Eide'nin arkadaşları...

loading
2 Haziran, Salı
£

8.51

7.58

$

6.81

A- A A+

Eide'nin arkadaşları...

Avrupa Birliği Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini'nin Ankara'daki ziyareti, görüşmeleri ve toplantılarında gözle görülür bir Kıbrıs ağırlığı olduğunu hissetmemize neden olan şeyler oldu dün.

Bayan Mogherini, "Kıbrıs'ta Fırsat Penceresi" stereotipini, bizdekilerin ifade şekliyle, "bir bundo" yükselterek, "Kıbrıs'ta umut penceresinden fazlasını görüyoruz" ifadelerini kullandı.

Tabiî Türkiye'nin bakanları 23 ve 24'üncü fasılların Kıbrıs ile alakalı olmadığını ve bu nedenle açılmıyor olmalarına yönelik sert eleştirileri arasında geçen görüşmelerin sonunda yapılan basın toplantısında manalı ifadeler vardı.

"Türkiye ile Avrupa Birliği Kıbrıs'ta ortak çıkar ve ilgileri var" şeklindeki sözlerine dikkat etmek lazım.

Burada "ilgi ve çıkar" altı çizilmesi gerekenler.

Geçenlerde Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile İstanbul'da yaptığım söyleşide ortaya çıkan yeni paradigmayla örtüşen bir şekilde, Avrupa Birliği, Kıbrıs ve Kıbrıslıların bir ilgi odağı ve çıkar anlamında gıpta ile baktığı bir olgu olmaktan uzaklaştığı, bilakis kendisinin Kıbrıs'a ilgi duyan ve çıkarı olduğunu artık inkar etmeyen bir noktaya geldiğini anlıyorum. Çıkar ve ilgisinin ne olduğunu da Cumhurbaşkanı söylemişti.

Mogherini'nin, BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Berth Eide'nin çok yakın arkadaşı olduğunu biliyoruz. Aynı şekilde dün Ankara'da devletin zirvesi ile uzun istişarelerde bulunan NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg de Eide'nin yakın dostlarından.

Anladığım kadarıyla, Eide bu Mogherini, Stoltenberg ve daha bilmediğimiz bir sürü arkadaşını New York'taki 26 Eylül tarihinde yapılacak üçlü zirve sırasında bir beşli konferans tarihi çıkartabilmek için seferber etmiş durumda.

Rumların çok sıcak bakmadığını bildiğimiz bu beşli konferans tarihinin orada açıklanması konusunu "güçlü arkadaşları aracılığı ile" iknaya çalıştığı da gelen bilgiler arasında.

Tabiî bu noktada Türkiye'de "Kıbrıs sorununu çözeriz çözmesine, beşli konferansa da katılırız ancak bu fasılları Kıbrıs ile ilgili olmayan fasılları Kıbrıs'a bağlamak Güney Kıbrıs'a oluşabilecek bu görüşme masalarında güç ve koz verirken bizim de pozisyonumuzu zayıflatıyor" endişesi hakim oluyor. Dünkü Ankara gerginliğinin nedeni o bence.

Mogherini, Türkiye ile Avrupa Birliği'nin Kıbrıs üzerinde ortak ilgi ve çıkarı var, aklıma 2003-2004 sürecinde Türkiye'nin çiçeği burnunda Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Kıbrıs ile ilgili ortaya koyduğu "win-win" (kazan kazan) politikası geldi.

Aradan geçen 12 yıl bizi yine aynı noktaya ancak farklı bir paradigma içerisinde getirdi.

O zamanki kazan kazan politikasında, herkesin Avrupa Birliği'ne üye olacağı ve sonsuza dek mutlu yaşayacağı bir tablo öngörülürken, Rumların 'hayır'ı ve Papadopulos'un gözyaşları, masalın kötü bitmesine neden olmuştu.

Rumlar "kazandık" diye mutlu olurken, zaman içerisinde kazanamadıklarını ve AB'ye girip hırpalayacaklarını ümit ettikleri Türkiye'nin daha da güçlendiğini gördüler.

Şimdi gözüm kulağım Amerikalılarda. Onlar da "çıkar ve ilgi" içeren bir iki açıklama yaparlarsa bir yere varacağımıza inanırım. Eide'nin okyanus ötesinde de arkadaşları vardır elbet.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.