Seçimler sonrası

loading
3 Haziran, Çarşamba
£

8.49

7.56

$

6.74

TOROS

Rauf R. DENKTAŞ
rdenktas@kibrispostasi.com
Rauf R. DENKTAŞ
A- A A+

Seçimler sonrası

ASAM Kıbrıs-Yunanistan uzmanı Sema Sezer "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti seçim sonuçları üzerine bir değerlendirme" adını verdiği yazısında şu noktalara değinmektedir:

Öte yandan, Eroğlu Hükümeti'ni önümüzdeki süreçte en fazla zorlayacak konulardan biri, Kıbrıs müzakerelerine Cumhurbaşkanı Talat ile tamamen farklı pencerelerden bakmaları ve bu konuda dıştan yönelecek baskılar olacaktır. Eroğlu, UBP olarak süreci baltalayan ve masadan kalkan taraf olmanın sorumluluğunu üstlenen konumda olmak istemeyeceği için kısa vadede önemli bir sorun yaşanmayacağı düşünülmektedir. Nitekim, Eroğlu, seçimlerin hemen ardından yaptığı açıklamada bu doğrultudaki iradesini açıklamış ve Cumhurbaşkanı Talat ile görüşmüştür. Bu tutumda Türkiye'den gelen mesajların etkisini de dikkate aldığını söylemek yanlış olmayacaktır. Başbakan Erdoğan, KKTC'deki seçim sonuçlarıyla ilgili değerlendirmesinde "Talat'ın elini zayıflatacak herhangi bir adımın hiçbir zaman yanında olmayız" ifadelerini kullanmıştır.

Seçimler sonrasında tüm Rum siyasi yetkililerin "UBP'nin iktidara gelmesini olumsuz ve müzakere sürecini engelleyecek bir gelişme olarak" tanımladıkları açıklamalar yaptığı görülmüştür. Keza, Batılı haber ajansları, gazete ve TVTerde yer alan haber ve yorumlarda (Reuters, BBC, Euronews...) "KKTC'de seçimi çözüm karşıtı, sertlik yanlılarının kazandığı, barış sürecinin etkileneceği" ifadelerine yer verilmiştir.19 Bu noktada, Ada'da Talat Yönetimi'nin gösterdiği tüm esnekliğe rağmen ilerlemeyen müzakerelerin büyük olasılıkla zaten çökecek olmasına şimdiden bir "sorumlu" ve Batı dünyasının söylem düzeyinde çözüme destek vermelerine rağmen Rum tarafını buna razı edememelerine "mazeret" arandığı yaklaşımının egemen olduğu düşünülmektedir.

"Seçim sonuçlarının orta ve uzun vadede müzakerelere nasıl bir etkisi olur" sorusu ise, UBP'nin hem yıllar boyu ortaya koyduğu çizgi, hem de Seçim Bildirgesi'nde yer alan ifadelerde cevap bulmaktadır. UBP'nin savunduğu görüşler, müzakere sürecinin yürütüldüğü "iki kesimli, iki toplumlu, iki oluşturucu eyaleti ve tek egemenliği, tek vatandaşlığı, tek uluslararası kimliği olan federasyon" çerçevesiyle hiçbir şekilde bağdaşmamaktadır. Nitekim, UBP Bildirgesi'nde, "Öngörülen federasyona, ancak adadaki iki bağımsız ve egemen Devlet 'in oluşturacağı konfederal bir yapı noktasından başlanıp evrim yoluyla ulaşılabilir Herhangi bir anlaşma, iki halk ve iki devletin egemen eşitliği temelinde yapılmalıdır. 'Oluşturucu Eyalet/Devlet- Constituent State' kavramı haklarımızın korunması açısından tatmin edici değildir. 'Founding State - Kurucu Devlet' kavramı üzerinde ısrar edilmelidir. Egemenliğin kaynağının Kurucu Devletler olduğu açıkça belirtilmelidir. Olası bir Anlaşmada Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, isim, sıfat ve tüm sembolleri ile öngörülen yapının Kıbrıs Türk kanadını oluşturmalıdır. İki kesimlilik kesinlikle sulandırılmamalıdır. Türkiye 'nin etkin ve fiili garantisinin devamı tartışılmazdır. 'Tek egemenlik' prensibinin kabul edilmesi, Kıbrıs Türk Halkı'mn haklarının savunulması açısından affedilemez hatalardır." ifadelerine yer verilmiştir. Burada UBP'nin dile getirdiği- genel çerçevenin Türkiye'de MGK kararları, Dışişleri Bakanlığı açıklamalarından ayrı bir içerikte olmadığı belirtilmelidir. O halde, müzakerelerin olumsuz sonuçlanması olasılığı, GKRY ve Batı basınında iddia edildiği gibi UBP'nin iktidarda olmasından kaynaklanmayacak; Rum tarafının şimdiye dek ortaya koyduğu olumsuz tutum ve bu tutuma rağmen Talat-Hristofyas müzakerelerinin Türk tezlerini büyük ölçüde içermeyen bir çerçeve üzerinden yürütülmesi sebep olacaktır.

