Bu süreç tükenmeli

loading
2 Haziran, Salı
£

8.52

7.58

$

6.81

A- A A+

Bu süreç tükenmeli

İsviçre – İsviçre'yi boydan boya ayıran demiryolu üzerinde tıkır tıkır Zürih'e doğru akarken, bir yandan kartpostallarda ya da şimdiki ifadeyle internette görebildiğimiz müthiş güzellikleri izlemeye dalmış, bir yandan ise trenin penceresine dayadığım kafamın içinden geçenleri tahlil etmeye çalışıyorum.

Londra'dan geçtiğim Cenevre, sonra Vevey, şimdi Lozan, Bern ve Zürih üzerinden İstanbul ve sorununu çözenleri izlemekten artık yorulduğumu hissettiğim Kıbrıs.

5'li konferans tarihi, toprak yüzdesi, harita derken; Kıbrıs'a eli boş dönmek, hele hele bu işin BM'yle olmasını isteyen Rum şahinler hariç kimseyi tatmin etmeyen bir gerekçeyle bunu yapmak durumunda kalmak, beni ne kadar rahatsız ediyorsa, Cumhurbaşkanı Akıncı'yı bin kat daha fazla rahatsız ettiğine eminim.

Kimilerine göre Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı elini masaya vurup, "Nikos bu iş burada biter, gerekirse bu Allah'ın dağında birkaç gün daha kalırız ama bu safhayı kapatmadan buradan gitmeyiz. Gidersek bir daha gelmeyiz" diyebilirdi.

Kimileri ise "Cumhurbaşkanı Akıncı, süreci canlı tutmak için Anastasiadis'in özel ricasına saygı gösterdi ve sürece bir hafta ara verilmesine izin verdi" açıklamasının yerinde olduğunu düşünerek, bir hafta aranın kimseye zararı olmayacağını ifade ediyor.

Bir başka kesim ise Cumhurbaşkanı'nın, New York'ta uğradığına Mont Pellerin'de de uğradığı düşüncesinde. Ayrıca kendisinin elinin boş döndürülmesinin de Anastasiadis'in 'müzakere eder taklidi yapma' stratejisinin bir gereği olduğu şeklinde ve aynı grup, Kıbrıs Türk halkının totalde bu süreçten zararla ve ciddi şekilde düşmüş bir şekilde ayrılacağı kanısında.

Her kafadan bir ses çıkıyor anlayacağınız.

"Yiyip içip geldiler" diye gerçek anlamda salakça yorumlar gördüm sosyal medyada önceki akşam. Yorum yapmayı bırakın, adlarını bile doğru düzgün yazabildiklerinden emin olmadığım bu karakter sorunu olan arkadaşlar için daha önce kullandığım "Sosyal medya ishalinden muzdarip körler" ifadesi sanırım cuk oturur.

Dediğim gibi kafamı trenin camına dayamış vaziyette "Mont Pelerin Zirvesi"nin, "Mont Pelerin krizine" dönüştüğü andan itibaren maruz bırakıldığım görüşler bunlar.

Tabiî bir kendi görüşüm var elbet.

Biliyorsunuz ki ben kişi olarak Kıbrıs'ta bir çözüm istiyorum. Tercihim bir federal çözümdür. Ancak eğer olmayacaksa, olmayacak duaya amin demeye ısrar edenlerden değilim.

Ancak şunda son derece kesin ve net bir görüşüm ve gerekirse tavrım vardır:

Bu süreç tüketilmeli. Ortadan kaldırmak anlamında değil; sonuna kadar gitmek anlamında tüketilmeli.

Tüketilmeli ki, kimin ne olduğu ortaya çıksın. Samimiyet testleri yapılsın. Bütün dünya, "Suçlu, ayağa kalk!" diyebilsin ve masum olan da mükafatını alabilsin.

Bu süreç tükensin ki, başarısız olunursa ve Rumlarla artık bu anlamda bir çözüme ulaşamayacağımız anlaşılırsa, "başka baharda, başka bir şey konuşabilelim."

O yüzden gelecek hafta Cenevre'de yapılacak zirvenin ikinci raundunu da nefesleri tutarak izlemeyi salık veriyorum.

Sonra bakarız.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.