Çözümcü değil de çözümlemeci olmak

Yayın Tarihi: 30/12/21 09:44
okuma süresi: 4 dak.
A- A A+

Geçenlerde yaklaşık 10 yıldır görmediğim 30 yıllık bir arkadaşımın telefonu ile vücudumun bir parçası haline getirme çalışmalarım devam eden koltuğun üzerinden doğrulmak zorunda kaldım.

Telefonun ucundaki ses, ‘Kardeşim. İzmir’den İstanbul’a geçiyorum. Eski günlerdeki gibi bir araya gelelim. Hasret giderelim’ deyince, ertesi gün uçaktaydım. Uzun ve eski dostluklar kardeşliğe dönüşüyor, kardeşiniz de çağırımca gidersiniz. En azından bizde böyle.

Bir diğer arkadaşımız bizi İstanbul’da karşıladı ve 10 yıl önce bıraktığımız yerden Kadıköy çarşısında bir meyhanede kendimizi anason ile üzüm gibi sıradan malzemelerle üretilen harika bir içeceğe övgüler düzerken bulduk yine.

Masada aynı şekilde bizden daha eskiye dayanan dostlukları olan ve kardeşlikleri üniversite yıllarına dayanan bir hekim grubu da var. Ortak dostlarımız sayesinde bulunduğum masanın entelektüel seviyesi gerçekten inanılmazdı. Sanat ve edebiyat ile hafif hafif ısınan masadaki muhabbet, anason ve üzümden üretilen müthiş icadın da etkisiyle yeterli sıcaklığa ulaşınca siyaset ve ekonomiye evirildi.

Masadaki herkes muhalif.

Türkiye’de olan bitenle ilgili bir görüşü var. Neyin yanlış yapıldığını. Neden yanlış yapıldığını, bilimsel temellere dayandırarak anlatmak konusunda gerçekten ustalar. Bu kadar bilgiye, bu kadar birikimine sahip olmak ve bunu güncel konularla harmanlayıp bilgiyi kullanmak öyle herkesin de harcı değil.

Masadaki üstatlardan yaşça küçük olduğum ve entelektüel seviye karşısında yetersiz kalırım endişesiyle, çenem değil kulaklarım çalıştı bütün gece.

Müthiş şeyler öğrendim. Dinlediklerim ile kendi bildiklerimi birleştirdiğimde, resmen kafamın içinde ‘klik’ sesi çıkararak yerine oturan birçok şey oldu.

Kendi kendime, ‘Demek öyleymiş’ , Vay anasını’ diye mırıldandığımı hatırlıyorum.

Birkaç kadeh parlatmak için yerleştiğim masadan, yüksek lisans diploması almış gibi kalktım resmen. Bu son derece keyifli bilgi topluluğu ile ne zaman yeniden bir araya gelirim diye içim içimi yiyor. Bu arada sohbetlerine dahil ettikleri için kendimi şanslı sayıyor müteşekkir hissediyorum.

Gözlemlediğim bir şey daha var ki Kuzey Kıbrıs’ta da aynı durum var.

Masalarına konuk olduklarım gibi Türkiye’de müthiş bilgi birikimi sahibi, donanımlı insanlar var. Kuzey Kıbrıs’ta da var. Bizde ayrıca Türkçe konuşulan ülkelerin dışında yüksek eğitim alma oranı Türkiye’ye göre daha yüksek olduğundan hatta avantajlı bile sayılırız. Ancak iki ülkedeki ortak sorun, bu tarif ettiğim insanlar, sorunlara bilfiil çözüm bulmak yerine, sorunu güzel tarif edip, harika bir şekilde neden sonuç ilişkisi ile açıklamayı bilirken, bizdeki popüler ifadeyle, ellerini taşın atlına koymaktan geri duruyorlar.

Bir başka şekilde anlatmak gerekirse çözüm üretmek yerine çözümleme yapmayı tercih ettiğimiz sürece, ne çözüm bilen ne de çözümleme yapabilenler yaratılan boşluğu dolduruyor ve biz de sorunlara çözümü beyhude bir şekilde bu boşluk dolduran boşlardan bekleyeduracağız.

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Levent Kutay
Levent KUTAY'dan
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Rasıh REŞAT yazıları