31 Mart seçimleri üzerine sesli düşünceler

loading
29 Mayıs, Cuma
£

8.40

7.55

$

6.82

A- A A+

31 Mart seçimleri üzerine sesli düşünceler

Türkiye'de 31 Mart Seçimleri bitti. CHP yüzük taşlarını toplayıp Ankara, İstanbul ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlıklarını kazandı. Cumhur İttifakı'nın oy kaybı yok. Koltuk kaybı var. Milliyetçi Hareket Partisi ittifaklar meselesinden en karlı çıkan parti oldu. Ona da ittifak içerisinde bunca seçimdir verdiği desteğin karşılığı olarak bakmak lazım diye düşünürüm. Elbette verdiği borcu bir gün tahsil edecekti. Kısmet bu seçimeymiş demek.

CHP artık muhalefet partisi olmaktan çıkmış durumda. Sürekli söylenen ve muhalefet yapan CHP artık iktidarın bir parçası haline geldi. Belki merkezi hükümette hala muhalefet ancak yerel yönetimlerde İstanbul, Ankara, Adana, İzmir gibi devasa şehirlerde yerel idareci konumuna geldi.

Bildiğiniz gibi sadece İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin bütçesi birçok bakanlık bütçesinden daha fazla. Dokunduğu ve hizmet verdiği insan sayısı 15 Milyon'un üzerinde. CHP'nin artık bahanesi yok. Hizmet etmek, üretmek ve özellikle İstanbul ve Ankara'da seleflerini aratmamak zorunda.

CHP bu çerçevede yeniden organize olup, şikayet eden parti değil, şikayet edilmemek için çalışan parti konuma geçmesi lazım.

Adalet ve Kalkınma Partisi'nin durumu daha farklı elbette. Merkezi hükümetteki iktidarında bir sarsılmak yok. Ancak yerel yönetimlerde ilçeleri toplamış olmasına karşın, Büyükşehir Belediyelerinde sıkıntı yaşadı.

Bunu bir mesaj olarak alması ve partiyi re organize etmesi gerekecektir elbette ki. Erdoğan bunun işaretlerini de verdi. Gerekirse kabinede bile değişiklik yapılabileceğini söyledi. Zaten ekonomi anlamında yapılması gereken çok şey olduğunu ifade etti. Etmesine de gerek yoktu hani. Önümüzdeki günlerde olanı biteni izleyeceğiz. Allah'tan henüz o beklenen döviz fırlaması gerçekleşmedi. Gerçekleşmezse işi nispeten daha kolay olur.

Binali Yıldırım 0001 plakalı araçtan inip, "görev adamı" sıfatı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı adayı olup, YSK aksini söylemediği sürece, seçimi kaybetti ya, şimdi düz bir milletvekili olarak kaldı. Nasıl bir formülle Meclis Başkanlığı ve Başbakanlık yapmış bir kişi onore edilir bilemem. Erdoğan neyi takdir eder onu da kestiremem. Ama Adalet ve Kalkınma Partisi'nin gülen yüzü olan Binali Yıldırım'ın kaybedilmesi, hatta geri planda tutulması ile ortaya çıkacak kayıp, bu seçimde vuku bulan ile kıyaslanamayacak kadar büyük olur. Partinin ihtiyacından çok Türkiye'nin Binali Yıldırım'a ihtiyacı var diye düşünürüm.

Gazeteci gömleğini çıkarıp, siyasal iletişimci tshirt'ü ile birkaç kelam edecek olursam da, Ak Parti'nin seçim kampanyası ihtiyaç duyulan duyguyu veremedi. Beka sorunu hissiyatı belli bir seçmen tarafından kabul gördü ancak bunun tahsilatını Ak Parti değil de MHP yaptı. Halbuki konu beka değil ekonomi idi. Nasıl 2002'de ekonomi ile cebelleşen ve Deprem yaralarını bile saramayan bir ülkeyi devralırken, ANAP, DYP, DSP gibi dev partileri tasfiye ettiyse, AK Parti, iktisadi farkındalık kazandırdığı tabanına göre uygun mesajı seçim kampanyasında veremedi kanımca. Evet seçim kampanyaları size taş çatlasın yüzde 3 ila 5 oy getirir biliyorum. Ama Ankara ile İstanbul'un yüzde kaç oy ile kaybedildiğine bakarsanız, Rahmetli Erol Olçok'u yad ederek, "Neredesin be Erol Abi" demekten kendinizi alamazsınız.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.