New York notları

loading
2 Haziran, Salı
£

8.45

7.53

$

6.73

A- A A+

New York notları

New York - Rum Başkan Anastasiadis BM Genel Kurulu'nu izlemek üzere Birleşmiş Milletler basın koltuklarındaki yerimizi almak üzere göğsümüzüdeki mavi kimliği, önümüze çıkan sayısız üniformalı görevliye göstere göstere ilerlerken, bir de baktım Madeline Albright önümde yürüyor.

Madeline Albright, bir zamanlar Amerika Dışişleri Bakanı olarak Amerika Birleşik Devletleri'nin dış politikasını, en cafcaflı olduğu dönemde yönetmişti ve dünyanın en güçlü kadınıydı.

Bir baktım iyice küçülmüş, o heybetli kadın zamana görüntü olarak yenik düşmüş gibi görünse de hala itibarı yerinde.

Her kapı önünde açılıyor, herkes, her polis memuru, gizli servis ajanı, "Hello ma'am" diyerek hürmet ediyor. Biz de Ulaş Barış ile beraber, Madeline Albright'ın arkasına takılarak, onun heyetindeymiş gibi davranmak suretiyle "ambulansın arkasına takılan araba" misali hızla BM binasına giriverdik.

Nikos Anastasiadis BM Genel Kurulu'na hitap etmeye başladığı anda usulca Genel Kurul salonuna girdik ve dinledik. Yeni bir şey söylemedi ancak Anastasiadis'i o heybetli Genel Kurul salonunda dünyaya hitap ederken dinlemek yeterince önemli idi.

Kısa bir süre sonra Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile görüşmesi sonrasında, Cumhurbaşkanı'nın kaldığı otelde, New York'ta bulunan basın mensuplarına bir açıklama yapan Espen Barth Eide'nin ifade ettiği gibi, "Bütün dünyaya 2016 yılı bitmeden çözümün mümkün olduğunu söyledi."

Yani Rum medyasına ayrı, Türk medyasına ayrı. Ulusal Konsey'e ayrı, yabancı misyon şeflerine ayrı şeyler söylediğini sıklıkla duyduğumuz Rum Lider dün "tüm dünyanın" gözünün içine bakarak, söyleyeceğini söyledi. Sadece bunu mu söyledi? Hayır.

Kıbrıs Cumhuriyeti'nin üniter devletten federal bir cumhuriyete evrilerek dönüşeceğini söyledi ve bunu bir taviz olarak kendisinin masaya bir armağan şeklinde sunduğunu söyledi. Tabiî kendi kamuoyuna mesaj veriyordu. Bunu anlıyoruz ama bunu illaki BM'de bütün dünyanın gözü içine bakarak bu konuda Kıbrıs Türk tarafı ile fikir birliğine vardığını söylemese olmaz mıydı?

Anladık. Kıbrıs Cumhuriyeti'nin elinde bulundurduğu BM ve AB üyeliği için yeniden başvuru yapıp bir süreç yaşaması gerekmeyecek onu biliyoruz ama bunu gözümüzün içine sokmanın gereği var mıydı bilemiyorum.

Aynı şekilde "çağ dışı garantiler ve adanın üçüncü ülke askerlerinden arındırılması" ifadesi de bu kritik günde gereksizdi. Nasılsa eğer Kıbrıs'ta bu yıl içinde ya da 2017 yılının ilk yarısında çözüme ulaşmazsa, Kıbrıs Cumhuriyeti Devlet Başkanı olarak gelecek eylülde yine BM Genel Kurulu'na hitap edecek ve istediğini söyleyecek Anastasiadis, 12 ay sonra dilediğini yine söyleyebilecek. Dün söylemese olurdu.

Neyse ki Eide, hem Türkiye hem Yunanistan yetkilileri ile New York'ta görüştüğünü ve sürecin ileriye götürülmesi konusunda istekli olduklarını gördüğünü söyledi.

Bu yazıyı kaleme alınırken, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile Amerika Birleşik Devletleri Başkan Yardımcısı Joe Biden görüşmesi devam ediyordu. Oradan ne çıkacağını ve Cumhurbaşkanı'nın görüşmesi ile ilgili değerlendirmesi konusundaki düşüncelerimi yarın yazarım. Tabiî bu hareketli ortam içerisinde daha sıcak bir gelişme olmazsa.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.