Maaşlara katkı ısrarımızdan daha çok ısrar lazım

Yayın Tarihi: 26/05/21 09:55
okuma süresi: 4 dak.
A- A A+

Sedat Peker’in Kutlu Adalı cinayeti ile ilgili ifşaat ya da itirafı artık şaka olmaktan çıkıp farklı boyut kazandı.

Geçtiğimiz gün hiçbir Türk hükümetinin bu iddiaların gerçekliği eğer varsa ortaya çıkmasını istemeyeceğini, Türkiye’nin karanlık güçlerinin bu cinayeti işlediğini itiraf etmeyeceğini yazmıştım.

Hukuk o kadar güzel bir şey ki siyasi iradenin birçok konuda karar üretmesini ve 90’lı yıllarda olduğu gibi bazı şeylerin üzerini örtmesini engelliyor.

Mevcut Türkiye hükümetinin bu konunun üzerini örtmek istediğinden emin değilim hani. Belki de ‘25 yıldır aydınlanamayan Kutlu Adalı cinayetini biz çözdük ve faillerini adalet önüne çıkardık’ denerek siyasi puan toplamak da istenecektir ancak Türkiye’deki siyasi dengeler ve aşırı milliyetçilerle kurulan pamuk ipliğine bağlı siyasi denge buna ne kadar izin verir, onu da bilmem.

Ancak artık ok yayı terk etmiş, iş şaka olmaktan çıkmış gibi görünüyor.

Atilla Peker’in ifadesi tüyler ürpertici.

İsimler var, tarihler var. Eylem ve şekli var.

Evet, ifadeye göre Atilla Peker cinayeti işlememiş. Ya da daha doğru bir ifadeyle niyeti olmasına karşın işlemeye fırsatı olmamış. Ama diğer taraftan verilen ayrıntılar 90’lı yıllarda Kuzey Kıbrıs’ta muhalif olmanın insana nelere mal olabileceğini göstermesi açısından son derece ürkütücü.

Bir önceki yazımda Sedat Peker’in söyledikleri üzerine bir işlemin yapılacağına olan inacımın zayıf olduğunu ve 'yapılması gerekir' diyenlerin siyasi şov, hatta sömürü yaptığını ifade etmiştim. Bu düşüncelerimi korumakla birlikte, Türkiye’de bu konuda baş döndürücü bir hızla ilerleyen adli işlemlerin bu cinayetin biraz daha aydınlanmasının sürükleyicisi olacağına olan inancımı arttırdı.

Dedim ya, sadece bize kalsa sadece bir şeycik olmazdı ancak madem ki Türkiye’deki adli makamlar da hareketlendi, bizimkilerin de dürtüklemesi ve takibiyle bu iş olabilir.

KKTC makamları bu noktada pısırıklığı bırakıp, ısrarla ve inatla talepkâr olmak zorunda. Az önce dedim ya, Türkiye’deki yetkililer, bu cinayeti çözmüş olmanın getireceği siyasi puan toplamanın peşine düşebilir, aynı durum bizdeki siyasiler için de geçerli.

Ulusal Birlik Partisi iktidarında ya da Ersin Tatar’ın Cumhurbaşkanlığı’nda Kutlu Adalı cinayetinin aydınlanması ve faillerinin cezalandırılmasının getireceği siyasi alkışı düşünsenize. UBP yönetiminin ‘UBP böyle bir komiteye destek olur’ lafı bana göre UBP’nin büyüklüğüne yakışmaz, UBP’nin bu konuda aynen HP gibi liderlik ve öncülük yapmasını beklerdim. Akıl ve vicdan bunu emreder.

Sonuçta önümüzdeki günlerin daha çok gelişmelere gebe olacağı hissi bende güçlü. Ancak Kıbrıs Türk halkı olarak bu konuda talepkâr ve ısrarlı olmak zorundayız. Maaşların ödenmesi konusundaki katkı için ısrarlı olduğumuz gibi, adaletin tecellisi ve yakın tarihimizdeki karanlık bir sayfa üzerindeki çirkef örtüsünün kalkması için daha fazla ısrarlı olmalıyız.

Çünkü bu konu maaşlardan da önemli.

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Rasıh REŞAT yazıları