"Yabancılarla konuşma" ve "gerekirse çığlığı bas"

loading
29 Kasım, Pazar
£

10.43

9.37

$

7.84

A- A A+

"Yabancılarla konuşma" ve "gerekirse çığlığı bas"

"Tecavüze sessiz kalma" temalı bir yürüyüş yapıldı önceki gün Lefkoşa'da.

Özellikle küçük çocuklara tecavüze yeltenenlerin "başını taşla ezme" cezası verilmesi gerektiği düşünen birisi olarak bu konuyla ilgili hassasiyeti alkışlıyor ve selamlıyorum.

Ancak protesto yürüyüşü neyin nesidir onu anlamadım.

Evet insanların içindeki öfkeye ben de katılıyorum.

Özellikle çocuklara tecavüzle ilgili haberleri, meslek gereği ilk duyanlardan biri olarak meslekten soğuyor ve insanlıktan nefret ediyorum.

İnsanların attıkları, "Susma sustukça sıra sana gelecek", "Tecavüze susma, suça ortak olma" sloganlarla, "Tecavüzcüleri Korumak Tecavüze Ortak Olmaktır", "Daha Çok Daha Sıkı Denetim İstiyoruz", "Çocukların Ağladığı Bir Dünyada Bütün Kahkahalar Zalimliktir", "Suçun Dini Irkı Yaşı Yoktur", "Meclis Oturma Yasa Yap", "Tecavüz Suçlarına Dur De!", "Terörü ve Tecavüzü Lanetliyoruz", "Tecavüzü Hoş gören Hukuku Tanımıyoruz", "Güvenli Toplumda Yaşamak Hakkım", "Tecavüz İnsanlık Dışı Bir Suçtur" yazılı pankartların tümünün da atarım da bu yürüyüş duyarlı vatandaşların gazını ve öfkesini almaktan başka ne işe yaradı onu soruyorum.

Lefkoşa'da yürüyüş yapan bu birkaç yüzü kişiyi gören sapıklar, tecavüz etme isteklerinden vazgeçecekler mi? "Ha bu toplum tecavüz konusunda hassas o zaman ben küçük çocuklara tecavüz etmekten vazgeçeyim?" mi diyecekler.

Hayır tabi ki.

Toplum değişiyor. Sadece KKTC'de değil. Dünyanın her yerinde değişiyor.

Gelişen ulaşım imkanları ile bir gün bir ülkede olan, diğer bir gün bir başka ülkede olabiliyor. Ticari faaliyetler çoğaldıkça, toplum dışından insanlar, toplumların bir parçası oluyorlar.

Sadece biz de değil, İngiltere'de bile eskiden her mahallenin bir Pub'ı vardı, kafesi, okulu vardı. Oradaki herkes herkesi tanırdı. Dünya değiştikçe insanlar toplum gibi yaşamaktan ayrılıp bireysel ilişkileri, toplumsal ilişkilerine oranla daha güçlü varlıklar oldular.

O yüzden tanımadıklarımızla ilgili tedbir almak da şart oluyor.

Yetişkinlerde sorun nispeten daha azdır.

Ancak iyiyi kötüyü, doğruyu yanlışı ayırt etmek konusunda daha yetileri gelişmemiş olan çocuklarda bu büyük bir tehlikedir.

Çocuklarımıza kaç defa "yabancılarla kesinlikle konuşmayın" diyoruz?

Bunu her gün söylemeli, "tuvaletten sonra eller yıkanacak, yatarken dişler fırçalanacak, ayakkabılarla yatağa girilmeyecek" gibi koyduğumuz kurallar arasına, hatta en başına, "yabancılarla kesinlikle konuşulmayacak" kuralını koymamız, tekrarlamamız, konuştukları takdirde de kuralın yaotırım gücü olan birtakım cezaları dahi düşünmeliyiz.

Bizim şimdilerde yaşadığımız sorunu ve travmayı İngiltere 1980'li yıllarda yaşamaya başlamıştı. En azından vakalar bir ortaya çıkmaya başladığı yıllardı onlar.

Hemen hükümet, pedofili ile ilgili yasalarını güçlendirmiş, "Cinsel suçlu listesi" oluşturmuş ve cinsel suçlarla ilgili yargılanıp ceza alanların cezalarını tamamladıktan sonra bile hareketlerini ve yaşamlarını gözetim altına tutmaya çalışmıştı.

Bununla ilgili Megan's Law, Jessica's Law, Sarah's Law ve Jonathan's law gibi isimlerle anılan yasalar var. Bu yasalara verilen gayrı resmi isimlerin kimlere ait olduğunu herhalde söylememe gerek yok.

Diyeceğim o ki, bu işler protesto yürüyüşleri ile olmaz, bu gibi insan sınıfına koymaktan imtina ettiğim kişilere karşı çocuklarımızı korumak, onlara kendi kendilerini korumayı öğretmekle olur ancak.

"Yabancılarla konuşmayın", "kaçın", "kaçamıyorsanız avazınızın çıktığı kadar çığlık atın"

80'li yıllarda İngiltere büyüyen bir çocuk olarak bana öğretmenlerimin söylediği buydu.

Ne yazık ki, bunu çocuklarımıza öğretme sırası bize geldi.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.