Uygurlar'dan ders alalım

loading
23 Kasım, Pazartesi
£

10.49

9.33

$

7.88

TOROS

Rauf R. DENKTAŞ
rdenktas@kibrispostasi.com
Rauf R. DENKTAŞ
A- A A+

Uygurlar'dan ders alalım

Çin ulusunun içinde özel-özerk haklarla yaşayan uygur kardeşlerimizin başlarına gelenler karşısında dünya seyirci kalmaktadır. Çin ulusunu temsilen Çin Devleti BMGK'nin daimi üyelerinden biridir. Yani Güvenlik Konseyinde içinde özerk hakları olan uygurlar da üyedir. Onlar da temsil edilmektedirler. Ancak egemen haklara sahip olmadıkları için, ayrı bir devlet statüleri olmadığı için söz hakları yoktur.

1960 Antlaşmalarında Kıbrıs Türklerinin statüsü (ayrı Cemaat Meclisleri, ayrı demokratik hakları, hükümete etkin ve fiili şekilde katılımlarını veto hakları ve garantilerle takviye edilmiş şekliyle uygurların statüsünden çok daha iyi, kağıt üzerinde çok daha sağlam ve Türk Alayının varlığı ile çok daha güvenliydi. Devletin kurucu ortaklarından biriydik. Ne oldu? "ulus benim-demokratik hak çoğunluğundur-ortaklık tanımıyorum-Kıbrıs'ta tek halk vardır ve bu halk çoğunlukla Enosis istemektedir-bunu yasaklayan anlaşmalar insan haklarına aykırıdır" diyen Rum ortak, arkasına Yunanistan'ı, ABD'yi, Sovyetleri, Bağlantısızları alarak "demokratik hakkını istemektedir". Bu hak Kıbrıs'a sahip olma hakkıdır. Kıbrıs halkı, dıştan müdahale olmasa, garantiler kalksa, adaya tam bağımsızlık verilse bal gibi barış içinde yaşayacaktır çünkü kavga azınlığa verilen abartılmış haklardan ve bunları korumak maksadıyla var olan garantilerden kaynaklanmaktadır.

Bunları yazdım çünkü Talat-Hristofyas görüşmeleri bizi Kıbrıs ulusu, içinde belirli haklarla donatılmış bir azınlığa doğru götürmektedir. Halkın çoğunluğu bunu görmüştür ve endişelidir. Bu nedenledir ki konunun en üst kademede değerlendirilmesi gerekmektedir. Kıbrıs meselesinin ne olduğunu ve bunun halli için kırmızı çizgimizi açıkça dünyaya duyurmalıyız. "Son fırsat, kaçırılmaz fırsat" diye ortalıkta dolaşanlar Kıbrıs Türklerinin hiçbir zaman Rum idaresini "Kıbrıs'ın meşru hükümeti" ve Kıbrıs'ın tüm toprağının AB üyesi olduğunu kabul etmeyeceğini, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin varlığının kabulünde ısrar edeceğini, özel ve özerk haklarla "Kıbrıs ulusunun" (!) içinde bir topluluk-azınlık olmayacağını anlamalıdırlar. Uygur Türklerinin başına gelenler 1963-74 arasında bizim de başımıza gelmişti. Ayni macerayı yeniden yaşamak istemiyoruz. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni yok farz eden ve garantörlerden kurtularak Rumların "Kıbrıs'ta tek halkı bir ulusun temsilcisi olarak algılayan bir anlaşmayı Kıbrıs Türk halkının asla kabul etmeyeceğini dünyaya duyurmak zamanı şimdidir.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.