Asıl siz kendinize gelin!

loading
2 Haziran, Salı
£

8.45

7.53

$

6.73

A- A A+

Asıl siz kendinize gelin!

"Ses çıkarma" diyorum kendi kendime ama üstüme üstüme geliyorlar. Tel-Sen Başkanı Tamay Soysan, sözüm ona yaptığı eylemde , medyaya saldırmış, "Basın kendine gelsin" demiş. Daha başka şeyler de söylüyor ve basının dönüşümlü olarak farklı kesimlerin temsilcisi gibi davrandığı ifade etmiş.

Medyadaki arkadaşlar artık sadece bir zümreyi değil de toplumun genelini düşünmeye başladıkları için ve Tel-Sen eylemine gerekli ilgiyi göstermedikleri için bu rahatsızlık herhalde.

Tüm basın için konuşamam ama Tel-Sen'in kalesi Telekomünikasyon Dairesi'nde olup biteni ve Tel-Sen'in mücadelesinin toplumsal olmadığını artık herkes biliyor.

Basın kendine gelir. Büyük ölçüde de kendindedir zaten de, Telekomünikasyon Dairesi kendine zamanında gelmiş olsaydı bunları konuşmuyor olurduk şimdi.

Sosyan önceki gün eylemi duyurduğu basın açıklamasında ve kendinde olmayıp sermayenin, reklamcının temsilcisi gibi davranan basının yayınladığı basın bildirisinde, Shakespeare'den bile alıntı yapmışlar ve basını gördüğünü anlamayan kandırılmaya müsait ahmaklar gibi göstermeye çalışmış.

Her gün iş üreten, üretmediği sürece de issiz ve aşsız kalma tehlikesi bulunan basın mensuplarına hakaret etmek, sendika başkanı arkadaşın haddi değil diyorum sadece.

Hadsizlik bununla da sınırlı değil tabii.

Tel-Sen, Telefon Dairesi'nde çalışan yaklaşık 200 kişinin örgütlü bulunduğu bir sendikadır. Yani Sayın Soysan ve yönetimi 101 oy alarak göreve gelmişlerdir. Ya da en iyimser ihtimalle 200 oyun tümünü almıştır. Yani temsil ettiği ve çıkarını koruduğu kitle topu topu 200 kişidir.

Diğer taraftan da on binlerce kişinin oyunu alan Ulaştırma Bakanı, daha da fazla oy alan Başbakan. Bir başka ifadeyle de siyasi olarak ülke yönetimi için gerekli demokratik erki elinde bulunduran bir hükümet. Hükümet siyasi bedel ödemek pahasına da olsa, doğru bildiği ve siyasi karar alarak başlattığı bir icraatı yerine getirmek için karar alacak ve 200 kişiyi temsil eden bir sendika çıkıp, "Buna müsaade etmeyeceğiz" diyor.

Merak ediyorum. Ne yapacaksınız?

Yetkiniz nedir ki?

Grev mi?

Yapın. Ne kadar yapacaksınız. Ev telefonlarımız susacak mı? Sussun.

İnternet mi kesilecek? Kesilsin.

GSM Operatörlerinin operasyonlarını mı durduracaksınız? Durdurun.

Nereye kadar?

Yetki sizde değil ki. Yetki seçimle gelen hükümette.

Hatta sizin grev yapıp yapmamanızın bile yetkisi hükümette. Yeniden işlerinizin başına dönmeniz bir Bakanlar Kurulu kararına bakar.

Tabii burada hükümet kararlarının arkasında sağlam durması gerekecek.

"Peşkeş çekilecek, halkın malı özele devredilecek, izin vermeyeceğiz"bu sloganlara karnımız tok be arkadaşlar.

Yani Shakespeare'den alıntı yaptığınızı gören, bütün gün kitaplardan başınızı kaldırmadığınızı düşünecek ancak, Ulaştırma Bakanlığı'nın "Günahını kutsallaştırmak" için "kendinde olmayan" basın mensuplarına verdiği brifinge söylediklerini hiç okumamışsınız belli. Maliye Bakan'ı verdiğiniz önerilerle Bakan'ın söyledikleri neredeyse örtüşüyor. Biz onunkini de sizinkini okuduk.

Altyapı üst yapı ayrılacak. Omurga devletin malı olacak. Saha dolabına kadar devletin kontrolünde olacak. Ulaştırma Bakanlığı farklı bir şey söylemiyor ki.

Sadece farkı, dairenin herkesin hizmet alabileceği bir noktaya getirilmesi ve bunun için ise özel sektörün bilgi ve birikiminin denetlenerek kullanılması.

Ha konu, "kalemiz devrilmesin, dilediğimiz zaman daire önüne çıkıp, Meclis kapatılsın, şu olsun bu olsun diyemeyeceğiz ve rahatımız bozulacak" ise, orada durun. Asıl siz kendinize gelin çünkü bu ülke 200 kişiden ibaret değil.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.