Ali Kişmir affedip özür diledi

loading
22 Eylül, Salı
£

9.78

8.98

$

7.63

A- A A+

Ali Kişmir affedip özür diledi

En az 15 yıldır üyesi bulunduğum ve geçenlerde beni bir de emek ödülüne layık gören Basın Emekçileri Sendikası Başkanı Ali Kişmir’i kardeşim gibi severim.

Haşarıdır, bazen yapmaya çalıştığı siyaset aklının önünde gider ama ağabey uyarılarını kabul ettiği için olsa gerek severim. Bu yazıyı da öyle kabul etsin isterim.

Bugün 20 Temmuz.

Solcusu sağcısı, ülkedeki herkes için bir şey çağrıştıran ancak Kıbrıs tarihinin en önemli dönüm noktası kabul edilen Barış Harekatı’nın 46’ncı yıldönümü.

Kimileri için barışı, kimileri için savaşı anımsatırken, kimileri için acıların sonu, kimileri için ise kurtuluşu temsil ediyor.

Eşini babasını kaybedenler için başka bir şeyi temsil eden bu tarih, malını mülkünü kaybedenler için belki de başka bir şeyi anlatıyor.

Ölüm korkusu onlar için o tarihte son bulanlar için başka bir önemi olan 20 Temmuz, esaretten kurtulanlar için elbette başka bir önemi vardır.

Şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki, bu ülkede yaşayan herkes için 20 Temmuz tarihi ve temsil ettikleri özellikle 20 Temmuz günleri ayrı bir hassasiyet kaynağıdır.

Şimdi bizim Ali Kişmir bu hassasiyetin en üst seviyede olduğu bir günde bir açıklama yapmayı tercih etmiş.

‘Bayramlarımız Savaş değil Barış Olsun’ sloganlı görsel ile yayınladığı basın bildirisinde ‘Size yaptıklarımızdan dolayı özür diliyoruz Kıbrıslı Rum kardeşlerimiz ve sizi de bizlere karşı yaptıklarınızdan dolayı affediyoruz’ demiş.

Ali Kişmir, Rum kardeşlerini affetmiş olabilir.

Ben de affetmiş olabilirim.

Nelson Mandela’nın ‘Affet ama Unutma’ prensibine inananlardanım.

Ali kardeşim onlardan özür dilemeyi kendince bir büyüklük ve barışa doğru atılmış bir adım olarak da görebilir.

Buna bir itirazım yok.

Ama Rumları affetmeyenler ve Rumlardan özür dilemeyi kendine yediremeyenler yok mu bu ülkede?

Ya da daha da daraltayım.

Rumları affetmeyenler ve Rumlardan özür dilemeyi kendine yediremeyen Basın-Sen üyesi gazeteciler yok mu Ali Kişmir’in temsil ettiği basın emekçisi kitlesinde?

Barış istemeyen kimsenin olduğuna inanmıyorum. Savaşları silah tüccarları ve onların uzantıları ister.

Bir de istemeden var olan bir savaşı durdurmak için savaşmak zorunda kalanlar var.

Böylelikle bu yazının altına ‘Rasıh savaşı seviyor’ yazacak olanları peşinen uyarmış olayım.

Derdim Basın-Sen Başkanı Ali Kişmir’in hangi siyasi dürtü ile yaptığını anlamakta zorlandığım,  zamansız, gereksiz, üyelerinin tümüne mal edilecek olan, bu ülkenin birçok insanın hassasiyetleri gözetilmeden, bir örgüt adına böyle bir açıklama yapmasıdır.

Geçmişte de oldu. Bir ağabey olarak uyardım ve gün gelecek bu konuda bir yazı kaleme alacağımı kendisine söylediğim için son derece rahatım.

Barış istemek, barış istediğini ifade etmek ve barışçı olmanın çok daha az yaralayıcı yöntemleri ve ifade biçimleri vardır. 

Ali Kişmir’e olan sevgimden eksilen bir şey oldu mu? Katiyen.

Ancak kişisel görüşlerine saygım olmakla birlikte, kitlesinde bulunup kendisine ‘Başkan’ diye hitap eden herkesin, bu hassas günde, Rumlardan özür dileyip, onları affetmeyi kabul edeceği imajının yaratılmasına gönlüm razı gelmedi.

Hepsi bu.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.