Vatandaşlık tepkisinin gizli temeli ırkçılıktır

loading
6 Haziran, Cumartesi
£

8.58

7.64

$

6.77

A- A A+

Vatandaşlık tepkisinin gizli temeli ırkçılıktır

Malcolm X, "Irkçılık ideolojik bir düşünce değil; psikolojik bir hastalıktır" derken, insanların ten rengine göre ayırımı kastediyordu tabii ki.

21'inci yüzyılda Kıbrıs diye minicik bir adada yaşayanların hatırı sayılır bir kısmının bu hastalığın bir başka türlüsünden muzdarip olacağını kestirmesi mümkün değildi. Yoksa onun için de özlü bir laf eder, bizi de aydınlatırdı.

Vatandaşlık tartışmasının sosyal medya üzerinde ulaştığı boyutları kastediyorum.

Kendilerini "orijinal Kıbrıslı" diye nitelendirip, adaya 1974 sonrası Anadolu'dan gelen insanların vatandaş olup, onlarla eşit statüye kavuşmasını kabul edemeyen insanlar var ülkemizde. Hem de hatırı sayılır kadar çok.

"Türkiyalı" diye hepimizin hayatımızın belirli dönemlerinde ya da bazılarımız için her zaman, tepeden baktığımız bu insanların KKTC yurttaşı olmalarını istemeyen ve bununla ilgili mücadele verenlerin öne sürdükleri çok sayıda neden var.

Eğitim, sağlık, barınma gibi temel ihtiyaçların nüfus politikalarımızın olmaması nedeniyle aksayacağını öne sürerler çoğunlukla.

Sanki süper sosyal devletiz de, evi olmayana ev, aşı olmayana aş, başarılı çocuklara burs ya da amansız hastalıklara yakalananlara bedava sağlık hizmeti veriyoruz da bu insanlar gelince bunlar olmayacakmış gibi...

Ya da Türkiye'deki yönetimler, KKTC vatandaşı olan "Türkiyalıları'' seçim zamanlarında diledikleri gibi yönlendirip, kitleler halinde kazanmasını istedikleri partilere oy patlaması yaşayacaklarından endişe ettiklerini söylerler.

Bunun böyle olmadığını, Talat'ın kaybettiği Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, İrsen Küçük'te, ÖRP'de her fırsatta gördük yaşadık.

Demek ki konu o da değil.

"Üzerine ev yapacak arazi kalmayacak, bu topraklar bu kadar insanı kaldırmaz" diyenler var.

Cevaben, 'Bakanlar Kurulu kararı ile yapılan 5-10, 20 hatta 50 vatandaşın dışında vatandaş olanlar, zaten yasal olarak burada be kardeşim', diyebilirim ancak. Sadece ceplerinde artık senin benim gibi bir kimlik kartı olacak.

İşte sorun da burada zaten.

Bu "Türkiyalı" diye hor görülen, "Garasakal" diye aşağılanan, "fica" deyip denizden karaya vuran yosun ile eş tutulan insanların bizimle eşit olması kabul edilemiyor bir türlü.

Bir akademisyen, sosyal medyada bir paylaşım yaptı ki kanım dondu resmen. Çok üzüldüm. Evet her konuya kendisi ile aynı açıdan bakmamakla biliniyoruz ama, Kıbrıslı Türklere çağrı yapıp, tek kurtuluşun 7'şer çocuk yapmak olduğunu söylemek neyin nesi?

Yani ülkedeki "orijinal Kıbrıslılar", bir türlü değiştirilemeyen ve bu haliyle yasal olarak burada ikamet edenlere vatandaşlık hakkı tanıyan Vatandaşlık Yasası'ndan faydalanan "fica"ların çoğalmasına önlem olarak daha çok "orijinal Kıbrıslı" üretelim diyor. Aklım almıyor.

Vatandaşlık verilsin/verilmesin…

Hiç o noktada değilim.

Doğru idi yanlıştı, onu da konuşmuyorum şu anda.

İşaret ettiğimi herkes gördü sanırım.

Evet belki Anadolu'dan gelen insanların kapıları işaretlenmiyor ya da onlara ayırt edici pazubent taktırılmıyor ama onların insan ve eşit görülüp, aynı renk kimlik kartı taşımalarının da hazmedilemediği bir gerçektir.

Bunun adı en hafifinden ırkçılıktır ve bu hastalığın tedavisi de insan sevgisidir.

Tarih, tedavisi geciktiği için yıkılan rejimler, yok olan insanlarla doludur.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.