Ne yalan söyleyeyim bu Türkeş'i sevdim

loading
5 Haziran, Cuma
£

8.58

7.65

$

6.77

A- A A+

Ne yalan söyleyeyim bu Türkeş'i sevdim

Başlığı okuyup soyadı gıcıklığı olan yoldaşlar küfre başlayabilir hemen. Hiç sıkıntı yok.

Ama ana avrat kısmına geçmeden, yazının devamını okumakta yarar var diye düşünürüm.

Beni tanıyanlar bilir, babası Alparslan Türkeş'in politikalarına hiçbir zaman kafam yatmadı. Ne öğrencilik yıllarımda ne de sonradan.

Ama Tuğrul Türkeş, babasından siyasi olarak farklı olduğunu demeçten demece, icraattan icraata izleyerek tahmin etmenin ötesinde karşılıklı bir sohbet toplantısında bulunmak ilginç bir deneyimdi.

Türkiye'nin Kıbrıs İşlerinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Tuğrul Türkeş ile bir grup gazeteci, bir araya geldik dün.

Türkeş önce resmi bir açıklama yapıp kameralara teşekkür edip onları gönderdikten sonra, kahvaltı ile beraber sohbete başladık. Mikrofon elde ele dolaştı, herkes aklına geleni sordu. Hatta onun cevaplamasının mümkün olmadığı halde, bizim iç meselelerimizle ilgili sorulan spesifik sorulara bile kibarca yanıt vermeye çalıştı.

Gerçek sorulara ise inanılmaz bir açık yüreklilikle, eleştiri oklarına kendisini hedef edecek şekilde ve belki de duymak istemediğimiz ancak gerçeğin ta kendisi olan yanıtlarla, tabiri caizse, "dümdük" bir şekilde cevapladı.

Su konusunda bazı belediyelerin tutumundan tutun da, Ekonomik Protokol'e kadar. Kıbrıs müzakerelerinden, Türkiye kaynaklı açılan ihalelere kadar her konu açıldı ve "içi dışı bir" yanıtlar verdi konuk Başbakan Yardımcısı.

Gerçekte böyle olmadığı ve Anadolu halkının parasını kuruşuna kadar savunduğunu bile bile, "Her türlü ihtiyacınızı kayıtsız şartsız karşılayacağız. Siz ne isterseniz o olacak. Biz size hizmet etmek için sorgusuz sualsiz tonla parayı vereceğiz, nasıl isterseniz öyle harcarsınız. İster rüşvet çetesi oluşturun, ister ihale kliki bunu dilediği şekilde paylaşsın ve varsın yapılan işler biraz daha pahalıya mal olsun. Zararı yok. Her şeyimiz size feda olsun" dese, Türkeş'i duymak istediklerimizi söylediği için daha samimi mi bulacaktık?

Ben düz adam severim. "Dümdük" yüzüme ne hissettiğini, ne düşündüğünü ve nasıl davranacağını söyleyeni severim. Söyledikleri ağırıma gidebilir, hatta rencide de olabilirim ama bu, söylediklerinin gerçek olmadığı anlamına gelmez.

Daha önce çok Kıbrıs İşlerinden Sorumlu Kabine Üyeleri gördük.

Medya önünde gülümsediler, perde gerisinde de siyasi ve bürokratlarımızı perişan ettiler.

Tuğrul Türkeş hem gülümsüyor hem de bildiğimiz ama yüzümüze pek söylenmeyen gerçekleri, gözlerimizin içine baka baka söylüyor.

Ne yalan söyleyeyim, ben bu Türkeş'i sevdim...

Ha bu arada… Türkeş'in gazetecilere fırça attığını söyleyenler olmuş, internette gördüm.

Ben de oradaydım, fırça falan yemedim. Zaten kendisine saygısı olan hiçbir gazeteci, bir siyasiden fırça yemez.

Türkeş'in yanlış haberler yazıldığı ile ilgili bir sitemi oldu. Hemen mikrofon istedim ve Türkeş'e aynı şiddette bir sitemde bulundum ve Kıbrıs işlerinden sorumlu bir bakanlık varsa, Kıbrıs'ın bir medyasının olduğunun da idrakinde olması gerektiğini ve yanlış haberler yayınlanmasının önüne geçmek isterse, bu medyanın varlığını dikkate alarak, Kıbrıs Türk medyasının, kendisinin bakanlığında muhatap alınıp bilgi alabileceği bir birim oluşturması gerektiğini ifade ettim. Doğanın boşluk tanımadığı gibi, enformasyon boşluğunun da doldurulmaya muhtaç olduğunu ifade ettim ve sitem ettim. Dikkate alacağını söyledi.

Yani fırça yok. Sitem var. Sitemine karşılık da sitem edildi.

Doğrusu budur.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.