KKTC'den Vazgeçmek Mi?

loading
5 Haziran, Cuma
£

8.58

7.65

$

6.77

TOROS

Rauf R. DENKTAŞ
rdenktas@kibrispostasi.com
Rauf R. DENKTAŞ
A- A A+

KKTC'den Vazgeçmek Mi?

Talat-Hristofyas görüşmelerinin seyretmekte olduğu rotanın sonunda varılacak limanda KKTC yoktur. 25 yaşını doldurmuş olan Devlet'in adı bile anılacak değildir. "Kurucu Devlet" deyiminin hayat bulmasını beklesek diye düşünmenin de bir yararı olmayacak çünkü Sn. Talat açıkça "ayrı devlet, ayrı egemenlik isteyecek kadar aklını peynir ekmekle yemediğini" açıklamış bulunmaktadır.

Bu anlamda "Kurucu Devletlerin her alanda eşitliği" hiçbir mana ifade etmeyecektir. 1960 Antlaşmalarında da "her alanda eşit Cemaat Meclisleri" vardı. Makarios "anayasa ölmüştür gömülmüştür" dedikten sonra Rum Cemaat Meclisini merkezi hükümete bağladı, Türk Cemaat Meclisi ise yıllık tahsisatını alamaz hale geldi. O halde halkımız KKTC'nin var olmayacağı, tek halka, tek devlete ve tek egemenliğe dayalı bir anlaşmanın bizi mutlak teslimiyete götüreceğini bilmek zorundadır. Diri duran kuruluşlarımız bu gerçeği sık sık vurgulamaktadırlar. Bu yeterli değildir. Bu kuruluşların köylerimize ve gençlerimize inmeleri gerekmektedir. Yeni bir referandumda halkın aldatılmasını önlemek hepimizin görevidir. Kâğıt üzerinde bize verilmiş görünecek hakların "AB normlarına uymuyor" diye ortadan kaldırılabileceğini bilmeyen kalmamıştır sanırım. O halde biz Rum'un yırtıp atamayacağı, sağlam bir zemine dayalı kalıcı bir anlaşma peşinde koşmalıyız. Sağlam zemin de Devletimizin zeminidir, KKTC'dir.

Rum tarafı 1960 Antlaşmaları ile meydana gelmiş olan Devletin "ortaklık" olduğunu, "fonksiyonlar açısından federal" olduğunu ret etmektedir. "Kıbrıslıların" sahip oldukları uniter bir devletten dem vurmaktadırlar ve "Kıbrıslılar" da kendileridir, biz Kıbrıs milletinin (!) içinde azınlıklardan bir tanesiyiz. Halbuki 1963'de yıktıkları devlet hem ortaklıktı, hem de fonksiyonel federatif bir sistemi içermekteydi. Dünyada federasyonlar ayrı milli devletlere dönüşmektedirler. Çek ve Slovak örneğini unutmayalım. Yugoslav federasyonu kaç devlete ayrıldı hatırlayalım. Sovyetler ne oldu düşünelim. Kosova ve Makedonya neredeler hatırlayalım.

Bunların ayrılmış olmalarından kimse zarar görmüş değildir. Ayrılığın kimseye zararı yoktur. Her birim kendi kabiliyeti doğrultusunda daha mesut, daha hür olmanın tadını tadar ve komşuları ile eşit şartlarda işbirliği esas olur; birinin diğerine hükmetmesinden veya ayak bağı olmasından kaynaklanan sürtüşmeler ortadan kalkar. Eşitlik gözle görülür hal alır.

Kıbrıs'ta Rum liderliği ve militan Ortodoks Kilisesi Kıbrıs'ın Yunan, kendirinin de Kıbrıs'ta Yunanistan'ın bir uzantısı olduklarına inandıkları ve bizi "lokmacı, muhallebici" bir alt ırkın işe yaramaz insanları olarak gördükleri içindir ki Türklerle yeni ve eşitliğe dayalı bir ortaklık, hatta komşuluk düşünemiyorlar. Bu milli bir hastalıktır, yüz yılı aşkın bir kültür ve inanç meselesidir. 1960 Antlaşmaları ile denenmiş olan eşit şartlarda iç, içe yaşamak deneyine bu nedenle şans tanımamışlardır. Bu nedenle, ayni insanlarla ayni konuda yeni bir denemeye kalkışmaktan daha sakat bir şey olamaz. Yeniden benzer bir deneye gidilecekse bulunduğumuz zemini yok farz ederek değil, geleceği bu zemin üzerine bina ederek işe başlamak gerekir.

Federasyona gidilecekse önce eşit şartlarda iyi komşuluk ve samimi işbirliği denenmeli ve işe iki devletle iki halkın ortaklığından başlanmalıdır. Bunlardan Türk devletini yok farz ederek ve Kıbrıs Türklerini işgal altında yaşayan azınlık olarak görerek uzlaşmadan yana olmak, kendi mezarımızı güle oynaya kazmağa benzer. Rum ile Yunan'ı bilelim, geçmişte bize yapılanları unutmayalım, toplu mezarlarda sadece şehitlerimizin değil, "eşit şartlarda birlikte yaşamak deneyinin" de yatmakta olduğunu hatırlayarak hareket edelim. Rum tarafı KKTC'nin var olduğunu ve Kıbrıs Türklerinin ikinci HALK olduklarını, Kıbrıs meselesini kendilerinin 1963'de Enosis için başlattıkları bir mesele olduğunu, 1974'de başlayan bir mesele olmadığını kabul edip, bize yapılanların zarar ve ziyanını vermeye hazır olmadıkça, masa başında vakit geçirmenin hiçbir anlamı yoktur. Son 45 yıldan ders alalım. KKTC'den vazgeçiniz diyenlerin karşısında aşılmaz bir dağ gibi durmasını bilelim. Şehitlerimize, tarihimize, Anavatanımıza ve gelecek nesillere borcumuz ve görevimiz budur.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.