Şimdi oldu işte

loading
31 Mayıs, Pazar
£

8.42

7.57

$

6.82

A- A A+

Şimdi oldu işte

Her ne hikmetse hükümet ya da Başbakan ilk söylemesi ya da yapması gerekeni sonra söyledi ya da yaptı.

Dün bir grup meslektaşım ile Başbakanlık'ta ağırlandık. Çay kahve ve içinde bolibif olmayan sandviçler eşliğinde iki saati aşkın Başbakan Tufan Erhürman ile sohbet etme imkanımız oldu. Hükümetin açıkladığı "fırsatçı tüccar önlemi" kamuoyundan önce bizimle paylaşıldı.

İşte tam o sırada. "Oh be. İşte şimdi oldu" diye geçirdim içimden.

"Serbest piyasa ekonomisine devletin müdahalesinin sakıncaları" hassasiyeti artık hükümetin önünde engel olmaktan çıktı.

Ağırlığı hukukçulardan oluşan hükümet, 2171977 Sayılı Mal ve Hizmetler Yasası'nı buldu ve uygulamaya sokmaya karar verdi çok şükür.

Şimdi Sterlin'i 10TL'den hesaplayıp marketlere o fiyatlardan mal veren fırsatçı ve kan emici tüccarlar, ya da "Kaça verirsem vereyim bu ahali alacak mecburdur" diyen toplum parazitleri korksun bence. Hükümet, daha doğrusu Ekonomi Bakanlığı sağlam durur ve bu fırsatçıların canını yakarsa, onların vatandaşın canını yakmasına engel olurlar. Bu kadar da basit.

Zaten dert, vatandaşın alım gücünün azalmasına engel olmak değil mi? İşte bu basit yöntemle bu yapılabilir.

Şimdi iş bunu tespit etmekte.

Personel yok, vakit yok gibi bahanelere sarılmasın kimse.

Bu ülkede süpermarket zincirlerinin sayısı bellidir. İki elin parmaklarını geçmez.

Genel müdürlerini çağırırsınız, fatura dosyalarını beraberlerinde getirmelerini istersiniz. Geçen ay aldıkları malların faturaları ile geçtiğimiz hafta aldıkları malların faturalarını karşılaştırmalarını istersiniz.

Market sahipleri ya da yöneticileri zaten bu dertten muzdarip. Fiyatlar yükselince satışlarının azalacağını, müşterilerinin onları sorumlu tutacağını ve alışverişlerini başka yerlere kaydırmak isteyeceklerini biliyorlar. Bu nedenle sizin gönüllü denetim memurlarınız olmaya hazırdırlar.

Faturalara bakarsınız.

Aradaki farklar, dövizdeki hareketin farkı kadar ise sorun yok. Ama fark "sırf içinde olayım" diye abartılı bir şekilde büyültülmüşse ya da dövizin düşüşü karşısında yeniden küçültülmemişse o ithalatçının canını yakarsınız.

Yakarsınız ki, bir daha bu ahalinin ensesinden servetine servet katmaya kalkışmasın. Yakarsınız ki, bir daha krizi fırsat bilip bundan ahlaksızca fayda sağlamaya çalışmasın.

Bir ülkedeki herhangi bir anomaliyi fırsata çevirip bundan haksız bir şekilde para kazananlar için başka ülkelerde büyük yaptırımlar vardır eminim.

Bizim garip ülkemizde bu alışkanlık haline gelmiş ne yazık ki.

Misal, kapılar kapalı olduğu dönemde İngiliz menşeili çikolatayı her gün yemek kimsenin haddi ve harcı değildi. İngiltere'den birisi gelecek ve hediye olarak getireceği çikolatadan birer ikişer diş yense mutluluk verirdi. Aynı şekilde misafirliğe gidip ne içersiniz diye sorduklarında, "Nescafe" demek çok ayıptı ve yapılmazdı çünkü herkesin evinde yoktu. İngiliz çikolatası ve Nescafe çok pahalıydı.

Gel zaman git zaman kapılar açıldı ve Güney Kıbrıs'taki marketlerden sözünü ettiğim ürünlerin gerçek fiyatları ortaya çıktı. O dönemin açıkgöz tüccarları fiyatlarını düşürmek zorunda kaldı. Bugün İngiliz çikolatası ile Türkiye çikolatası arasındaki fark çok az. Ancak kapıların kapalı olduğu 1974-2003 yılları arasında yapılan serveti düşündüğünüzde, birileri buna benzer birçok ürün üzerinden, fırsatçılığı ve kan emiciliğinden dolayı çok paralar kazanmış. Bakarsanız bugünkü krizden fayda sağlamak isteyenler de aynı şirketler ya da kişilerdir.

Başbakan'a buradan kocaman bir teşekkür. Detaylarda ve teknik işlerde boğulmaya gerek yok. Sadece bu önlemi alsalar ve devletin tebasını koruduğunu hissettirseler, gerisi zaten kendiliğinden gelir.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.