Zaman kısıtlaması ve uluslararası baskı yok ama var...

loading
29 Mayıs, Cuma
£

8.41

7.57

$

6.82

A- A A+

Zaman kısıtlaması ve uluslararası baskı yok ama var...

New York - New York'taki zirveyi yerinden izledik. Anastasiadis'in haftalarca önce "45 dakika sürecek bir toplantıdan öte bir şey olmayacak" diyerek değerini düşürüp, beklentileri azaltmayı çalıştığı zirveyi. Hatta zirve kelimesi bile kullanılmamaya özen gösterildi.

38'inci kattaki görüşme başladıktan sonra geçen 45 dakikada herhangi bir hareketlilik olmaması ve liderlerin, BM Genel Sekreteri ile birlikte, BM Güvenlik Konseyi Basın Toplantısı alanına gelme anı toplantının başlama anından 1,5 saat sonra olması kafalarda, "Ya büyük bir kavga çıktı ya da bir şeylerde anlaşıyorlar" ikilemini yaratmaya yetti.

Görüşmeden hemen sonra bana özel bir röportaj veren BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide, bu toplantıya 45 dakika ayrılıp, 90 dakika verilmesinin başka bir önemine de işaret etti ve 71'inci BM Genel Kurulu sırasında devlet başkanları ve yetkilileri ile yaptığı sayısız toplantılar arasında açık ara ile en uzunu olduğunu söyledi ve bunun BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs sorunu ile çözümü müzakerelerine verdiği önemi işaret ettiğini söyledi.

BM Genel Sekreteri'nin açıklaması sırasında "zaman" ve "uluslararası ilgiye" işaret etmesi, Anastasiadis'in 45 dakika, takvim ve uluslararası baskı yaklaşımlarını da yerle bir etmiş durumda.

O yüzden bu zirveden neler çıktığı ile ilgili bugünlerde çok spesifik şeyler bilmememize rağmen, zirveden kati bir şekilde zaman limiti ve uluslararası baskı çıktı diyebiliriz.

Bu durum süreci nereye götürür bilemem ama hiçbir işe yaramazsa bile, Rumların kapris ve gizli ajanda dolu isteklerine artık BM'nin boyun eğmeyeceğinin işareti olarak yorumlayıp, pis pis gülümseyebiliriz.

Eide ile görüşmemden ayrıca, bundan sonraki sürecin liderler süreci olacağını anladım. Yani artık müzakerecilerin kilit rolleri ortadan kalkmasa da azalıyor. Bizim tarafta o anlamda sıkıntı yok ancak Güney Kıbrıs'taki müzakerecilerin süreci zora sokmak anlamında sabıkaları çoktu.

Müzakereciler, müzakerelerin hafızası olarak süreçte bulunacaklar ancak bundan sonraki süreçte liderler müzakere edecek. Aralarında anlaşılmamış olan ve siyasi kararlarla ancak anlaşılabilecek konuların yalnızca liderlerin müzakere edip karara bağlayabileceği kararı alındı bu zirvede. Bu konuların ne kadar çok ya da kaç adet olduğunu sorduğumda, bitirilmemiş çok sayıda konu olduğunu fakat bu konuların anlaşmazlıktan dolayı değil; henüz iki liderin üzerinden geçip karara bağlamadığı için açıkta duran konular olduğunu söyledi. Anlaşmazlık noktalarının sayıca 10'dan az olduğunu ifade eden Eide, bunların ancak liderlerin müzakeresiyle olabileceğini söyledi.

Daha önce 2016'nın bitimine kalan sürede sorunun çözülmesi ile ilgili olarak "İddialı ama mümkün" ifadelerini kullanan Eide'ye "90 gün yeterli olacak mı?" dediğimde, önceki söylemini tekrarlayarak, "Tarihte daha büyük sorunlar çok daha kısa sürelerde çözüldü" diye konuştu.

BM Genel Sekreteri ile iki liderin önemli hiçbir farklılığı bulunmadığı ifade eden Eide, kendi kibar diplomatik ifadeleriyle, "iki liderin aynı şeyleri söylediği ama kültür farklılıkları nedeniyle farklı şekilde söylediklerini" belirterek, aslında liderlerin kendi iç siyasi dinamiklerinden çekindiklerini bana göre ima etti. Ancak hepimiz hangi lideri kastettiğini anlıyoruz. En azından ben anladım.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.