Kızımla Floyd'u konuşurken araya Mandela girdi

loading
21 Ekim, Çarşamba
£

10.27

9.28

$

7.81

A- A A+

Kızımla Floyd’u konuşurken araya Mandela girdi

Kızım Fidel önceki akşam karşıma dikildi ve ‘Baba seninle bu konuyu hiç konuşmadık. Görüşünü merak ediyorum’ dedi.

Tedirginlikle yerime oturdum ve 15 yaşındaki kızımın hangi konuyu merak edip fikrimi soracağını beklemeye koyuldum.

İnternet sağolsun, bir önceki konumuz Rusya’ya da LGBT bireylere yapılan kötü muamele idi. Bayağı terlediğimi hatırlıyorum.

Bu sefer neydi acaba?

‘Baba George Floyd Olayı hakkında ne düşünüyorsun?’ deyiverdi.

Irkçılığın ve şiddetin, her türlüsüne her şart altında karşı olduğumu, ırkçılık ve şiddeti protesto ederken dahi başvurulan şiddetin de buna dahil olduğunu ifade etmeye çalıştım.

Konu tabi dallanıp budaklandı, beyaz dominasyonu, Amerika ve İngiltere’de Afrika kökenlilerin geçmişte yaşadıkları, Güney Afrika Apartied rejimi ve Nelson Mandela’ya kadar uzanan bir sohbet yaptık.

Genç beyni bir insanın başka bir insana renginden dolayı yapılanları yapmasını algılayamadığından olsa gerek zaman zaman yüzüme hayretle ve biraz da inanmak istemeyerek baktığını hissettiğimde, bunları benden değil ırk ayrımı mağduriyetinin sembol ismi Nelson Mandela’yı incelemesini salık verdim. Hatta Kitaplığımın en değerli köşesinde bulunan ve bebekken kapağını yırttığı ‘A long Walk To Freedom’ adlı Mandela biyofrafisini kendisine okuması için ödünç vereceğimi de söyledim.

Kitabı yeniden elime aldığımda şöyle bir karıştırdım ve içinden yıllar önce üzerine not aldığım bir kağıt parçası çıktı.

Nelson Mandela’nın başarısının 10 kuralı, diye yazmışım.

Alt alta not ettiğim maddelere bir daha baktığım zaman, bu kuralların Kıbrıs Türk halkının uluslararası alandaki varlığı bağlamında da uyarlanabilecek şeyler olduğunu aradaki 20 yıllık olgunlaşma da eklenince iyice idrak ettim.

  • Size saygı duyulmasını talep edin
  • Onların yanlış olduğunu kanıtlayın
  • Zamanınızı doğru kullanın
  • Etiketlere takılmayın
  • Alçakgönüllü olun
  • Kahramanlarınız olsun
  • Bir duruşunuz olsun
  • Duygularınızı kontrol edin
  • Davanız uğruna ölmeyi göze alın
  • Söylediğinizi inanarak söyleyin

Bunların Nelson Mandela’nın başarısının ardındaki 10 kural olduğunu yaklaşık 20 yıl önce kitap arası notlarıma yazmışım. Kitaptan mı aldım yoksa başka bir yerde mi okudum inanın hatırlamıyorum ancak, bu kuralların bize uyarlanması durumunda sanki bir yere varabileceğimizi düşündüm bir an için. Ancak toplumun vardığı noktaya bakıp bu prensiplerle karşılaştığımda önüme iyi bir tablo çıkmadı.

Misal biz Kıbrıslı Türkler olarak bize saygı duyulmasını gerçekten talep ediyor muyuz? Yoksa her taraftan itilip kakılmamıza müsaade mi ediyoruz.

Ya da birilerinin bizim hakkımızda yanlış düşündüğünü kanıtlamaya mı çalışıyoruz yoksa bir yanlış düşünceye daha yanlış bir düşünce ile karşılık mı veriyoruz?

Zaman? Doğru kullanmayı bırakın, boşa geçirmek için elimizden geleni yapıyoruz sanki. Mandela yer yüzünde sınırlı bir zamanımız olduğunu ve bu zamanı ülkemiz ve toplumumuz için en verimli şekilde kullanmamız gerektiğini söyledi hep.

Mandela’nın ‘Etiketlere takılmayın’ prensibinin tam tersini uyguluyoruz mesela. ‘Sahte devlet’ ya da ‘başarması mümkün olmayan’ etiketlerini ne kadar benimsediğimize bakın.

Alçakgönüllülük mü? Bırakın Allah aşkına. Küçük dağları tek tek biz yarattığımıza olan inancımız o kadar büyük ki tek atlıya selam vermiyoruz toplum olarak.

‘Kahramanlarınız olsun’ demiş Mandela. Kendimizden başkasını beğenmediğimiz ve iyi olanı da aşağıya çekmeye çalışan bir toplumdan bunu beklememek lazım ey Madiba.

40 yılda 40’ı aşkın hükümet kurduk, her gelen başka bir şey söyledi durdu. Konjonktüre göre savrulduk toplum olarak. Duruş falan hak getire.

Kalbimizin söylediğini yapar, beynimizi çalıştırmayı düşünmeyiz. Kah ağlarız, kah güleri, kah gereksiz tepkilerle bir çuval inciri berbat ederiz.

Dava uğruna ölmeyi göze alabilmek mi? 60’lı yıllarda kaldı o insanlar. Günümüzde yok. Dava uğruna maaş kesintisi bile problem bizde.

Son olarak da söylediğinizi inanarak söyleyin demiş Nelson Mandela. Bizde nerdeyse kimse ne söylediğini bilmediğinden inanıp inanmak pek de gerekli olmaktan çıktı.

Demem o ki. Nelson Mandela’yı sadece Fidel okumasın. Bence herkes okusun.

Bir grubun yasal ama haksız bir şekilde bir diğer grup üzerine tahakküm kurmasının, ona karşı mücadelenin ve elde edilen başarının hikayesi tanıdık gelecektir. Emin olun.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.