"Eylülde New York güzeldir"

loading
2 Haziran, Salı
£

8.45

7.53

$

6.73

A- A A+

"Eylülde New York güzeldir"

Siz bu satırları okurken biz Amerika Birleşik Devletleri'ne doğru hareket halinde olacağız.

Kıbrıs sorununun çözümü için yürütülen müzakerelerin önemli dönüm noktalarından biri olmaya namzet bu ziyaretin neler getirip neler götüreceğini hep birlikte göreceğiz.

Arkadaşımız Ulaş Barış ile beraber Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı'nın önemli ve son derece üst düzey ikili görüşmelerinin yanı sıra, "zirve" diye nitelendirdiğimiz üçlü görüşmeyi de Kıbrıs Postası okuyucuları için izleyeceğiz.

Şu ana kadar netleşmiş programda, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Amerikan Başkan yardımcısı Joe Biden ile Dışişleri Bakanı John Kerry ve İngiltere Dışişleri Bakanı Boris Johnson olacak.

BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon ile hem bire bir hem de Anastasiadis ile birlikte görüşecek Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, benim görebildiğim kadarıyla "tamam mı devam mı?" işaretini burada alacak.

New York'un 5'li zirveye doğru atılacak önemli ve kritik bir adım olacağını Cumhurbaşkanı Akıncı hep söylüyor ya, o adımın atılıp atılamayacağını hep birlikte görürken, biz Ulaş ile durumu biraz daha yakından müşahede etmenin şanslıları ya da şanssızları arasında olacağız.

Hem Kerry hem de Biden ile görüşme yapılacağını duyduğumda, Amerikan yönetiminin Kıbrıs konusuna ilgisinin son derece üst düzeyde olduğu şeklinde bir şehir efsanesi gibi ortalıkta dolaşan söylemin, şehir efsanesinin ötesinde bir gerçeklik olduğu idrakine vardım diyebilirim.

Tabiî ABD'nin yoğun ilgiyle müdahil olduğu bazı projelerin çok da başarılı olmadığını söylersek abartmış olmamakla birlikte, ABD'nin müdahil olduğu birçok sorunun diplomatik gündemden kalkmış olduğu da bir gerçekliktir.

Hillary Clinton'un Dışişleri Bakanı olduğu dönemde Erivan'da Türkiye ile Ermenistan arasında imzalanan anlaşma aklıma geldi birden. Amerikalılar resmen iki tarafın başında durup anlaşmayı imzalatmışlardı. Sonradan, Ermenistan-Türkiye ilişkilerinde gözle görülür bir iyileşme olmadığı fikrinin kamuoyunda yaygın olduğunu biliyorum ancak darbe girişimin yaşandığı 15 Temmuz'da Türk Dışişleri Bakanı'nın hangi ülkede olduğuna bakınca "durum belki de bildiğimiz gibi değildir" diyesi geliyor insanın.

Obama'nın, Erdoğan'a "Gelin Rakka'da birlikte bir şey yapalım" demesi de ilginç ve önemli.

Tabiî yüzüne bakınca insanın keyfinin yerine geldiği ancak geçtiğimiz hafta ağzından çıkanlar nedeniyle keyiflerin kaçtığı Rus Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zakharova'nın çıkışı, Amerikan hissası ile bulunmaya çalışacak çözüm ile ilgili Rusların da söyleyecek bir şeyleri olduğunun işareti olarak algılandı. Tabiî AKEL'in hemen akabinde, "Evet dememiz için şartlarımız var" demesinin ve madde madde bunları sıralamasının Bayan Zakharova'nın açıklaması ile bağlantılı olduğunu düşünenler az değil.

İşte BM Haftası'nda bütün uluslararası oyuncuların oyun alanına dönüşen New York'ta bütün bunlar en üst seviyelerde, dahil olduğumuz ya da olmadığımız platformlarda konuşulacak.

Bu konularla ilgili büyük güçler mutabakata varır mı bilemem. Bildiğim tek şey;

"eylülde New York güzeldir."

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.