Atatürk’ü anlamadık, sadece ezberledik...

Yayın Tarihi: 10/11/20 11:14
okuma süresi: 5 dak.
A- A A+

Bugün 10 Kasım. Dünden beridir herkes en halisinden Atatürkçü.

Sosyal medyaya baktığımda herkesin profil resmini değiştirdiği, 'Atam izindeyiz', 'Seni özlüyoruz' gibi duygusal laflarla kim en güzel Atatürk fotoğrafını paylaşacak yarışına girdiğini görüyorum.

Diğer 364 gün bu insanlar neden Atatürkçü olduklarını hatırlamıyorlar diye de içimden geçirdim doğrusu.

Saat 09.05’te Ti borusu öttüğünde her sabah kahvemi içtiğim kafede ayağa fırladım. O uzun iki dakika boyunca bunları geçirdim aklımdan.

Gerçekten Atatürkçü müyüz?

Sezgin Kızılçelik’in "Atatürk’ü Doğru Anlamak" kitabında okumuştum, Türkiye’de her düşünceye uygun bir Atatürk posteri kullanıldığını yazmıştı. Herkes kendi düşüncesine uygun bir Atatürk portresini odasına ya da binasına astığını yazıyor Sezgin Hoca. Misal milliyetçi muhafazakar kesim, Atatürk’ün Osmanlı Ordusu Subayı olarak çektirdiği fotoğrafı asıyor. Diğer taraftan alkollü içki ile arası iyi olanlar Atatürk’ün elinde rakı kadehi ile olan bir resmi odalarının baş köşesine asmayı uygun buluyorlar. Daha kapitalistler, Atatürk’ün fraklı fotoğrafını tercih ediyorlar. Köylü, çiftçi kesimi kasket ve kahverengi tonlarındaki kıyafetlerini tercih ediyorlar Atatürk’ün. Daha sayabilirim.

Asım Aslan, "Sömürülen Atatürk ve Atatürkçülük" adlı kitabında, Atatürkçüleri 12 sınıfa ayırmış. Atatürk’ün özdeyişlerini ezberleyip yineleyenlere, ‘Papağan Atatürkçü’, yalnızca ulusal gün ve bayramlarla Atatürkçülüğü hatırlayanlara ‘Tören Atatürkçüleri’, Atatürk tüccarlığı yapanlara ‘Ticaret Atatürkçüleri’, sadece kravat ve papyon takmayı, batılılar gibi giyinmeyi Atatürkçülük sayanlara ‘Gardırop Atatürkçüleri’ Atatürk düşünce sistemini ve eylemlerini kendi tekelinde görüp onu tabulaştıranlara ’Tekelci Atatürkçü’, Atatürk’e karşı oldukları halde Atatürk’ü sever gibi görünen sahtekarlara ‘Atatürk Düşmanı Atatürkçü’ ve Hükümetler değiştikçe Atatürkçülük düşüncesi değişenlere de ‘Siyasi dönem Atatürkçüleri' adını vermiş Asım Aslan kitabında.

Biz Atatürk’ü ezberlemeyi başardık ona şüphe yok.

Her özdeyişini bilir, her fırsatta da Facebook hesabımızdan buğulu bir Atatürk fotoğrafı ile paylaşmayı da öğrendik. Peki Atatürk’ü anlamayı, daha da ileriye gitmeyi, doğru anlamayı başardık mı?

Şüphesiz ki hayır.

Asım Aslan bir diğer Atatürkçü kategorisi olan 'Moda Atatürkçüsü'yüz şu günlerde galiba.

Mesela ‘Ne Mutlu Türküm Diyene’ özdeyişinin hangi dönemde, neden söylendiği, ne anlama geldiği, hangi politikaya hizmet ettiğini hiç düşünen oldu mu?

Sanmıyorum.

‘Herkes Türktür ve mutludur, Türk olmayanlar mutsuz olabilir ya da olmalı’ diye bir yorumlama beni şaşırtmaz doğrusu.

Halbuki, etnik olarak son derece zengin ve karmaşık bir coğrafya olan Anadolu’da bir devlet kurulduktan sonra o topraklarda bir ulus oluşması için söylenmiş bir sözdür ve o topraklarda yaşayan Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Gayrı Müslim’e ortak bir kimlik, bir aidiyet yaratmak için söylenmiştir.

Böyle bir söz, azınlıktan cemaate, cemaatten topluma, toplumdan devlet kurmuş bir halka evirilmiş Kıbrıslı Türklerin ulus olamaması, Atatürk’ün bu sözünü anlamamış olduğumuzu göstermez mi?

Evet, çarşafı ilk biz attık, Latin alfabesine çok hızlı geçtik Kıbrıslı Türkler olarak ancak bunlar; Atatürk’ü anlamadan ezberlediğimiz gerçeğini de ortadan kaldırmaz.

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Rasıh REŞAT yazıları