Ahmet Çakar denen arkadaşın bize öğrettiği

loading
6 Temmuz, Pazartesi
£

8.58

7.77

$

6.86

A- A A+

Ahmet Çakar denen arkadaşın bize öğrettiği

Ahmet Çakar denen densiz terbiye yoksununun Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı için söyledikleri resmen kanıma dokundu.

Bir başka ülkenin medya organında benim ülkemin Cumhurbaşkanı'na hakaret edilmesi kabul edebileceğim, sindirebileceğim bir şey değil.

Çakar'ın iğrenç sözleri ve Kıbrıs Türk halkının sosyal medya üzerinde müşahede ettiğim tepkisi bence son derece haklıdır.

Cumhurbaşkanı'nın talihsiz ve amacını aşan Barış Pınarı açıklamasının yersiz ve zamansız olduğunu düşünenlerdenim. Kendisine gösterilen saygı ve terbiye sınırları içerisindeki tepkilerin de haklı ve demokratik olduğunu düşünürüm.

Ancak burada bir konuya dikkat çekmesem ölürüm.

Ahmet Çakar'ın bize öğrettiği önemli bir şey var diye düşünüyorum.

'Bu terbiye yoksunu bize ne öğretebilir?' diye soranlara hemen söyleyeyim.

Ahmet Çakar, Türkiye halkının Cumhurbaşkanı'nın başına işendiği bir kolâjı gördükleri zaman ne hissettiklerini öğretti.

Sosyal medyaya baktığım zaman Ahmet Çakar'a en fazla tepki gösterenler, Erdoğan'ın başına işediği resmedilen kolâjın ifade özgürlüğü diye bize lanse edenlerin, bugün Ahmet Çakar'a tepki göstermesini görmek ilginçtir.

Ben Erdoğan'a yapılan hakareti eleştirdiğim için Ahmet Çakar'ın Akıncı'ya yaptığı hakarete tepki gösterebilirim. Gösteriyorum da. İşeme kolâjına da göstermiştim.

Hatta hakaret olmadığını düşünen arkadaşların Erdoğan'ın fotoğrafını yerine kendi fotoğraflarını yerleştirmelerini ve sosyal medya hesaplarına paylaşmalarını istemiştim, tek bir babayiğit çıkmamıştı.

O zaman da yazmıştım Şener Levent'in bunda hapse mahkûm olmasını asla istemedim ama böyle bir kolâjın hakaret olmadığının mahkeme kararıyla tespitini yanlış bulmuştum.

İğne ve çuvaldız meselesi.

Akıncı'ya yapılmasını istemediğimizi Erdoğan'a yapılmasını savununca ikiyüzlü olmayıp da ne oluyoruz ben onu merak ediyorum asıl.

Ben her ikisine de tepki gösterdiğim için rahatım.

Bir basın mensubu olarak her ikisi için basın özgürlüğü ya da ifade özgürlüğü ifadesini kullanmam, kullanana da küfür etmek isterim.

Bu küfrün en ağırını da 'biz yapınca özgürlük bize yapılınca terbiyesizlik' diyenlere etmek isterim.

İngilizlerin ünlü lafı olan ve tam Türkçe karşılığına denk gelecek bir deyimi dostum Erdaş Erbilen ile kafa kafaya verdiğimiz halde bir tülü bulamadığımız, 'taste of our own medicine' (Kendi ilacımızın tadı tattırmak) aklıma geldi birden.

Ahmet Çakar bize bunu öğretti. Öğrenmeye niyetimiz varsa tabii.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.