Kalan kanlı kulaklıklardaki son şarkı

loading
27 Eylül, Pazar
£

9.77

8.92

$

7.66

A- A A+

Kalan kanlı kulaklıklardaki son şarkı

Dünyamızı karartan bir haberle güne başladık dün.

Arkadaşlarım olay yerine koştu, ben ise hastaneye.

Haber yapmak, fotoğraf çekmek şöyle dursun, bütün eforumu gözyaşlarıma hakim olmak için harcadım oradayken.

Sonra da dayanamayıp, yürüyerek gazeteye geri döndüm.

Televizyonlara çıkan, sosyal medyaya giren herkes günahkar aradı dünkü kaza ile ilgili. Birkaç duyarlı kişi haricinde, bu acı üzerine siyaset yapma denemelerini görünce, üzüntüme kızgınlık da katıldı. Kendime hakim olamasam, ben de sosyal medyaya girecektim ama nefes alıp, gözlerimde biriken yaşları sildim ve işime devam etmeye karar verdim.

Herkes günahkar ararken, günahsızları unuttular hep birlikte.

İlayda'nın kanlı defterinden, kimya sınavına çalıştığını anladık. Kim bilir, sınav haftası neredeyse son bulacak diye ne kadar da sevinçliydi yavrucak.

Sude, bakalım hangi şarkıyı dinleyip hayal kuruyordu okul yolunda, o kanıyla boyanmış kulaklıklarından. Geride kalan kanlı kulaklıklarında son şarkı hangisiydi?

Ne günahı ya da kusuru vardı bu çocukların?

Diğer gençlerin ne günahı vardı? Bugün yaşam mücadelesi veren, okula giderken gözlerini hastanede açan ya da hepimizin açması için dua ettiğimiz?

Okula gidiyorlardı.

Her gün yaptıkları gibi Karaağaç'tan çıkıp, okullarına, öğretmenlerine, arkadaşlarına gidiyorlardı.

Arkadaşlarını gördüm Acil Servis'in önünde.

Onları bekliyorlardı. Ölüm haberleri geldi.

Gözlerinin içindeki acı, endişeyi tarif edebilecek kadar iyi bir yazar olamadım ben hala.

Onların günahı neydi?

Hele hele, minibüs şöförü Denktaş Mutluel'in ne günahı vardı?

Sordum, öğrendim.

Rahmetlinin, profesyonel sürücü ehliyeti, 11 kişilik minibüs işletmesi için izin belgesi ve o güzergahta yolcu taşımak için gerekli izinleri eksiksizdi. Yolun solunda da gidiyordu gayet nizami bir şekilde. Yanında, şimdi hayat kavgası veren eşi ile birlikte.

Onların günahı neydi ki, sabahın köründe insanlar işlerine, okullarına giderken, 25 yaşındaki bir tır şoförü yolun karşı tarafına geçerek onları biçti?

Geçtiğimiz cuma günü benzer bir şeyi yine yaşamış Denktaş. Aynı yolda, aynı virajda. Bu sefer de, bizim Kıbrıs'ın yollarına henüz alışamamış bir kiralık araç aynı şekilde yolun sağına geçmiş. Rahmetli, o sefer kazayı yoldan çıkarak, bankete düşerek ucuz atlatmış.

Kader, hemen hemen aynı yerde, aynı şekilde sorumsuz bir sürücünün elinden 4 gün sonra, onu eceli ile buluşturmuş. Yanında eşi ve iki fidan ile birlikte.

"Yol kötü", "hava karanlık", "hükümet istifa…"

Dilediğiniz kadar bağırıp çağırıp, kendinize siyasi ya da sendikal malzeme çıkarabilirsiniz.

Ya da taziye mesajları ile ortalığı kaynatabilirsiniz.

Nasıl olsa iki gün sonra unutur, daha önemli, daha siyasi ya da daha akçeli işlerle meşgul olursunuz.

Bu olay da bir sonraki yasımıza kadar gündemden düşer.

Olan, ateş düşen yüreklere, sönen ocaklara olur.

Kalan kanlı kulaklıkları ile son şarkılarını dinleyenlere, kanlı defterlerinden son satırlarını okuyanlara olur.

Dar zümrevi çıkarlarınız, gözlerinizi ve yüreğinizi kör ettiğinden samimi olamadığınız için, doğru dürüst yas bile tutmaktan aciz olduğunuz için, tepeden tırnağa, hiçbirinizi en azından birkaç gün duymak istemiyorum.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.