Felaketler bazen vesile olabiliyor

loading
31 Mayıs, Pazar
£

8.42

7.57

$

6.82

A- A A+

Felaketler bazen vesile olabiliyor

Rum tarafını anlamakta güçlük çekiyorum doğrusu.

Trodos dağları cayır cayır yanıyor. İki itfaiyeci de hayatını kaybediyor. Yangının ne zaman söndürüleceği bir tarafa, kontrol altına alınacağı hala meçhuliyetini koruyor ve KKTC ile Türkiye'den gelen yardım tekliflerini "kibar bir şekilde" reddetmeye devam ediyorlar.

Kibar bir şekilde diyorum çünkü klasik "işgalcimizin yardımını almaktansa tek bir ağaç kalmasın" ya da "Sahte devletten itfaiye aracı geleceğine bütün ada kül olsun" şeklindeki ifadeler yok.

Türkiye çok yerinde ve doğru bir açıklama yaparak, ormanların dünyanın ortak değeri olduğunu ve bunların korunması için ne gerekirse yapmaya hazır olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı zaten bu teklifi yangın çıkar çıkmaz yapmıştı.

Rum tarafı ise siyasi çekincelerle bu yardım tekliflerini redderek, Trofdos Dağlarındaki bazıları asırlık ağaçların kül olmasını tercih etmişlerdi.

Sosyal medyaya bakıyorum da herkes 1995 yangınında Rum tarafının yardım tekliflerinin reddedildiğini hatırlatıyor. Peki o zaman ile bu zaman arasında geçen 20'yi aşkın yılda çok şey değişmedi mi?

Rum tarafının saçma sapan saplantılı ve binlerce ağaca mal olan ve olacak olan yardım reddetme yaklaşımını, haklı kılmaya çalışan ve aralarında etkili yetkili isimlerinde bulunduğu sosyal medya cengaverleri, 1995 Girne yangınını hatırlıyor da geçen yıl Maraş'ta çıkan yangını niye hatırlamıyorlar.

Yoksa onlar da aynen Rum yöneticiler gibi bu işe siyaset bulaştırma hevesinde midirler?

Maraş Yangını'nda, Cumhurbaşkanı Sözcüsü Barış Burcu hangisi olduğunu şimdi hatırlamadığım bir televizyon kanalının canlı yayınına bağlanarak, "İhtiyaç hasıl olması halinde yardım nereden gelirse gelsin kabul edeceğiz" diye bir açıklama yapmıştı.

21 yıl önce yapılan bir yanlışı iki yanlış bir doğru eder edasıyla hatırlayan ve hatırlatanlar, bir yıl öncesini neden unuturlar ayrı bir yazıda değiniriz.

Aynı Barış Burcu, Rum Hükümet sözcüsü Nicos Hristodulides'i telefonla arayarak, "Havadan müdahale imkanınız var mı? Varsa helikopterlerinizi alarma geçirin. Her an ihtiyaç duyulabilir" şeklinde bir de yardım talebinde bulunmuştu.

Yani Kıbrıs Türk tarafı bugün 1995 yılındaki gibi bir mantaliteye sahip değil. Nasıl olsun aradan 2004 yaşanmış, 11 Şubat yaşanmış. Bir sürü şey yaşanmış.

1995 yılından bu yana yaşanan başka şeylerde var hatırlanması gereken.

Türkiye ile Yunanistan arasındaki Ege semalarında süregelen İt dalaşları, Kardak Krizi gerginliğinin yaşandığı yıllarda 17 Ağustos 1999 sabahı Türkiye'nin Marmara Bölgesinde çok büyük bir deprem yaşanmıştı. 50 Bin kişi hayatını kaybetmişti. 100 Bin kişi de yaralanmıştı. Yardıma 52 ülke gelmiş ve arama kurtarma çalışmalarına katılmıştı. Bunlar arasında Kıbrıs Rum Kesimi'nde ekipler de vardı. Yunanistan da yardıma koşmuş ancak tam üç hafta sonra Atina Depremi ile bu sefer Yunanistan yardıma ihtiyaç duyar hale gelmişti.

İşte bu iki büyük felaket, bu düşman iki komşu ülkenin ilişkilerinin normalleşmesi için önemli bir vesile olmuştu.

Kıbrıs Rum Tarafı'nın 1999 Depremi'nde Türkiye'ye yardıma koştuğu gibi Türkiye ve Kıbrıs Türk tarafı, Kıbrıs Rum Tarafı'nın yardımına koşmak isterken bunun reddedilmesi, hem bu felaketin daha fazla büyümeden sonlandırılmasının, hem de bu felaketin aynen 1999 depremleri gibi ilişkilerin normalleşmesine vesile olmasının önünde engel.

Anlamakta güçlük çektiğim bu...

Not: Bu yazı bittikten sonra son derece iyi bir haber geldi ve Rum Lider Anastasiades'in Türkiye'den yapılan yardım teklifini kabul ettiği açıklandı. Evet Trodos yangını gibi felaketler olmasın ama bazen felaketler iyi şeylere vesile olabiliyor. Bu iyi bir şey...

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.