Çünkü biz dilenci değil gazeteciyiz

loading
27 Mayıs, Çarşamba
£

8.25

7.40

$

6.78

A- A A+

Çünkü biz dilenci değil gazeteciyiz

Kusura bakmasınlar ama bu hükümetin vereceği üç kuruşla dönmüyor bu gazeteler. Dönmeyecek de.

Çalışanlar devlette çalışanların yarı maaşına, hatta daha azına çalışmaya devam eder, 13'ncü maaş gibi bir tecrübeleri asla olmaz, hayat pahalılığı nedir bilmez, saat mevhumu hesabı yapmaz, hasta raporu almaz, kamudaki meslektaşının yarısı kadar olan yasal izin günlerinde bile çalışır, ama size minnet etmez.

İstemiyoruz devletin bize vereceği desteği. Biz bu devletin çocuğu değiliz sanki.

Sizin partileriniz meclise soktukları bir vekil için 15 bin TL alırken, biz çalıştırdığımız 20'yi aşkın basın emekçisi için 15-20 bin TL'yi kasanın başında siz oturuyorsunuz diye vermemek için binbir dereden su getirmenize izin vermeyeceğiz artık.

Çünkü istemiyoruz. Para bizim de paramız ama size kalsın.

Siz neye, nasıl harcayacağınızı bilirsiniz.

Başbakan Yardımcısı kendisi ile ilgili yazı yazdığımızı ve bu nedenle gücendiğini ifade etmiş mecliste.

Peki, Sayın Bakan, size yakınlığı ile ünlü arkadaşın bizim için yazdıklarına ne demeli?

Biz gücenmeyiz.

Biz neler gürdük özel sektör medyasında kendini paralamış emekçiler olarak.

Ağzımızda altın kaşıkla doğmadık.

Her işimiz zor oldu.

Hele Başbakan Ersin Tatar'a ne demeli.

Yüzümüze başka arkamızdan başka konuşa konuşa işin bu noktalara geleceğini tahmin etmedi mi?

Hâlbuki kendisi son derece zekidir.

Bu işi çözmesi için görevlendirdiği sayısız insanı ne duruma soktuğunun farkında değil mi?

Bu destek programının orijinal mimarı, Başbakan Hüseyin Özgürgün'ün müsteşarı, bugünün Maliye Bakanı Olgun Amcaoğlu ne düşünüyordur şimdi kim bilir?

Üzülmesinler.

Rahatsız da olmasınlar.

Mecliste kafasını sokup ses etmeyen Ersin Tatar gibi mahcup da olmasınlar.

Kıbrıs Türk Medyası sizden destek falan istemiyor artık.

Kendi yağı ile kendi ciğerini şimdiye kadar nasıl kavurduysa yine kavurur.

Zorumuza giden, "dilenci durumuna" sokulmamızdır.

Medyayı elbirliği ile "itibarsızlaştırmaya" çalışmanızdır.

Medya Destek Programı'nı yeni bir şeymiş gibi ve biz gazeteciler de kapınızda dileniyormuşuz gibi bir manipülasyona tenezzül etmenizdir.

Daha ilk görüşmemizde "Vermiyoruz" deme mertliğini gösterseydiniz bütün bunlar olmazdı.

Ama nerde.

Arkadan güreşip, bize hakaretler ettireceksiniz. Sonra da diğer aracılarınızı devreye sokup bize hakaret edenlere karşı destek isteyeceksiniz. Hemen akabinde de Mecliste Kıbrıs Türk medyasının itibarını yerle bir etmeye uğraşacaksınız.

Yaşım ve tecrübem gereği çok Bakan, Başbakan gördüm ama böylesini görmedim.

Siyasetin dengesini bozduğunuz gibi medyanın da dengesinin bozulmasının artık müsebbibi sizsiniz.

Serdar Denktaş kararlarınızın neye tekabül ettiğini çok güzel söyledi mecliste.

Dönemin Başbakanı Hüseyin Özgürgün zaten bunu gördüğü için herkesten fazla medyada eleştirildiği halde ülkesi medyasına asla sırtını dönmedi.

Ama siz bizim olanı bizden esirgediğiniz yetmezmiş gibi, hem alay etmeye çalıştınız, hem de bizi kapınızda çifte şilin bekleyen kapıkulu zannettiniz.

İstemiyoruz. Size kalsın.

Çünkü biz dilenci değil, gazeteciyiz.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.