Rejim değişikliğini konuşsak diyorum

loading
2 Haziran, Salı
£

8.51

7.56

$

6.77

A- A A+

Rejim değişikliğini konuşsak diyorum

Daha önce söyledim, artık daha sık söyleme ihtiyacı hissediyorum. Ve bana göre de aynı ihtiyacı herkesin hissetmesi gerekiyor.

Şimdi önüne gelen hükümeti eleştiriyor. Kimileri haklı ve meşru eleştirilerdir, kimileri ise çirkin ve yalana dayalıdır. Kimilerine ise eleştiri denmez, düpedüz saldırı tanımlaması çok daha uygundur.

İllaki şimdiki hükümet üzerinde örnekleme yapmamıza da gerek yok, bir önceki ya da ondan önceki hükümet üzerinden de meramızı anlatabiliriz pekala.

Misal; Vatandaşlık Yasası. Neden değişmedi şeklindeki eleştirilere, "Ortağımız rıza göstermedi" şeklinde bir savunma var. Buna bahane de diyebiliriz ancak hiçbir şekilde fark etmez. İktidarın, mevcut yapı nedeniyle yapabileceklerinin sınırlı olduğu bir sürece ne derseniz deyin.

"Neden yapmadın" ya da "neden yapmıyorsun" sorularının yanıtı hemen hemen aynıdır. Ya "ortağım müsaade etmedi" ya da "çok kritik bir meclis aritmetiği ile iktidarı elimde bulunduruyorum. Bir ya da iki vekil buna sıcak bakmıyor" yanıtlarını alırsınız.

Bir başka deyişle, meclis aritmetiği, yürütmenin önünü tıkıyor. Neden? Çünkü yasama ile yürütme birbirinin içinde.

50 kişilik bir meclisin, yürütmeyi denetlemek gibi bir görevi varken, yürütmenin bu meclis içinden çıkıyor olması, yürütmenin aslında 'kendi kendini denetleyen' bir yapıya dönüşmesini sağlıyor.

Yetkiler hükümette gözükse de, Cumhurbaşkanı'ndan bazı yetkiler var Meclis'te de. Arap çorbası gibi bir durum. Devlet mekanizmasını basitleştirmek ve başkanlık sistemi dediğimiz, yetki ile sorumluluğun aynı oranda, bir kişi ve onun sorumluluğundaki bir ekipte toplanması işleri yapılabilir hale getirir ancak.

Türkiye, pekala parlamenter sistemde kalabilirdi.

550 milletvekili içinden çıkacak 20 kişilik bir kabine, devede kulak gibi kalıyor ancak bizdeki 50 kişi içinden çıkacak 11 kişilik kabine, denetim ve yasamayı kilitleyecek bir orandır.

Başkanı seçelim. Beş ya da dört yıl orada kalacağını bilsin. Manifestosunu halka anlatsın. Seçilirse, bu manifesto 5 yıllık bir plana dönüşsün. "Ömrüm yetmedi, hükümet düşürüldü, erken seçim geldi" diye bahanelerle başarısızlıkları savunma imkanı kalmasın. Görev süresinin sonunda yaptıkları beğenilirse bir dönem daha seçilir. Beğenilmezse yenisi göreve gelir. Bu arada Meclis de ne kadar görev yapacağını bilir çünkü ayrı bir seçimle göreve gelir. Görevi Başkan'dan bağımsız olarak yasa yapmak, Başkan ve ekibini denetlemek.

Başkan, hukuk içerisinde kararlar alsın. Yürüsün. Hatalı karar alırsa, sandıkta hesabı sorulsun. Çok büyük hatalar yaparsa Meclis araştırsın, işi yargıya havale etsin. Başkan yargılansın.

Ama yetki ile sorumluluk aynı oranda olsun.

Kabinedeki bakanın adı Başkan'ınkinden fazla söylenmesin. Bakan'ın hataları Başkan'dan sorulsun. Başkan ikna olursa, hükümetin düşeceği endişesi ile onu görevde tutmak yerine görevden alsın, yerine bir başkasını atasın.

Herhangi bir vaadini yerine getiremediği zaman ise kendisine yöneltilecek "neden yapmadın" sorusuna vereceği yanıt da binbir bahane yerine, en fazla, "kusura bakmayın, yapamadım" olsun.

Evet, söylüyorum!

KKTC'ye artık Başkanlık sistemi şart. Hem de çok acil bir şekilde.

Yoksa, bir arpa boyu yol alamadığımız ve bahanelerle kendimizi yıllardır boğduğumuz bu sistem içerisinde boğulup yok olacağız.

Hazır bugün Meclis açılıyor. Yenilenen salonu dolduran vekillerimiz bunu konuşmaya başlasalar diyorum. Konuşmasalar da düşünseler yine razıyım.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.