumhuriyeti'ni fasıl açılması karşılığında tanımamız söz konusu değil, diye konuşsa da bunun böyle olmadığını hepimiz biliyoruz.

Türkiye Cumhuriyeti'nin Kıbrıs Cumhuriyeti'ni tanımadığı ifadesi doğru değil. Türkiye, Kıbrıs Cumhuriyeti'ni tanıyor. Sadece aralarında diplomatik ilişki yok.

Biraz Havana ile Washington arasındaki uzun zamandır devam eden ancak son dönemde değişen ilişki gibi. Bozkır'ın söyledikleri sınırlı bilgisi olan Türkiye kamuoyu üzerinde etkili olabilir ancak biz ilişki biçimini, karşılıklı spor karşılaşmalarını, pasaport kullanımını biliyoruz.

Türkiye ile Kıbrıs Cumhuriyeti'nin doğrudan temas edip görüşmesi, hatta bazı anlaşmalara varması beni katiyen rahatsız etmez.

Hatta Sayın Davutoğlu'nun değilse bile Sayın Çavuşoğlu'nun daha önce de yaptığı gibi Larnaka'ya uçması ve oralarda temaslar gerçekleştirmesini son derece verimli olabileceğini düşünürüm.

Dışarıda kaldık diye mızmızlanmak yerine, bunu bir fırsat belleyerek şimdiye kadar yapılamayan uluslararası görüşmeler bu örnek gösterilerek yapılabilir kanaatindeyim.

Yanı başımızda çok büyük pazarlıkların döndüğü ve KKTC nüfusunun kat be kat üstünde bir mülteci akınının Avrupa'yı talan etmemesi için hesapların yapıldığı bir dönemdeyiz. Yunanistan bu parasızlıkta mültecilerden en fazla nasibini alan ülke olurken, Türkiye'nin bu anlaşmadan memnun ve üstüne düşeni yapacak şekilde ayrılmasını isteyen ülkelerin başında geliyor.

Tusk ziyareti öncesinde hiç sesi çıkmayan Rum yönetimi, Tusk gelip gittikten sonra topyekûn yapılan açıklamalarla, zor durumdaki Yunanistan'ın istediğinin tam tersi bir tutum izliyor.

Bir başka ifadeyle ayrı bir pazarlık yürütüyor. Bilmem anlatabiliyor muyum.

Dönelim Türkiye ile Kıbrıs Cumhuriyeti'nin görüşüyor olmasına.

Bana göre bu Kıbrıs sorunun seyrini ciddi şekilde değiştirebilecek bir unsurdur ve Kıbrıs Türk tarafı bu kartların yeniden karılıp oyunun yeniden kurulduğu oyuna fikirleri ile ve çözüm iradesi ile dahil olmaya çalışması lazım.

Hadi uluslararası görüşmeler yapamıyoruz, bir heyetin Ankara'ya doğru yola çıkmasını beklerdim bugünlerde. Hala da bekliyorum.

Nelerin olup bittiğini anlamayı bırakın, sürecin içinde olmak konusunda ısrar etmek lazım.

Biz Türkiye raporundaki birkaç kelime ile oynaşıp, mülkiyet kriterleri münakaşası yaparken, eninde sonunda bizi etkileyecek ancak bizim görüştüklerimizin çok daha büyük boyutları bulunan bir pazarlık yapıldığını idrakine varmamız gerekiyor.

Hollandalı Bakan'ın ifadesi geliyor aklıma yeniden. "Zekice bir senkronizasyon" demişti.

Nerede bizde öyle zeka.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.