Zor bir geceydi

loading
30 Mayıs, Cumartesi
£

8.42

7.57

$

6.82

A- A A+

Zor bir geceydi

Televizyonlarda tam bir yıl önceydi. 15 Temmuz 2016. Patronumuz Polat Alper'in planlanmış bir İzmir seyahati vardı. Akşam uçağına binecekti. Uçak saatine kadar vakit geçirmesi gerektiği için, "Hadi bir yerde bir yemek yiyelim. Uçak saatine kadar zaman geçirirken bana eşlik et" dedi.

Emir demiri keser. Gazete, rutin bir haberle yoluna girmiş, arkadaşlar çalışıyordu. Küçük Kaymaklı'da bir meyhaneye doğru yola çıkmak üzere gazeteden ayrıldık.

Tam kapıyı çıkarken, Cumhurbaşkanlığı İletişim Direktörü Ali Bizden kapıda belirdi. Onu da kervana kattık.

Bir iki kadeh rakı, biraz yemek, derken Polat Bey'in uçak vakti iyice yaklaşmıştı. Ali ile beni olduğumuzda yerde bırakıp Ercan'a doğru yola çıktı.

Serin bir Lefkoşa gecesini bırakıp eve gitmeye kıyamadık, oturmaya devam ettik.

Derken telefonlar ufak ufak gelmeye başladı.

Atatürk Havalimanı bombalama olayı daha taze olduğu için Boğaz Köprüsü'nün askerler tarafından kapatılmasını bir terör saldırısı tedbiri olarak düşündük ilk başta. Sonra işin bir darbe girişimi olduğu netleşince biz zaten masadan kalkmış, Ali Bizden'in arabasıyla gazeteye doğru hızla gidiyorduk.

Bana çok uzun gelen Kaymaklı - Ortaköy arasındaki seyahate Ali de ben de çok sayıda telefon görüşmesi sığdırdık. Ben bir yandan bilgi almaya çalışıyorum, diğer taraftan da gazetedeki arkadaşları uyarıp, uzun bir geceye hazırlıklı olmalarını öğütlüyordum.

Ali ise Cumhurbaşkanı'nın yerini tespit edip, güvenliğinden emin olmak için telefonlara sarılırken, sonucunun ne olacağını bilemediğimiz bu darbe girişiminin KKTC'ye nasıl yansıyacağını bilememenin gerginliğini yaşıyordu.

Türkiye'nin askeri bir darbe sonrasında seçilmiş yönetim yerine, yönetimin askerlere geçmesinin, üstüne üstlük FETÖ'cülerin eline geçmesinin Kıbrıs yansıması ne olacaktı? Geçici 10'uncu madde oradaydı. Kolordu, GKK nasıl bir tavır izleyecekti? Başarılı olan darbeler sorasında ilk kapısı çalınan kişilerin gazeteciler olacağı düşüncesi beni ayrıca ürpertiyordu doğrusu.

Tam o sıralarda TRT'deki sarışın spiker bildiriyi okumaya başlamıştı.

Masayı birkaç kez istem dışı yumrukladığımı hatırlıyorum.

Sonra Erol Olçok ile ilgili haber düştü internete.

Rahmetli ile ortak dostlarımızı aradım. "Doğru mu?" diye sordum. Kötü haber doğrulanmış, o ana kadar gelen kötü haberlere bir yenisi eklenmişti.

Masaya bir yumruk daha ve birkaç damla yaş.

Sonra facetime ve Recep Tayip Erdoğan. Gerisini biliyorsunuz.

Uzun ve zor bir geceydi.

Allah tekrarını göstermesin.

Benim için zor bir gece idi diyorum ya… Çocukları ve torunları ile tatilde iken onu öldürmek için kaldığı yer komandolar tarafından basılan Erdoğan için muhtemelen daha zordu.

Ya bir köye sığınmak durumunda kalan Başbakan Yıldırım? Ya tankların önüne kendilerini atan insanlarla, bayrağını kapıp meydanlara doluşmak üzere evlerinden çıkan ve geri dönmeyenleri bekleyenler için? Onlar için nasıl bir geceydi, düşünmek bile istemiyorum.

Ama düşünmek lazım. Bilmek lazım ve hatırlamak lazım.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.