Ne bayram ne de matem

loading
3 Haziran, Çarşamba
£

8.51

7.58

$

6.76

A- A A+

Ne bayram ne de matem

Müzakere sürecinin artık sona ermesiyle, Kıbrıs Türk toplumu içerisinde bazı yerlerde bayram, bazı yerlerde matem havası estiğini biliyorum. Ne bayram ne de matem.

Sadece bir durum tespiti, teşhisi ve bir anlamda da o durumun ilanı.

Ne öğrendik bu 10 günlük sürecin sonunda?

Rum ve Yunan tarafının, "çözüm" kelimesini kullanırken, "eşit", "adil" , "kalıcı" , "yaşayabilir" kelimeleri lügatlerinden çıkardıklarını öğrendik.

Öğrendik ki bu adada partner ya da ortak değil; kendilerine tabi bir toplum arıyorlar.

Öğrendik ki ne New York'a ne de Mont Pelerin ile Cenevre'ye gelirken bavullarına samimiyet koydukları gibi, Crans Montana'ya da samimiyetsiz bir şekilde gelmişler.

Şimdi birileri yayvan yayvan, "Biz zaten bunu biliyorduk ve sürekli Facebook'ta da yazdık. Dinlemediniz" diyecek.

Önemli olan bizim ya da onların bilmesi değil; bunu herkesin bilmesi idi. Herkes derken de buna uluslararası aktörleri özellikle katıyorum.

Bayram da değil matem de dedim ya; bugün yeni bir yolun, yeni bir parametreler silsilesinin, yeni bir dış politikanın, yeni sistemin, belki de sırası gelirse yeni bir devletin oluşturulmasının düşünülmesine başlanması günüdür.

Daha önce yapıldığının aksine çatlak seslerin ahengi bozduğu değil; 'aynen Rumların yıllardır yaptığı gibi' tek bir sesle önce kendi içimize, sonra da uluslararası camiaya seslenmeye başlama günüdür.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, "Artık daha fazla vaktim olacak, iç meselelerle de ilgilenme fırsatım olacak" anlamına gelen bir şey söyledi basın toplantısında dün.

Katılmıyorum. Cumhurbaşkanı'nın bugünden sonra işi o kadar çoğalacak ki, belki de danışman kadrosunu, dış ilişkiler uzmanlarını, hukukçularını… iki misli, üç misli arttırması gerekecek.

Bence gün, artık bu toplumun nereye doğru yürüyeceğinin seçeneklerini oluşturmaya başlama günüdür. Bu seçenekleri uluslararası hukuka ve uluslararası camianın kabul edebileceği bir formata büründürebilecek çalışmalarının başlayacağı gündür.

Rum hükümet sözcüsü arkadaş, ''Yolun sonu anlamına gelmiyor" gibisinden laflar etmiş. Başkan'ın, Tsipras'ın 'İspanyol şairin yol hikayesinden' de uzun bu yolu daha uzun yıllar yürüyüp, bizi de peşlerinden sürükleyip, her geçen gün biraz daha bezdirip, aramızda onlar gibi düşünenlerin sayısını çoğaltarak, gün gele her istediklerini kabul edeceğimiz bir noktaya ulaşmak istedikleri belliydi.

Umudumuz, bu oyunlarının uluslararası bir platformda ifşa olması idi.

Crans Montana, bir ölçüde buna hizmet etti sanırım.

Kıbrıs'ta federal çözüm diye bir opsiyon artık yok. Buna alışmak zor gelecek biliyorum ama alışmak zorundayız.

Şimdi davul zurna çalıp sevinmek ya da karalar bağlayıp yas tutmak yerine, ne yapacağımıza karar vermemiz lazım.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.