Çakma elementler bir bir çürürken...

loading
31 Mayıs, Pazar
£

8.42

7.57

$

6.82

A- A A+

Çakma elementler bir bir çürürken...

Tarihi bir eşikteyiz, gerçekten. Binlerce kez kritik eşik, kritik dönem ve tarihi an diye yazıldı söylendi müzakere sürecinde. Bu sefer tarihi bir eşikteyiz, gerçekten.

İnanması zor gelebilir. İzah etmeye çalışayım.

Sakın bu tarihi eşiğin, Anastasiadis'in dersine iyi çalışmadığı için olmayan "B Planı" yüzünden mola istemek zorunda kaldığı Mont Pelerin Zirvesi'nin kaldığı yerden devam edeceği 20-21 Kasım tarihleri olduğunu söylediğimi düşünmeyin.

Biraz daha derin, biraz daha kritik ve tarihi şeylerden söz ediyorum.

Tarih ilerler, hayat değişirken, tutucu ezberlerle bir hayatın sürdürülmesi imkansız. 1960'lardan bu yana Kıbrıs Rum siyasetinin ezberleri hiç değişmedi. Bunların da artık sürdürülmesi mümkün değil.

Daha yakından bakalım bu ezberlere.

Kayıplarla ilgili yıllarca sürdürülen tek taraflı mağduriyet propagandası çöktü. Çocukluğumda ellerindeki çerçevelerde oğullarının ve eşlerinin fotoğraflarıyla eylem yapan karalar bağlamış Rum kadınlarının gösterilerinin derin izi var. "Türkiye geldi, evlatlarımızı kaybetti" mağduriyet propagandası çöktü. Sevgül Uludağ'ın yıllar önce iki toplumun kayıplarının olduğunu anlatan ısrarlı gazeteciliğinin önemli katkısıyla meselenin tek taraflı bir mağduriyet olmadığı anlaşıldı. Hemen hemen her hafta hem Kıbrıslı Türk hem de Kıbrıslı Rum kayıplar, kuyulardan, tarlalardan çıkarılıp defnediliyor. İki toplum açısından da insani bir mesele olan kayıplar, artık bir politik istismar unsuru olmaktan çıktı.

Hatırlayın, en basit konularda bile Kıbrıs Türk halkının temsiliyeti veya teması ile ortalık oynardı. Lobiler devreye girer, konu abartılır da abartılırdı. "Sahte devletin statüsünü yükseltme" paranoyası ile en insani olaylar bile politik maksatlarla istismar edilirdi. İstanbul'daki Akıncı-Putin tokalaşması bu ezberi de yıktı. Kıbrıs Rum Dışişleri Bakanı Rusya'yı kınamaya veya protesto etmeye cesaret edemedi. Sadece kongrede Akıncı'nın "Cumhurbaşkanı" olarak anons edilmesini protesto edebildi. Olan spikere oldu, o da çok umursamamıştır zaten. Artık şiddetle kınayıp, esefle protesto etme klişesi kadük oldu, çürüdü, çalışmıyor.

Yarım asırdır devam eden müzakerelerde zırt pırt "çözümsüzlüğün sorumlusu, uzlaşmaz tutumuyla Kıbrıs Türk tarafındadır" suçlama klişesi de Mont Pelerin'de çürüdü. BM, resmi açıklamayla Anastasiadis'in 1 haftalık mola isteğine Kıbrıs Türk tarafının anlayış gösterdiğini yazdı. Tersi olsa "Akıncı masadan kaçtı" diye ortalık yıkılırdı. Bununla'Kıbrıs Türk tarafının uzlaşmazlığı' elementi de çürüdü, hem de çürüdüğünün kaydı, BM belgesi olarak açıklandı.

Son kritik element ise "tüm Kıbrıs'ın egemeni Kıbrıs Cumhuriyeti" ezberi. Herkes öyle olmadığını, Kıbrıs'ta iki egemen yapı olduğunu biliyor ama 40 yıldır tekrarlandığından, Kıbrıs Rum toplumunun ekseriyeti buna inandı. Anastasiadis ve arkadaşları, Türkiye ile İsrail arasında varılan doğal gaz anlaşmasının ardından bu "tüm Kıbrıs'ın egemeni Kıbrıs Cumhuriyeti" elementinin çürüyüp çalışmadığını nasıl izah edebilecek, çok merak ediyorum.

İsrail ve Türkiye Enerji Bakanları'nın bitirdiği İsrail-Türkiye Doğal Gaz Boru Hattı anlaşmasına göre İsrail gazı, Avrupa piyasasına Türkiye üzerinden taşınacak. Element şu: Bu boru hattı, KKTC Münhasır Ekonomik Bölgesi'nden geçecek.

Anastasiadis, Mont Pelerin'de ezberlerle devam edip imkansız olduğunu kendisinin de bildiği maksimalist politikaların esiri olursa, bütün bu çürüyen klişelerin artık işe yaramaz kamuoyu yönetme elementleri olduğuyla yüzleşecek.

Allah kolaylık versin Anastasiadis, erken emekliliğinin büyük bir bölümünü kilisede Tanrı'dan af dileyerek geçirmek zorunda kalacak.

Çünkü çürüyen element suyu ısıtmaz, elektrik asfalyalarını attırır ve maazallah çok kötü çarpar!

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.