O günleri çok özlüyorum

loading
30 Mayıs, Cumartesi
£

8.43

7.57

$

6.82

A- A A+

O günleri çok özlüyorum

Eski günleri çok özlüyorum.

Fikirlerin tartıştığı ancak ne kadar hiddetli olsa da bu tartışmalarda hakarete başvurulmadığı, o saygın günler.

Herkesin siyasi görüşü ve bu çerçevede söyledikleri çerçevesinde eleştirildiği, fikrini karşı bir fikirle çürütmek ve ikna etmek için çaba gösterildiği o eski günleri...

Hep rahmetle andığım Özker Özgür ve Naci Talat'lı günler. Fikrine katılır ya da katılmazdınız, size hakaret etmez, kişiliğinize laf etmez ettirmezlerdi.

Salih Usar, Ömer Kalyoncu, Sonay Adem, Ferdi Sabit Soyer, Mehmet Ali Talat, Hüseyin Celal, Fatma Ekenoğlu, Kadri Fellahoğlu, Özkan Murat, Feridun Önsav ve daha sayamayacağım ya da isimleri şimdi aklıma gelmeyen bir çok siyasetçi gelip geçti o koltuklardan. Hepsi ile de gazetecilik mesleğinin gereklilikleri nedeniyle yolumuz kesişti. Kah eleştirdik, kah alkışladık. Sohbet ettik, şakalaştık, bilgi almak için sıkıştırdık. İlişkilerimiz hep düzeyli oldu. Onlara saygı gösterdik ve de karşılığında fazlasıyla saygı gördük.

20 yılı aşkındır bu işi yapıyorum, yukarıda saydığım isimlerden hiçbir tanesinin acı bir sözünü duymadım.

Zaman zaman acımasızca eleştirdim onları. Hatta gençlik aklıyla dozu da aştığım olmuştur belki de. Ama hiçbiri bana hakaret etmedi. Kişiliğimi konu etmedi. Mesleki yeterliliğime dil uzatmadı. Küfür etmedi. Para ya da menfaat karşılığı yazılar yazmakla suçlamayı bırakın, böyle birşeyi ima dahi etmedi hiçbir tanesi. Organize bir linç kampanyası başlatmadı.

Fikrimi ya da eleştirimi haksız veya yersiz bulduğu yerde, medeni ve de siyasi centilmenlik çerçevesinde, bir kahve ile birlikte, görüşümün yanlış olduğunu, ya da eksik bilgi sahibi olduğumu usulca anlatmaya çalışırlardı.

Ben de hep mesleğimin, bu kişilerin makamlarına hürmetin ve insanlıklarına olan saygımın gereğini yaptım. Bu nedenle hayatta olanların tümü ile hala selamlaşabiliyorum, o günlerle ilgili bir bilgi ya da anekdota ihtiyaç duyduğumda kapılarını çalabiliyorum.

Dünü özlemek için bugünün dünden daha kötü olması gerekir.

Eskiye özlem duymak için, gelenlerin gidenleri, ya da gönderilmeye çalışılanları arattığı bir günler yaşanıyor olması gerekir.

Öyle oluyor maalesef.

Bakıyorum da sözünü ettiğim ve tarihine, duruşuna, mücadelesine hep saygı duyduğum, Kıbrıs Türk halkı için hayati önemi olduğunu düşündüğüm bu önemli yapıda oluşturulan boşlukların büyük bir kısmına, her eleştiri sonrasında selamlaşmayı kesmemi gerektirecek kadar kendinden geçmiş, fikrine güvenmeyip saldırıyı en iyi fikir savunma yöntemi olarak benimsemiş, insani ilişkileri zayıf, soruya hakaretle yanıt veren, küfürbaz insanlar yerleşmiş ya da yerleşme çabasında.

Ben bu mesleğin en alt kademesinden bir yerlere çalışarak, yarı aç yarı tok, soğukta ve sıcakta, şimdi bulunduğum yerlere bebek adımlarıyla tırmanmaya başlarken, bu arkadaşların çoğu ortalıkta yoktu bile. Ben bu insanların abileri ve ablalarının etkin olduğu yılarda da buralardaydım.

Onlar kendileri ile o muteber insanlar arasındaki farkı göremeyebilirler ama "hancı" olarak ben çok net görüyorum.

O yüzden de o günleri özlüyorum.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.