Darbe gerginliği gölgesinde ortam yumuşaması

loading
7 Haziran, Pazar
£

8.57

7.64

$

6.77

A- A A+

Darbe gerginliği gölgesinde ortam yumuşaması

20 Mayıs günü yayınlanan yazımda, "Binali Yıldırım Mizahı Türkiye'ye iyi gelecek" demiştim ve "Türkiye'nin gergin siyasi ortamında, mizah anlayışı olan ve olayları komik tarafından görme yeteneği olan bir Başbakan hepimize iyi gelecek..." gibi bir ifadeyle bu yazımı bitirmiştim.

Yıldırım, Başbakanlık görevinin daha ilk aylarında, 15 Temmuz gibi tasvir edecek sıfat bulmakta hala zorlandığımız darbe girişimini göğüslemek ile karşı karşıya kalınca, espri yapılması açısından pek uygun bir ortamı kalmadı ve kuvvetle muhtemel dağarcığındaki "baba" esprileri sonraya ertelemek zorunda kaldı kalmasına ama önemli bir işe imza attı ve atıyor.

Evet, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan davet yapan isimdi. Ancak Devlet Bahçeli ve Kemal Kılıçdaroğlu, "O saraya asla gitmem" tavrından, davete icabet etme noktasına gelişlerinde Yıldırım'ın seleflerine oranla daha ılımlı, daha gülümser ve daha birleştirici politikasının etkili olmadığını söylemek için kör olmak gerekiyor.

Seçtiği kelimeler, muhalefetin Başkanlık sistemi ile ilgili sert tavrına karşılık, "İsteseniz de istemeseniz de yaparız" yerine, "Geniş bir uzlaşı ile yapılacak Anayasa ve sistem değişikliği" ifadelerini kullanmaya başlaması Türkiye'deki siyasi gerginliği azaltacak nitelikte.

Türkiye Cumhurbaşkanlığı Sarayı'ndaki dünkü buluşma bu anlamda önemli. Neden HDP davet edilmedi sorusu hala oradaki yerini korurken, sanırım MHP ile HDP arasındaki derin uçurum buna neden oldu ve umarım bunun telafisi, Türkiye'nin yeniden "bir" olması momentumu içerisinde bir ara formül ile bulunur. Eğer bulunması mümkün ise Başbakan Binali Yıldırım'ın bunun da mimarı olacağına inananlardanım.

Türkiye'deki nabzı buralardan tutmak pek kolay değil.

O yüzden Türkiye'deki köşe yazarı meslektaşların yazdıklarını özellikle anlamak için mühim.

Favorilerimden birisi Ahmet Hakan.

"Çok yeni, çok değişik, çok güzel şeyler oluyor gibi" demiş mesela dünkü yazısında ve "Başbakan Binali Yıldırım, halkın bütününü kucaklama konusunda başından beri tutturduğu çizgiyi daha da pekiştiriyor gibi" ifadelerini kullanıyor.

Her konuda aynı fikirde buluşmamışızdır Ahmet Hakan ile ancak bu konuda aynı şeyleri düşünüyor olmamızın Türkiye ile ilgili ümitlerimi arttırmış olduğunu söylemeliyim.

Hazır Binali Yıldırım'ın mizah anlayışı ve Hürriyet Yazarları'ndan bahsetmişken, iki konsepti birleştirip Gülse Birsel'in Pazar günü yayınlanan ve beni çok güldüren yazısından bahsedelim de bu sütun da dolmuş olsun.

Birsel, herkesi bu sıkıntılı süreçte "Mizaha sığınmaya" davet ederken, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, "Sen kimsin Standard & Poors?" çıkışından farklı bir yaklaşımla, uluslararası derecelendirme kuruluşunu ele aldı ve "Bir kere sen el alemin parasını pulunu değerlendiriyorsun ama isminde meymenet yok. Standard and Poors ne? Yazılışına bakmasan, 'Orta halliler ve fakirler'gibi geliyor kulağa" diye yazıp beni kahkahadan kırarken, eminim Başbakan Binali Yıldırım, bu espriyi ben neden düşünemedim diye kahretmiştir.

Evet ciddiyet şart. Türkiye ciddi bir badire atlatmıştır ve de atlatmaya çalışıyor, bu ortamda şaklabanlık yapmanın bir alemi de yok, ama gülümseyerek de ciddi olunabiliyor.

Olalım, olunsun.

Bu darbe gerginliğinin gölgesinde şaşırtıcı bir şekilde yumuşayan ortamı daha da yumuşatmak lazım.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.