Şu tüzük değişikliği meselesi

Yayın Tarihi: 05/08/21 10:26
okuma süresi: 4 dak.
A- A A+

Düşünün; Küçük Kaymaklı ile Doğan Türk Birliği Kıbrıs Kupası finalinde karşı karşıya geliyor. Kazanan kupayı kaldıracak.

Karşılaşmanın 75’inci dakikası ve Küçük Kaymaklı 1-0 önde.

Aniden eski Küçük Kaymaklı Spor Külübü Başkanı, bugünün Futbol Federasyonu Başkanı Hasan Sertoğlu ayağa kalksın ve bundan böyle KKTC’de futbol maçlarının 90 dakika değil, 75 dakika oynanacağını söylesin ve maçı hakeme bitirtsin.

Hasan Sertoğlu elbette böyle bir şey yapmaz. Örnek de biraz abartılı biliyorum ancak Ulusal Birlik Partisi’nde kurultay tarihi Parti Meclisi’nce netleştirildikten sonra tüzük değişikliğine gidilmek istenmesinin, az önce verdiğim abartılı örnekten pek bir farkı yok.

'Böyle bir niyetiniz varsaydı, kurultay tarihini netleştirmeden, tüzük değişikliğini halletseniz daha şık olmaz mıydı?' diye sormak isterdim ama siyaset o kadar günü birlik bir hale geldi ki yapmıyorum. Parlak beyinli dâhiler bir öneri ile geldiği anda bunu fincancı katırı gibi uygulamaya sokmaya çalışmak artık UBP’nin normali oldu sanki.

UBP üç tane tüzük değişikliği üzerinde çalışıyor. Daha doğrusu Ersan Saner ve parlak beyinli dahi danışmanları çalışıyor.

İlki, oy kullanmak için gerekli üyelik süresinin kısaltılması. Aynen Kaymaklı-Doğan maçı gibi.

İkincisi pandemi gerekçesiyle 6 ayrı ilçede kurultay yapılması. Yani 6 ayrı divan oluşturulması vesaire. Daha önce yapılan kurultay, pandemi yoktu da şimdi mi akıllara geldi diye soracağım, ama parlak beyinliler buna bir cevap hazırlamışlardır diye ses etmiyorum.

Ancak şunu söyleyeyim. UBP Kurultayları, her zaman bir gövde gösterisi ve ülkenin en mobil partisinin UBP olduğunu göstergesi haline geldi zaman içerisinde. Özellikle üye sistemine geçtikten sonra. Şimdi bunu 6 ilçede ayrı ayrı kurultaycıklar şeklinde yaparlarsa, ilçe kongresinden farkı olmaz.

Bu arada her bölgeden oy alamak zorunda olan Parti Meclisi adayları aynı gün içinde 6 tane ilçeye uğramak için çabalarken trafikte telef olursa vebali bu zeka küplerinin olduğunu şimdiden belirteyim.

Gelelim Genel Sekreterlik meselesine, ki parlak beyinlilerin üçüncü önerisi kaldırılması ve aynen Ak Parti gibi Genel Başkan Yardımcılıkları konması ve bunların Genel Başkan tarafından atanmasıdır.

Bir partiden demokrasiyi daha da azaltmaktan başka ne işe yarayacak bilmem.

Ama aklıma 1990’da Serdar Denktaş’ın Genel Sekreterliğe aday olduğunu açıklaması ve kazanacağına kesin gözüyle bakılması sonrasında, dönemin Genel Başkanı Derviş Eroğlu'nun ise tercih ettiği aday olan Hasan Yumuk’un kazanmayacağını hissetmesiyle, ‘Genel Sekreterlik komünist partilerde olur. Kaldırıyoruz’ deyip kaldırması geldi aklıma.

Buradan da anlıyoruz oradan kalma akıllarla bu işler Ersan Saner’in önüne konup başı derde sokuluyor.

Sonuç itibarıyla maç başladıktan sonra kuralları değiştirmek olmaz.

Ha UBP buna karar verir de değiştirişe, demokrasisini daha da azaltmış, gombinalara daha da fazla olanak sağlamış ve ülkeyi yönetme becerisinden daha da uzaklaşmış bir parti olur.

Söyleyeceklerim bu kadardır.

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Rasıh REŞAT yazıları