Başbakan'ın fıstığı

loading
5 Haziran, Cuma
£

8.51

7.66

$

6.76

A- A A+

Başbakan'ın fıstığı

Yazının başlığına bakarak Erdoğan veya Eroğlu'nun bir aşk dedikosuna karıştığını ve benim de bunu açığa çıkardığımı düşünmeyin sakın. Bu haftaki yazının konusu İngiltere Başbakanı Tony Blair. Fıstık olarak da kastedilen ise Efes Pilsen Birası ile çok güzel gittiği tarafımca test edilip onaylanan bildiğiniz fıstık...

İngiltere'de yaşamaktan hoşnut olduğumu söyleyemem..

Hatta ülkemin istikrara kavuşacağı günü iple çekip, bu gri şehirden bir daha dönmemek üzere döneceğim günün özlemi ile geçiriyorum günlerimi.

Birçok yerde söylemişimdir, "Çözümü getirecek anlaşmanın imzalandığı gün benin kesin dönüş tarihimdir"

İngiltere'nin sayamacağım kadar kötü yanı olmasına rağmen bazı olaylar da bana "iyi ki burada yaşıyorum" dedirtiyor doğrusu.

Bu olaylardan bir tanesini geçtiğimiz gün İngiliz Sky TV haber kanalında gülümseyerek izledim. Mark McGowan adındaki genç sanatçı, sanatçı olabilmek için geçirdiği eğitim sürecinde öğrenci kredisi olarak yaklaşık 25 bin sterlin borçlanmış. Dünyadaki sanatçıların bir çoğu gibi McGowan'da gerçek hayata atılınca maddi anlamda aradığını bulamaz ve borcunu ödeyemez hale geldi. Başvurduğu eğitim vakıfları bu yıl için ayrılmış bütçelerini aştıkları gerekçesiyle genç sanatçının talebini geri çevirirler. O da ilginç bir protesto yöntemi ile talebini yinelemeye karar verir.

McGowan, Londra'nın bir ucundan diğer bir ucuna olan elleri ve dizleri üzerinde, burnuyla bir fistığı tekerleyerek, iki haftada katetti ve İngiltere Başbakanı'nın iametgahı olan ünlü 10 Downing Street adresine önceki gün vardı.

Yol boyuınca bazı muzipler Mc Gowan'ın fıstığını ayakları ile ezmişler veya tekmeyle uzaklaştırmışlar ancak yedek fıstıklar devreye girerek genç sanatçının protestosu tamamlanmış.

Haberi izlerken gülümseme neden olan şey ise Mark McGowan burnunun ucuyla iterek getirdiği fıstığı arkasında Tony Blair'in dünyanın bir kısmını yönettiği siyah kapının önüne geldiğinde, orada Başbakanın güvenliği için bulunan polislerin McGowan'ı izlemeye gelen çok sayıda basın mensubu ile birlikte onu alkışlaması. Hemen akabinde İngiltere Başbakanlığı'nın üst düzey yetkilierinden birinin elinde bir fincan çayla kapıda belirmesi ve gencin elini sıkarken, çayı ona vermesi hakikaten görülmeye değerdi.

Genç sanatçı yüksek eğitim ücretlerini İngiltere'ye uyguladığı ve sanata ile sanatçıya yeteri kadar önem vermeyen politikalarından dolayı Blair ve hükümetini protesto ederken 10 Downing Street'e vardığı zaman koruma polislerinin alkışı ve bir Başbakanlık yetkilisinin tebriği ve çay ikramı ile karşılaşıyor. Olacak şey değil...

Bu hareketi Türkiye'de yapacak olsa sonunu düşünmek bile istemiyorum. Manevi şahsiyete hakaretten tutun da kamu düzenini bozmaktan özgürlüğünden bile olabilirdi zavallı.

Amerika Birleşik Devletleri'nde böyle bir protesto gösterisi yapsa, daha Beyaz Saray'ın olduğu caddeye varmadan bir manga Deniz Komandosu onu etkisiz hale getirip çoktan Guantanamo Bay'deki kampa göndermişlerdi.

Fransa'da Başkanlık sarayı önünden geçmesi bile imkansız.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde ise Cumhuriyet Meclisi barikatlarına takılır, biraz direnirse ise Temmuz 2000'deki olayların daha ufak çaplısı yaşanırdı herhalde.

Mark McGowan'a çay ikram ederken bir de orada bulunan fotomuhabirlerine sözkonusu gençle birlikte poz veren başbakanlık yetkilisinin yüzünde sankı olimpiyat madalyası kazanan bir vatandaşını kutlar gibi bir ifade vardı. Hayret doğrusu.

İşte bu gibi olaylar İngiltere'de yaşam sürmek zorunda kalan ve yurt özlemi ile yanıp tutuşan benim gibi yüzbinlerce kişiye, "İyi ki burada yaşıyoruz" demekten başka çare bırakmıyor.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.