Gerçek bir mucize olmazsa...

loading
2 Haziran, Salı
£

8.51

7.59

$

6.81

A- A A+

Gerçek bir mucize olmazsa...

Bugün Espen Barth Eide adaya geliyor. İki lideri ziyaret edecek. Ne olacak? Pek bir şey yapabileceğini sanmıyorum ama BM'nin mucize diye nitelendirdiğimiz işleri yapmışlığı vardır o yüzden küçük de olsa bir pay bırakıyorum.

Yarın ise ondan daha önemli bir görüşme olacak.

İki lider Enosis krizi sonrasında ilk kez bir araya gelecek ve göz göze bakacaklar.

Önceki günkü açıklaması sırasında Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı'nın tam karşısında duruyordum ve gözlerinden, Enosis kararının iptali haricinde bir yöntemle kolay kolay ikna olacağa benzemiyordu.

Dolayısıyla bu görüşmenin çok uzun sürmeyeceğini tahmin ediyorum.

Kara haber veren olmayı sevmem ama sabırla ve umutla bir noktaya varmasını beklediğimiz bu süreç bana göre son bulmuştur.

Polyannacılık yapmıyorum ama bu işin içinden iyi bir şey de çıkmadı değil hani.

Toplumsal olarak tek ses vermeyi başardık uzun yıllardır ilk kez. Meclis içindeki ve dışındaki siyasi partiler tek bir ağızdan Enosis kararına tepki gösterdi ve Cumhurbaşkanı etrafında kenetlendi.

Şimdi ne yapacağımızı düşünmemiz lazım.

Masa çökerse, ki bana göre çökecek, masayı çökerten, terk eden tarafın biz olmadığımızı iyi anlatmamız şart.

Ancak onun da sıkıntıları olacak.

Şöyle ki, zaman son derece sıkıntılı. Yani Cumhurbaşkanı'nın bazen basın toplantılarında bizim dahi dinlemekten sıkıldığımız, "2017 risklerle dolu bir yıl olacak" ifadelerinde son derece haklı olduğunu herkes teslim etmeli bence.

Yaşı müsait olanlar hatırlayacak.

2004 yılındaki referandum sonrasında, haklı ve çözüm konusunda irade ile cesaret gösteren taraf Kıbrıs Türk tarafı olmuştu.

Ama dönem aynen bugünkü gibi sıkıntılı olduğu için o süreçten istediğimizi elde edemediler.

Neydi sıkıntılar? Aynen bugünkü gibi Cumhuriyetçiler ABD'nin başına yeni geçmişti. Bugün oldu, Trump ya da yardımcısı, ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan Kıbrıs ile ilgili bir brifing almış değil.

Kofi Annan gitmiş Ban Ki-moon görevi devralmıştı. Aynen bugünkü gibi Ban görevini Guterres'e devretmiş, o da sağını solunu henüz kavrıyor.

O dönemde Schröder gitmiş yerine Merkel gelmişti. Şimdiler Almanya seçime hazırlanıyor bizi dinleyecek ne hali var ne de isteği.

Her zamanki gibi BM Güvenli Konseyi üyeleri her biri bir tarafa çekmekle meşgul.

Benim bu işlere pek aklım ermez ama, bana göre artık gözümüzü ara bölgeye değil; uluslararası alana çevirmeliyiz. Ara bölgede iki toplumlu etkinlikler için harcanan efor, artık çok toplumlu, çok uluslu etkinlikler için harcanmalı.

Cumhurbaşkanı ve heyeti, Lefkoşa'da durmamalı, dünyanın dört bir yanına yayılıp durumu net bir şekilde anlatmalı. Bir Kıbrıs Türk halkının olduğunu, iyi niyetle çözüm istediğini ancak karşılığında bir iyi niyet görmediğini anlatmalı.

ELAM sayesinde oluşan toplumsal tepkiyi bir toplumsal seferberliğe dönüştürüp meramımız tek bir ağızdan her platformda anlatılmalı. Hükümeti/muhalefeti uçaklara binmeli ve her gittikleri yerde aynı şeyi söylemeli.

Sivil toplum, medya, herkes yeni politikayı benimsemeli ve bunu dillendirmeli.

Eğer gün gelir de masaya dönülecekse bu egzersiz sonrasında çok daha güçlü dönülür. Dönülmeyecekse de yine bu toplumsal birlikteliğin getirdiği güçle yeni yol yürünür.

Tabiî ki bugün ve yarınki gelişmeleri bekleyecek ve Cumhurbaşkanı'nın ağzından çıkacakları dinleyeceğiz, ancak bu kadar şeyden sonra gerçek bir mucize olmazsa, olacak ve olması gereken az çok belli.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.