Saygım sonsuz, hayal kırıklığım baki...

loading
7 Haziran, Pazar
£

8.57

7.64

$

6.77

A- A A+

Saygım sonsuz, hayal kırıklığım baki...

Mehmet Ali Talat daha CTP Genel Başkanıydı. Annan Planı daha gündeme gelmemiş ama KKTC'deki değişim artık iyice hissedilir olmuştu. Lefkoşa Türk Belediyesi Kutlay Erk'e halk tarafından teslim edilmiş ve değişimin ilk adımı olarak nitelendirilmişti.

Londra'da yaşıyordum. Mehmet Ali Talat'ta hafızam beni yanıltmıyorsa Cypriot Centre'in davetlisi olarak bir konferans vermek için İngiltere'nin Başkenti'ndeydi. Manor House'ta bulunan ve Kıbrıslı Türk'e ait mütevazi bir hotel olan Kent Hotel'de kalıyordu.

Birbirimiz tanıyorduk ama bu tanışıklık çok yakın değildi. Ben daha yirmili yaşlarının sonunda bir gazeteciydim.

Akşamki etkinlikte bir araya geldik. Biraz sohbetten sonra ertesi günkü programını sordum. Bana kitap bakacağını söyledi, dilersem ona katılabileceğimi, o sırada da sohbet edebileceğimizi söylemişti. Değişimin arkasındaki bu adamı daha iyi tanımak istiyordum.

Ertesi gün onu otelinden aldım Tottenham Court Road üzerinde bulunan Foils ve Borders Kitap Mağazaları'na gittik birlikte. Benim de zaman geçirmekten büyük haz aldığım bu mağazalarda hem kitap baktık, hem de sohbet ettik.

Neticede ülkeme geri dönmeme neden olabilecek değişikliği onun sağlayabileceğine inanmıştım. Conflict Resolution üzerine kitaplar baktık, sanırım yüksek lisans tezini o sıralarda yazıyordu, kaynak arayışı içindeydi.

Nerdeyse bütün bir günü birlikte geçirdik, sonra ayrıldık.

Eve vardığımda, eşim Benan'a "Mehmet Ali Talat ile birlikteydim, eğer gün gelir de Mehmet Ali Talat ülke yönetiminde söz sahibi olursa, ülkemize geri dönebileceğimize inanıyorum" dedim.

Bu arada Annan Planı'nın ilk versiyonu çıktı. Mitingler son hız devam ediyordu.

Hemen akabinde seçimler oldu ve CTP iktidara geldi.

Çok hızlı bir şekilde kararımızı verdik ve Kıbrıs'a döndük.

2003'ü 2004'e bağlayan 31 Aralık gecesi Geçitkale Havalimanı'na indik. Ülke elektrik kesintisi nedeniyle o yılbaşına karanlıkta giriyordu.

Yine umudumu kaybetmeden, Lefkoşa'ya doğru karanlık içerisinde vardım.

Ülkemdeydim, çok beğendiğim Mehmet Ali Talat ve ekibi iş başındaydı. Bu ülke değişecekti. Çözüm olur ya da olmaz önemli değildi. Ülke değişecekti. Halk uyanmıştı artık.

Bundan sonrasını yazmama gerek yok sanırım. Peş peşe hayal kırıklıkları.

Tam bir yokuş aşağı durumu.

O bıkkınlıkla ayrıldığım Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, aynı noktaya hatta daha kötü bir noktaya getirildi. Hem de bu ülkeyi değiştireceğini ümit ettiklerim tarafından.

Bana bu ülkede çocuklarımı büyütebileceğimi ve insanca yaşayabileceğime inandıran ancak başbakanlığı, cumhurbaşkanlığı, yeniden iktidar partisi başkanlığı döneminde beni hayal kırıklığına uğratsa da bunu hiçbir zaman yüzüne vurmadım.

"Elinde olmayan nedenlerden" diye kendi kendimi avuttum.

"Onun yüzünden rahatımı bozup ülkeye döndüm" diye suçlamadım.

Ancak televizyonlara çıkıp, beni ve gazetemi CTP düşmanı ilan etmesini, yaptığı yanlışları ve başarısızlıklarını örtmek için beni ve gazetemi televizyonlarda ve partisinde suçlamasına bozuldum doğrusu.

"CTP'nin düşmanı iseniz her şeyi basarsanız tabii" ne demek? Hele hele CTP iktidara gelecek diye çocukça bir saflıkla sevinip, İngiltere'deki rahatını bozup mücadeleye katılmak üzere gelen bir adama mı söylüyorsunuz bunu?

Saygımı yine de koruyorum. Ama hayal kırıklığım bakidir.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.