"Tünelden önceki acil çıkış kapısı"

loading
5 Haziran, Cuma
£

8.53

7.67

$

6.75

A- A A+

"Tünelden önceki acil çıkış kapısı"

Cumhurbaşkanı Akıncı'nın İstanbul'a gitmesi ile Rum tarafı alarma geçirildi. Geçirildi diyorum çünkü geçen Anastasiades, geçirilen de Kıbrıs Rum halkı oldu.

Alarma geçme nedeni, herhangi bir rahatsızlık olduğuna inanmıyorum.

Anastasiades'in çıkardığı yaygara, kanımca tamamen zaman sınırlaması ile ilgili bir meselenin verdiği rahatsızlık ve ondan kurtulmak için önüne düşen fırsattan yararlanma içgüdüsüdür.

Anastasiades, geçtiğimiz hafta sonu gerçekleşen Parlamento seçimlerindeki sonuçları gördü ve bu sonuçlar pek de hoşuna gitmedi.

Rum Lider seçim sonuçlarına baktığı zaman eksen değiştirmesi ve "çözümcü, barışçı" imajını yenileyip yerine, biraz daha faşist, biraz daha şoven bir tutum izlemesi gerektiğinin kendince idrakine vardı.

ELAM Meclise giriyorsa, DİKO güç kazanıyorsa ve karşılığında AKEL ile DİSİ kan kaybediyorsa yapılması gereken şeyler olduğunu düşündü, yine kendince haklı olarak.

2018 kapının ardında. 2016'nın yarısına gelinmiş bile. Yarın öbür gün Cumhurbaşkanlığı seçimleri gündeme gelecek. Bu yaşında ikinci kez seçilmek istemez mi bir insan. Hazır ekonomiyi falan da bir hal yola koymuşken.

Zaman sınırlaması dedik ya.

2003 idi sanırım. BM Genel Sekreteri Kofi Annan iki lideri, belirli bir tarihe kadar metin konusunda mutabakata varmaları, aksi halde anlaşılmayan konularda kendisinin hakemlik yapacağını, ya da başka bir ifadeyle boşlukları kendisinin dolduracağı konusunda ikna etmiş ve bu noktada ikisinin anlaştırmıştı.

Dönemin Barış ve Demokrasi Hareketi Başkanı Mustafa Akıncı da bir demecinde, "iki taraf acil çıkış kapıları olmayan bir tünele girmişlerdir. Artık geriye dönüş yok, tünelden çıkış da yok" diyerek durumu tarif etmişti.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban ki Moon'un görevi süresinin sona ermesine 7 ay var. Tesadüf bu ya, 7 ay süre 2016 yılının bitimine denk geliyor.

Her iki liderin demeçlerinde de Kıbrıs'ta çözümü 2016 yılı içerisinde bulmak gibi bir hedefleri olduklarını söylüyorlar.

Eleştirdiğim çok şeyleri olmasına karşın, Cumhurbaşkanı Akıncı'nın bu konuda samimi olduğunu düşünüyorum. Akıncı'yı ayrıca Türkiye Cumhuriyeti'nin samimiyetini ölçmüş ve bu konuda ikna olmuş görüyorum.

Kaldı muhatabının samimiyeti.

Anastasiades 2016 konusunda ne kadar samimi?

Yoksa Akıncı'nın İstanbul'a gidişini "tünele girişten önceki son acil çıkış" olarak mı gördü ve fırsatı mı değerlendirdi?

Bunu hep birlikte göreceğiz.

Bence, gitmeli miydi, gitmemeli miydi tartışmalarından öte, Anastasiades'in Cuma günkü görüşmeye katılıp katılmayacağına bakalım.

Bizim Ulaş Barış iddia ediyor ki, Anastasiades bu görüşmeye gidecek.

Benim bir tahminim yok.

Ancak şunu söyleyebilirim.

Eğer Anastasiades, Cuma günkü liderler görüşmesine katılmazsa, İstanbul'u "acil çıkış" olarak kullandığını, 2016 çözümüne değil, 2018 seçimine konsantre olduğunu düşünür ve Kıbrıs sorununun artık çözülmeyeceğinden neredeyse emin olurum.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.