İcraat yapmak ya da yapmamak

loading
31 Mayıs, Pazar
£

8.42

7.57

$

6.82

A- A A+

İcraat yapmak ya da yapmamak

Ortalık toz duman. Ülkede hükümetin devamı ile ilgili ciddi bir algı sorunu var.

Allah'tan KKTC'nin borsası ya da kendi dinamikleri ile oluşan bir döviz piyasası yok. Olsa şimdiye borsa dibe vurmuş, Sterlin, Dolar, Euro şimdikinden daha yükseklere ulaşmıştı.

Dörtlü koalisyon hükümetinin bugün, yarın ya da ondan sonraki gün bozulacağı ile ilgili söylentiler ayyuka çıkmış, ortakların "hiçbir sorunumuz yok" söylemleri artık inandırıcılığını yitirmiş durumda.

Özersay'ın, "İcraat yapamayacaksak burada oturmanın anlamı yok" şeklindeki bir ifadesini hatırlıyorum.

O ifadeden konuya bakacak olursak aslında asıl sıkıntı, Türkiye ile ekonomik protokolün imzalanmamış olması ve para akışının gerçekleşmemiş olması değil gibi duruyor.

Asıl mesele icraat yapamamış olmak.

Paraya bağlı icraatlar var. İhaleler, yollar, yatırımlar vesaire.

Bir de parayla ilgili olmayan sadece irade ve siyasi bedel ödemeyi göze alarak yapılabilecek hamleler var. Bu hamleler gerçekleştiğinde, bazı sendikalar ve sivil toplum örgütleri size tepki gösterebilir ancak attığınız adımlar, hem mali anlamda sizi rahatlatır, hem de kaynak beklediğiniz ülke tarafından, "Bakın bunlar bir şey yapmaya kararlı. Destek olmak lazım" şeklinde değerlendirilmenize neden olur.

Misal, fazla mesai ile ilgili Bayram öncesi atılan adım. Adım atıldı. Sonra o adım geriye döndü. Daha birçok örnek sıralamak mümkün.

İcraat dediğimiz şeyler bunlardır.

Ya da kamu reformu. Daha verimli bir kamu için ciddi bir neşter vurup cerahatin akmasını sağlamak yerine, "katılımcı, şeffaf, içinde sevgi pıtırcıkları barındıran ve herkese şirin görünmek adına yapılmış gibi gösterilen bir reformu icraat diye sayıp, "yaptık" diye önümüze getirmeyin. Bu icraat olmaz çünkü.

Bunları yapamıyorsa hükümet, o koltuklarda oturmanın zaten manası gerçekten yok.

Yani işi Türkiye'ye yıkmak bu noktada son derece yanlış bu bağlamda. Türkiye, kör kuyuya para atmak istemiyor olabilir. Buna tepki göstermek yerine, "Ey Türkiye siz verseniz bile biz bu parayı kör kuyuya atmayacağız" dediğinizi işaret eden bir işaret bir icraat var mı ki?

Neticede, İcraat yapmak ya da yapamamak noktasına dönecek olursak, "yarın tatil, ondan sonraki gün gider" diye bir imajı oluşan hükümetin, kasasında milyarlarca Dolar olsa ne olur, diye de sormak lazım.

Biliyorum. Kafanız karışık. Yazıdan anlayacağınız üzere benimki de öyle.

Ancak sevgili Hüseyin Ekmekçi'nin söylediği gibi, "Bu ülkenin yönetilmeye ihtiyacı var" lafı bu noktada çok anlamlı.

Konu para değil. Biraz da olmayan parayı varmış gibi harcamaya devam etmek konusunda ısrarcı olmak.

Öyle olunca da, "Benim haberim yoktu" , "Neden bize bilgi vermeden borçlandınız" gibi sorular ve sorgulamalar ortaklar arasında vuku bulmaya başlıyor.

Birçok hükümet yönetmek ve harikalar yaratmak iddiası ile gelmiştir iktidara. Ancak evdeki hesabın çarşıya uymaması da vakadır ve doğaldır.

İcraatın neden gerçekleşemediği üzerine kafa patlatıp ahaliye meram anlatmak, ya da "nedeni biz değiliz" diye kendini soyutlamak yerine, icraatın gerçekleşmediği gerçekliği üzerinde durmak ve ona göre davranmak lazım diye düşünürüm. İcraat gerçekleşmiyor ne yazık ki. Yani evdeki hesap çarşıya uymadı.

"Sen kapat", "hayır sen kapat" diyerek boşu boşuna telefonu meşgul eden yeni sevgililer gibi davranmak yerine, "hükümeti bozan taraf olmamak" adına bu icraatsız hükümette kalmak konusunda ısrar eden dört parti başkanı konuya bu açıdan bakarlarsa siyasi gelecekleri açısından kendilerine iyilik yapmış olurlar kanaatindeyim ve bu kanaatim sadece bu hükümetle ilgili değil sadece, olursa, yeni hükümet için de geçerli.

İcraat yapmak ya da yapmamak. İşte bütün mesele bu.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.