Dinin siyasete alet edilmesi

loading
29 Mayıs, Cuma
£

8.41

7.57

$

6.82

A- A A+

Dinin siyasete alet edilmesi

Rum Ortodoks Kilisesi Başı II. Hrisosotomos'un ve Sen Sinod Meclisinin KKTC'yi tanımamak ve KKTC yokmuş gibi davranmak alışkanlığı var.

Hem Başpiskops hem de Sen Sinod Meclisi, ruhani yönetim bölgeleri yani Diyakozluğu içinde olmasa da Karpaz yardım adasına çoktan göz dikmiş durumda.

Sen Sinod Meclisi tarafından 9 Eylül 2010'da kabul edilen son kilise tüzüğüyle,Karpaz Burnunun en ucundaki ApostolosAndreas Manastır'ının (Havari Andrew Manastırı) Rum Ortodoks Kilise'sinin tam yetkisine ve Karpaz Bölge Piskoposluğu'nun himayesi altına girmesinin prensip kararı alınmıştı.

Arkasından Karpaz yarım adasını olduğu gibi Metropol, yani dini bölge ilan edildi ve Karpaz Bölge Piskoposu olarak da Piskopos Hristoforu atandı.

Bu atama tabii sadece kağıt üstünde.

Rumlar kendi kendilerine gelin güvey oldular ve Karpaz yarım adası KKTC egemenliği ve hükümranlığı altında olmasına rağmen tüm bu işlemeleri KKTC hükümetine sormadan ve danışmadan yaptılar. KKTC Din İşleri Başkanlığı muhatap bile alınmadı.

İster alırlar, ister almazlar.

Bu kendi bilecekleri bir iş ama, iş fiiliyata gelince KKTC'yi ve KKTC'nin Din İşleri Başkanlığınıkaale ve dikkate almak zorunda kalmakla yüzleşeceklerini hiç düşünmediler herhalde.

Sanıyorlar ki adanın tümü kendi hükümranlıkları altında ve istedikleri kararı alıp uygulayabilirler.

Aslında yaptıkları hiçbir politik, siyasi ve devletçi teamüllere uymuyor. Ha Lübnan'daki bir kiliseye Lübnan Hükümetine danışmadan papaz atamışlar, ha da KKTC Hükümetine ve yetkili dairesine sormadan ve izin almadan Karpaz Bölge Piskoposu olarak Piskopos Hristoforu'yu atamışlar. Bu iki işlemin arasında hiçbir fark yok.

12 Nisan günü Karpaz Bölge Piskoposu Hristoforu, kendisinin "Karpaz'a gitmek üzere KKTC'ye yönelik geçişinin Türk makamlarınca engellendiği" iddiasıyla, sabah saat 06.30-8.00 saatleri arasında Metehan (Ay.Demet) sınır kapısında eylem yaptı ve ikişer araçla gidiş ve geliş yollarını bloke ederek protesto eyleminde bulundu.

Sözde Karpaz BaşpiskoposuHristoforu, burada yaptığı açıklamada da Kıbrıs Türk makamlarının, "bir aydan beridir kendisine Kuzey'e geçiş izni vermediğini" iddia etti.

Eğri oturup eğri konuşmak yerine, doğru oturup doğru konuşmak gerekiyor.

Eğer Kıbrıs Rum Ortodoks Kilisesi ve Sen Sinod Meclisi, KKTC hükümetini tanıyıp Din İşleri Başkanlığını muhatap alsalardı bu tür yasaklamalarla karşı karşıya gelmezlerdi hiçbir zaman.

Tanımayanı tanımazlar, takmayanı da takmazlar. Bu insan doğasının kuralıdır.

KKTC'de sorma gir hanı değildir.

KKTC hükümetine ve KKTC Din İşleri Başkanlığına sormadan atadıkları ne sözde Karpaz Piskoposu olarak kendisine, ne de sözde "OmorfoMetropoliti"ne KKTC'ye geçişine izin verilmeyeceği kesin.

İster uluslararası olarak tanınmış bir devlet olsun ister olmasın, Kıbrıs adasının kuzeyinde egemen ve hükümran bir yönetim varsa, Rum Ortodoks Kilisesi bu devletle ve bu devletin ilgili birimleri ile muhatap olmak ve onları kaale almak zorundadır.

Üstelik her olayı kendine yontan Rum Ortodoks Kilisesinin, Kıbrıs adasının güneyinde yaşayan Müslümanları ziyaret etmek ve kutsal mekanımız olan Hala Sultan Tekkesinde ibadet etmek için KKTC Din İşleri Başkanına, eski ismiyle de "Müftü"müze Güney Kıbrıs'a geçişine izin verilmediği zaman niye sesini yükseltip Kıbrıs Rum Yönetimini protesto etmediğini de anlamak güç.

Eğer Rum Ortodoks Kilisesi, KKTC hükümetinden varlığına saygı duyulmasını istiyorsa, önce kendi evinde "karşılıklı saygı"yı tesis etmeli ve KKTC Din İşleri Başkanı ile tüm personelinin güney Kıbrıs'a geçişini kendi hükümetine kabul ettirmelidir.

Sonrasında bu sözde "Omorfo Metropoliti" ile "sözde "KarpazPiskoposu"nun dini ayin yönetmek üzere KKTC'ye geçişleri için gerekli olan iznileri KKTC Din İşleri Başkanlığı deruhte eder.

Her şey karşılıklıdır. Buna siyasette, politikada ve devletler arasındaki ilişkilerde "Mütekabiliyet" denmekte.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.