"Dalga geçme yarışı başlarsa" inanın biz çok eğleniriz...

loading
6 Haziran, Cumartesi
£

8.57

7.64

$

6.77

A- A A+

"Dalga geçme yarışı başlarsa" inanın biz çok eğleniriz...

Kendi yağı ile kendi ciğerini kavurarak ülkenin denetleyici gücü, bilgilendirici enstrümanı ve demokrasinin asli unsuru olarak faaliyet gösteren geleneksel medya, ne yazık ki UBP-HP hükümetinin maskarası haline getirilmeye çalışıldı bu dönemde.

Bu konuda Geleneksel Medya Destek Komitesi, Gazeteciler Birliği, Kıbrıs Postası, Kıbrıs, Havadis ve Detay'da örgütlü Basın Emekçileri Sendikası, Yenidüzen'de örgütlü Devrimci Genel İş Sendikası ve Türk Ajansı Kıbrıs'ta örgütlü Kıbrıs Türk Amme Memurları Sendikası ortak bir tepki verdi ve hükümetin bu süreç içerisindeki gayrı samimi tutumu karşısında ses verdi.

BRT'de Örgütlü Bay-Sen'in BRT Yasası beklentisi nedeni ile hükümete karşı çıt çıkaramayacağını ifade edip bu dayanışma içerisinde yer almaması üzücü de olsa, genel itibarıyla gazeteci dayanışması bu "şerden türeyen hayır" olarak da not edilebilir bence.

Ayrıca, BRT'deki üreten gazeteci dostların, sendika yönetiminden bağımsız, yüreklerini yüreklerimize katacaklarından da şüphemiz yok...

Geleneksel Medya Destek Komitesi'nin bir üyesi olarak sürecin ta başından beri içindeyim. Konunun ne kadar adil ve hassas olduğunu ve ne denli iyi niyetle kurgulandığını bilenlerdenim.

O dönemin yöneticileri de durumu iyi kavradı mevcut hükümetten farklı olarak olanaklar ölçüsünde hep samimi davrandı.

"Para yok, bekleyin" dediler aylarca bekledik. Ama eninde sonunda gazetelere can suyu vazifesi gören o minik katkılar yapıldı.

Öyle aman aman büyük paralardan da bahsetmiyorum. Kriterleri yerine getiren ve çalıştırdığı basın emekçisi sayısı bakımından en yüksek dilimden katkı almaya hak kazanan bir gazete, ayda siyasi partilerin milletvekili başına hazineden aldıkları aylık katkıdan az bir para alıyordu.

Hüseyin Özgürgün, Serdar Denktaş, Cemal Özyiğit ve Tufan Erhürman bu konuda medyanın içinde bulunduğu durumu anlatmalarımızla anlamış, Kıbrıs Türk medyasının desteğe ihtiyacı olduğuna kani olmuş ve bu desteği geleneksel medyaya sağlamıştı. Hem de tümü bu destek oldukları medyadan eleştiri anlamında çok çektikleri halde, "Siz bize söveceksiniz biz de size para mı vereceğiz" demeden, demokrasiye ve çok sesliliğe imkânları ölçüsünde destek oldular. Kendilerine teşekkür ederim.

Bugün gazetecilerin örgütlü bir şekilde tepki verdiği ve bu tepkilerini sertleştirerek devam ettireceklerini bildiğim Ersin Tatar ve Kudret Özersay'a olan tutum "para verilmedi o yüzden kızdık" değil.

Kıbrıs Türk medyası, Kıbrıs Türk gazeteleri Ersin Tatar'dan da Kudret Özersay'dan da önce vardı. Onların bütçeye bu işi için konmasına karşın, karar almamakla bu, kendi partilerine giden aylık yüzbinlerce TL'lik hazine katkısının yanında devede kulak biti kadar kalan medya desteğini vermedikleri için kızmıyor gazeteciler onlara.

Maliye Bakanı, konuyu Başbakana; Başbakan konuyu Başbakan Yardımcısına, Başbakan yardımcısı konuyu "çalışması için" gizemli birine havale edip, aylarca bizimle dalga geçilmesidir kızgınlığımız.

Samimiyetsizlik vurgumuz bundandır.

Yoksa bu hükümet bize katkı yapmazsa, biz yok olmayız.

Ancak bunu da bir yere not ederiz.

Ersin Tatar ile Kudret Özersay da sadece gazeteciler ile değil, kimse ile dalga geçilmemesi gerektiğini er veya geç anlarlar, anlatırız.

Çünkü "dalga geçme yarışı başlarsa", inanın biz çok eğleniriz.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.