Diğer taraftan, UBP'nin mülkiyet sorunu konusunda da CTP'den ve kapsamlı müzakere sürecinde gündeme getirilen hususlardan tamamen farklı görüşleri savunması, zaman içerisinde Talat ile ilişkilerde sıkıntı yaratacaktır. UBP, CTP'nin mülkiyetle ilgili yaptığı yasal düzenlemelere de karşı çıkmış ve Seçim Bildirgesi'nde "2004 yılından itibaren anayasa hükümlerine aykırı yapılan yasal düzenlemeler, alınan Bakanlar Kurulu kararları ve gerçekleştirilen idari uygulamalar alınmış tüm kararlar ile birlikte iptal edilecek; hile, görev ihmali, ve yetkileri kötüye kullanma durumları kanuni kavuşturmaya tabi tutulacak ve gereği yerine getirilecektir" ifadeleri kullanılmıştır. Ayrıca, "1985 Anayasası ve 41/77 İskân Topraklandırma ve Eşdeğer Mal Yasası uyarınca eşdeğer uygulamalarının yeniden başlatılacağı" vaadinde bulunulmuştur.

Sonuç

KKTC'de Nisan 2009 seçimlerinde alınan sonuç, Kıbrıs Türklerinin 24 Nisan 2004 Referandumu'ndan bu yana geçen beş yılda "çözüm ve AB üyeliği" vaatleriyle oyalanmalarına karşı tepki ve kızgınlıklarını yansıtmaktadır. Bu tepki, esasen yalnız CTP değil AB, ABD, BM ve GKRY'ye karşı bir içerik taşısa da, KKTC'de bu durumun sorumlusu olarak gördükleri CTP'ye iktidardan uzaklaştırmak suretiyle gösterilmiştir. Seçmen iradesindeki bu değişim, Ada'daki iki halk ve iki devletin egemen eşitliğine dayalı bir çözümü savunan UBP'yi iktidara taşımıştır.

UBP tek başına hükümet kurabilecek bir sonuç almış olsa da, 26 milletvekilliği gibi hassas bir çoğunluğa dayalı iktidarında önümüzdeki süreçte hem iç politikada hem de Kıbrıs sorunuyla ilgili gelişmeler nedeniyle sıkıntılar yaşaması ihtimali yüksektir. İç politik alanda, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik ve mali krizden kurtulmasına yönelik politikalar uygulanması öncelik taşıyacaktır. Seçim Bildirgesi'nde açıkladığı vaatlerin zamanında yerine getirilememesi durumunda eleştirilerin hedefi olacaktır. Ulusal davayla ilgili olarak ise, Nisan 2010'daki Cumhurbaşkanlığı seçimlerine kadar geçecek sürede, kapsamlı müzakereleri sürdüren Cumhurbaşkanı Talat'la uyumlu bir çizgi izlemesi zordur. Süreci engelleyen taraf olarak gözükmemek için bu konuda esnek davranılması, yalnız parti politikasıyla çelişmeyecek, kendisini iktidara taşıyan kesimlerin tepkilerine de yol açabilecektir.

Sayın Sema Sezer'in bu değerlendirmesine katılmamak mümkün değildir. Hala, 2004 referandumundaki oylamayı Kıbrıs Türk'ünün iradesi zannedenler için de Sayın Sezer'in bu yazısı uyarıcı bir rol oynayacaktır. Esas konu, Anavatan Türkiye'nin son seçimlerde ortaya konmuş olan Milli iradeyi nereye kadar destekleyeceğindendir.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.