Sen değil, başkası söylesin...

loading
4 Haziran, Perşembe
£

8.51

7.66

$

6.75

A- A A+

Sen değil, başkası söylesin...

Türkçe 'de en uzun kelimenin 'Çekoslovaklaştıramadıklarımızdanmısınız' olduğunu söylerlerdi bir zamanlar. Ama artık Çekoslovakya diye bir ülke olmadığına göre, bu kelime de artık geçerliliğini yitirmiş bulunuyor.

Bu Çekoslovakya diye bildiğimiz ülke birçok badireyi atlattıktan sonra, 1993 yılında uluslararası ilişkiler literatürüne 'Kadife Ayrılık' diye kendini kaydeden bir hareketle, iki ayrı, egemen devlet olarak birbirlerinden anlaşarak ayrılıp, Çek Cumhuriyeti ve Slovakya diye iki ayrı ülke haline dönüştüler.

1918'de Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun yıkılması üzerine kurulan ve varlığını 1993'e kadar sürdürürken, Birleşmiş Milletler'de tek sandalye ile temsil edilmiş, daha sonra bölünüp iki ülke haline dönüşen bu ülkeye Birleşmiş Milletler 2 adet sandalyeyi çok görmemiş.

Yazıyı buraya kadar okuyanlar, benim 'Çekoslovakya ikiye bölünüp iki egemen devlet olabiliyorsa, Kıbrıs da hazır de-facto olarak bölünmüşken, neden uluslararası toplum, Kıbrıs'taki ayrı devlet fikrini kabul etmiyor?' diye sorduğumu düşünecekler.

Beni bilenler öyle bir şey sormayacağımı da bilirler elbette.

Benim bu Çekoslovakya bahsi ile ilgili takıldığım mevzu başka.

Bu Slovak Dışişleri Bakanı adamızı ziyaret etti ya geçtiğimiz gün. Hatta Havadis Gazetesi'nden Başaran Düzgün abimize de 'AB'nin garantör olmayacağını' da söylemiş ve bir kez daha malumu gözler önüne sermeyi hazır adaya gelmişken başardı.

Mevzu yine o değil.

Takıldığım konu, Slovakya Dışişleri Bakanı'nın Kıbrıslı Rum mevkidaşı Nikos Hristostodilides ile birlikte yaptığı açıklamada söyledikleridir.

Konuk olduğu ülkenin siyaseti öyle diye, ayrılarak, ayrı egemen ülke haline dönen bir ülkenin dışişleri bakanı 'tek çare birleşmektir' niye der anlamadım. Sormazlar mı, ki ben soruyorum şu an, tek bir ülke iken iki ayrı ülke olmayı tercih ettikten sonra Kıbrıs'a gelip 'birleşmekten başka çareniz yok' söylemi niye?

Anlıyorum, bu iş 'al gülüm, ver gülüm' işidir.

AB içinde 28 ülke birbirleri ile iyi geçinerek, birbirlerinin isteklerini yerine getirmek gibi bir yaklaşımları var. Ama insan bu kadar da geçmişi ile ters düşmez ki.

Ben Kıbrıs, defakto olarak ayrı iken birleşmesini illaki isterim. Konu zaten hangi temelde ve nasıl birleşeceğidir. Daha da ileriye giderek, ne derece birleşeceğini tartışıyoruz. Federal temelde mi, konfederal düzlemde mi? Sıkı mı Gevşek mi. Ya da şimdilerde, AB içinde bir, ama dışarıda ayrı ayrı mı olacak diye fikir üretirken, iki ayrı devlet haline dönüşen Çekoslovakya'dan türeyen Slovakya'nın Dışişleri Bakanı gelip bize 'sizin birleşmeniz lazım. Başka çareniz yok' dediğinde komik oluyor biraz.

Sen 75 yıllık bir ülkeyi ikiye bölüp iki ayrı egemen ülke yap, sonra da 45 yıldır ayrı olan iki ülkenin birleşmekten başka çaresi olmadığını söyle.

Sen değil başkası söylesin.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.