Devlet daireleri tecrübem ve karışık duygular

loading
29 Mayıs, Cuma
£

8.41

7.58

$

6.82

A- A A+

Devlet daireleri tecrübem ve karışık duygular

Son bir iki gündür sıradan bir yurttaş olarak devlet daireleri ile haşır neşir olmak durumunda kaldım.

Bu tecrübe bende karışık duygular bıraktı.

Anlatayım:

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti pasaportumun süresi bitmiş. Yenilenmesi icap eder. Hazır aybaşı iken bu işi aradan çıkaralım diyerek, eski pasaportum, çekilmesi mümkün olan en çirkin biyometrik fotoğraf ve 5 yıllık KKTC pasaportunun harcı olan 400 TL'nin çekilmesine izin verecek bir kredi kartı ile İçişleri Bakanlığı'nın yolunu tuttum. Pasaport bölümü tenhaydı. Hemen sıra bana geldi. Oradaki görevli memurlar son derece güler yüzlü ve yardımcı. Gerçi, ikinci kata çıkıp, bir doğum belgesi almamı istediklerinde biraz bozuldum ama itiraz da etmedim. Paşa paşa 1TL'mi verip doğum belgemi aldım ve ibraz ettim. Ertesi günü öğleye doğru ise telefonuma gelen bir SMS mesajı pasaportumun hazır olduğunu gidip alabileceğimi bildiriyordu. Yüzümdeki gülümsemeyi görmeniz lazımdı.

İçişleri'ne doğru mutlu mutlu giderken, bir SMS daha geldi. Bu sefer Posta'dan. Taahhütlü gelen paketimi Yenişehir Paket Postanesi'nden alabileceğimi müjdeliyordu. İnternet üzerinden motosikletim için sipariş ettiğim bir aksesuar gelmiş ve postamız bana bunu SMS ile bildiriyordu.

Mutluluktan ağlayacaktım neredeyse.

Her işim yolunda gidiyordu. SMS'ler geliyor, paketimi pasaportumu sorunsuz alıyorum.

O gazla, bitmiş olan motosikletimin seyrüseferini ödeyeyim dedim.

Devlet dairelerinde her işim tıkır tıkır yürüyor nasılsa diyerek, KTHY eski binasına doğru seğirttim.

Arabamı park edip binaya doğru yaklaşırken bir arkadaşımla karşılaştım. İşlemini tamamlamış gidiyor belli ki. "Hayırdır abi" dedi.

Seyrüsefer anlamına gelen yuvarlak işareti yaptım.

Bana acıyarak bir bakışı vardı ki unutmam mümkün değil.

Kabilem beni tanrılara kurban edilmek üzere seçmiş ve de ben de tapınağa doğru gidiyorum gibi hissettim.

Yine de keyfimi kaçırmadım. Basit bir seyrüsefer ödemesi. Muayene tamam. Eski seyrüsefer var. Koçan elimde. "Ne kadar kötü olabilir ki" diye geçirdim içimden.

Paket tamam, pasaport da tamam. Seyrüsefer de elbette tamam olacak diyerek içeri girdim.

Aman Allah'ım.

İçerisi valide peder günü.

Sanki birileri "Bugün seyrüsefer çıkarırsanız bedava" demiş ve herkes oraya üşüşmüş gibi.

Korka korka sıra numarası veren makineye doğru yanaştım ve parmağımı seyrüsefer düğmesine dokundurdum.

Bir numara geldi ki sormayın.

Numaraya değil de altında bekleyen kişi sayısına gözüm ilişti. 169 kişi. Veznelerde üç kişi. Her bir seyrüsefer işlemi 5 ila 7 dakika sürse, kaba bir hesapla bana sıranın gelmesi en erken 5 saat.

Kaba hesap diyorum ama insan beklerken sıkılıyor. Telefonda hesap makinesi de var. İnsan ciddi ciddi hesap yapıyor. Telefonda saat de var ve 10.30'u gösteriyor. Bana sıra gelmesi mesainin bitmesinden sonraki bir vakte denk geleceğinden derhal olay yerinden ayrıldım.

Ve neden hemen her zaman seyrüseferlerimi gecikmeli ve haliyle de cezalı ödemek durumunda kaldığımı hatırladım.

Tesadüf bu ya, bu olaylar başıma dün geliyor ve Bakanlar Kurulu aylardan sonra ilk kez toplantı sonrasında açıklama yapıyor. Ve bu ender açıklamalarından birinde seyrüseferlerin çok yakın bir gelecekte internet üzerinden ödenebileceğini anlatıyordu hükümet sözcüsü Özersay.

Karışık duygular içerisinde olmayıp da ne yapayım.

Paket tamam, pasaport cillop gibi, varsın seyrüsefer yine cezalı çıksın. Çıksın ama internetten çıksın.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.