Geç kalmış bir Antep kahvaltısı yazısı

loading
5 Haziran, Cuma
£

8.58

7.65

$

6.77

A- A A+

Geç kalmış bir Antep kahvaltısı yazısı

Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu 13'ncü Başkanlar Toplantısı'na onur konuğu olarak katılan Turizm ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu'nun peşine takılıp Gaziantep'e gitmiştik bundan birkaç hafta önce.

İlk kez gittiğim Antep'e biraz da bizim Serhat İncirli'nin Adana Sokak Lezzetleri Festivali'nde yiyip içtiği sonra yazıp ağzımızın suyunu akıttığı geziye olan hasedimden gittiğimi arada makul bir zaman geçtiği için itiraf ediyorum.

Öncelikle şunu söyleyeyim, Gaziantep'te, 'kibrit kutusu kadar beyaz peynir, bir dilim kepekli ekmek ve dilediğiniz kadar salatalık domates' diyene gülüyorlar, gülme bitince de dövüyorlar.

Güne haliyle acayip bir kahvaltı ile başladık.

Gaziantep'e gideceğimizi duyan bilge kişiler bize Beyran içmemizi salık vermişlerdi. Ne olduğunu bilmediğimiz bu meşhur çorbayı içmek için sabahın köründe kalktık. Gittiğimiz restoranın ustası Beyran'ın ne olduğunu anlatırken, kaşlarını çatıp, ''Çorba demiyoruz. Diyeni de sevmiyoruz'' tadında bir şey söylenince toparlandık.

Şahane bir şey. İçtikçe içesi geliyor insanın. Bir tas daha isteyecekken bir de baktım, bakır tasların içerisinde kuzu kavurma, dil kavurma ve beyin kavurma geldi.

Acaba bütün gün uyuduk ve buraya kahvaltıya değil de akşam yemeğine mi geldik diye düşünmedim değil.

Bu müthiş lezzetleri adetten olduğu için fotoğraflayıp Whatsapp'tan beni diyette sanan muhterem eşim Benan'a gönderdim.

Cevabı çok kesin ve netti.

'Ölecen!'

Aklıma diyetisyenin 'Kahvaltıda bir kibrit kutusu kadar beyaz peynir' sözü geldi yeniden, bir gülme geldi anlatamam. Hatta gülmekten elimden çatalı düşürdüm ve pantolonumun bacak kısmına iyi bir parça beyin kavurma döküldü. Pantolona hiç üzülmedim dersem ne istediğimi anlarsınız sanırım.

Et, yağ, biber, baharat ve ustalığın birleştiği müthiş kahvaltı ve yemek kültürüne çok rahat alışabilirim. Bunu ispat etmek istercesine de Yeme Olimpiyatları'na hazırlanan bir atlet gibi performans sağladım.

Şahane bakır kaseler, içlerindeki muhteşem yiyecekler tüketilip masayı terk edince, şöyle bir göbeğimi okşayıp, 'Hiç pişman değilim' dediğimi hatırlıyorum hayal meyal.

Hazmı kolaylaştırır diye bir çay söylemeye yeltenince, garsonlar, 'Abi kahvaltı bitmedi ki daha' deyince içten içe sevindim ama Antepliler, 'Bu gazeteciler harbiden aç' demesin diye belli etmeyip, 'Kardeşim daha ne kadar yiyeceğiz? Biz bu kadar fazla yemeğe alışık değiliz' dedim kimsenin duyup da ciddiye almayacağı yükseklikte bir sesle.

Kocaman tepsiler içerisinde katmer dedikleri bir şey geldi.

Aman ya rabbim.

Böyle güzel bir şeyin yeryüzünde insanoğlu tarafından insanoğlunun beslenmesi için yaratılabileceğine ihtimal vermez insan. Yedikçe yiyorsunuz ve mideniz size 'yeter' diye sinyal göndereceğine, 'Ye kardeşim ye. Hallederiz' diyor. Olacak iş değil.

Öncelikle bizi Antep'te ağırlayan başta Gaziantep Basın Cemiyeti Bakanı kardeşim Arif Kurt'a çok teşekkür ederim. Beyran'lı kahvaltının yanına yaklaşamayız ama kendisini Kıbrıs'ta ağırlayacağımız günü iple çekiyorum. Sağ olsun.

Bu pazar sabahında, yazım sizi kahvaltı masasında yakalamışsa sakin olun lütfen.

Kahvaltıyı hazırlayan hanımefendi ya da beyefendiye, 'Buna kahvaltı mı diyorsun? Bak el alem ne kahvaltılar yapıyor?' diyerek bozuk atmayın. Ben de aynı kahvaltıdan yapıyorum şu anda. Beyaz peynir cart curt.

Herkese iyi pazarlar.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.