Cumhurbaşkanlığı'ndan beklentiyi değiştirip genişletmek

loading
28 Mayıs, Perşembe
£

8.31

7.47

$

6.78

A- A A+

Cumhurbaşkanlığı'ndan beklentiyi değiştirip genişletmek

Kasım ayına girdik ya. Geleneksel olarak her beş yılda bir girdiğimiz Cumhurbaşkanlığı seçim sathı maili girmiş olduk.

Yani bu ay artık Cumhurbaşkanlığı adayları patır patır ortaya dökülecekler.

Bizlere düşen de gelecek altı ayı bu ortaya çıkacak Cumhurbaşkanlığı adayları ile yatıp kalkmak olacak.

Ne söylediler, nereye gittiler, hangisi nerede fotoğraf verdi, seçim manisfestolarında ne vadediyorlar…

Bunlarla uğraşacağız.

Kimi adayları oldukları gibi davranacak, kimi adaylar ise davrandıkları gibi olmaya çalışacak.

Güçlü adaylar olacak, güçsüz ama sonucu değiştirebilecek adaylar da olacak. Hepsi ile teker teker ilgileneceğiz.

Onların her sözünü, her hareketini haber yapmak, yayınlamak durumunda kalacağız.

Onlar da ahaliye meramlarını anlatabilmek için bizi aracı olarak kullanacaklar.

Önümüzdeki altı ay bizim için zorlu geçecek anlayacağınız.

Ama adaylar için daha zor olacağı kesin.

Kazanmak olduğu kadar kaybetmek de olacak onların altı aylık kaderinde.

Kazanan da en fazla bir kişi olacak.

Benim beklentilerim bu dönemki Cumhurbaşkanı'ndan biraz farklı.

Ben artık Kıbrıs sorununun çözümü bağlamında bir Cumhurbaşkanlığı seçim firmasının bu ülkeyi kapsamasına gönlüm razı değil.

Seçilecek Cumhurbaşkanı'nın çözüm olmaması ya da çözüme kadar olan süreçte ne yapacağını söylemesini isterim.

Çünkü çözüm yapacak Cumhurbaşkanı seçmediğimizi artık öğrenmiş olmamız gerekiyor.

Her ne kadar iyiniyetli ve çözüme inanan bir Cumhurbaşkanı seçsek de, muhatapları inançsız olunca bizim oy rengimizi belirleme nedenimiz de önemsizleşiyor ne yazık ki.

O nedenle diyorum ki Cumhurbaşkanı'nı seçerken, uluslararası alanda kabul gören tek makamımız olan Kıbrıs Türk Liderliği, Kıbrıs sorununu müzakere etmek dışında yapabileceği işlere de yoğunlaşalım ve bu konudaki vaatleri de dikkate alıp talepkar olalım.

Kıbrıslı Türklerin seçilmiş liderinin uluslararası alanda Kıbrıs sorununu müzakere etmekten başka yapabileceği faydalı işler illaki vardır.

Misal, turizm konusuna el atabilir. Dış ticaret ile ilgili bağlantıların kurulmasına öncülük edebilir. Belli ülkelerden standardı nispeten yüksek öğrencilerin ülkemizde üniversite eğitimi almaları için belli seviyede anlaşmalar yapabilir. Spor ve sanat alanlarında açılımların önünü açabilir.

Hiçbir şey yapmasa dünyanın dört bir yanında yaşayan Kıbrıs Türk diasporasını toparlayıp, anavatanlarına bağlayıcı projelerde roller ve inisiyatifler üstlenebilir.

"Ben KKTC Cumhurbaşkanı'yım o nedenle Trump'a, İngiltere Kraliçesi'ne ya da Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yapılan muamele bana yapılmazsa yerimden kıpırdamam" yaklaşımı bu aşamada doğru bile olsa bizi bir yere götürmeyeceğini bizim adaylara, adayların da bize anlatması gerekir diye düşünüyorum.

Bunu hükümet işlerine müdahale etmek olarak algılamamak da lazım. Hükümet ile birlikte, tanınmış makamı kullanarak hükümetin önünü açmak olarak düşünmek ve uygulamak lazım diye geçiriyorum aklımdan.

Bu yazdıklarımdan birini eleştiriyor ya da herhangi bir Cumhurbaşkanı'nın eksikliği işaret ediyor anlamı çıkarmayın sakın.

Şimdiye kadar seçilmiş tüm Cumhurbaşkanları halkın kendilerinden beklediklerini, yani Kıbrıs sorunu müzakerelerini yürütme görevini yerine getirdiler. Bu nedenle onları eleştirmek yanlış olur.

Benim dediğim halk olarak beklentiyi değiştirirsek, ya da genişletirsek, Cumhurbaşkanlığı ya da toplum liderliğinden ülke ve toplum olarak daha fazla fayda sağlayabiliriz ve Cumhurbaşkanı'nın başarı ölçüsü de Rum muhataplarının insafına kalmaz.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.