Türklere saldırmayacaklar(dı)

loading
27 Eylül, Pazar
£

9.77

8.92

$

7.66

A- A A+

Türklere saldırmayacaklar(dı)

Orams davasında, mal sahibi olduğunu iddia eden Kıbrıslı Rum Meletis Apostolidis ile avukatı Konstantin Kandunas, dava ile ilgili karar açıklandıktan sonra Güney Lefkoşa'daki AG Leventis Foundation adlı vakıfa ait binada bir basın toplantısı düzenledi.

Bu toplantıda benim en çok ilgilimi çeken de gerek Apostolidis'in gerekse de Kandunas'ın, Rumlara ait gayrı menkulleri kullanan veya bu evlerde kalan Kıbrıslı Türklere karşı dava açılmasının söz konusu olmadığını söylemeleri oldu.

Bir avukatla sıradan bir Rum'un söylediği bu sözlerin ne kadar geçerli olduğu tartışma kaldırır. Bence bu sözlerinin hiçbir geçerliliği ve garantisi yok.

Zaten bu sözleri Hristofyas bile söylemiş olsaydı gene de hiçbir geçerliliği olmayacaktı.

Hristofyas bir taraftan müzakereler devam ederken ve tartışılan önemli başlıklar arasında "Mülkiyet" de varken, pişkin pişkin bireylerin açtıkları davalara karışamam diyerek sorumluluktan kaçması bu düşüncemin en güzel ispatı ve örneği.

15 Temmuz 1974'de EOKA'cıların Makarios'a karşı yaptıkları darbeyi yaşayanlar bilir.

Katil EOKA'cı Nikos Samson darbenin ertesinde televizyona çıkıp "Kıbrıs Helen Cumhuriyeti"ni ilan ettikten sonra "Bu çatışmalar kendi aramızdadır, Kıbrıslı Türkler merak etmesin onlara saldırmak gibi bir niyetimiz" yok demişti.

Çokta iyi niyetli ve inandırıcı olmaya çalışıyordu ama söylediklerinin tümünün de yalan olduğu daha 2.ci Harekat bitmeden Baf, Taşkent, Muratağa, Atlılar , Sandallar ve diğer yerleşim yerlerinde gerçekleştirdikleri katliamlardan belli olmuştu.

Arkasından da ele geçirilen Rum Mili Muhafız Ordusuna ait kamplarda bulunan belgeler arasında çıkan "Iphestos Planı" ise Türklere karşı organize bir katliam girişiminde bulunacaklarını ortaya koydu.

Bu nedenle de Türklerin ezeli ve ebedi düşmanları oldukları kafalarına hem okullarda hem de kiliselerde kazınan Rumların, Türklere ellerine geçirdikleri her fırsatta kötülük yapmak isteyecekleri tarihi bir gerçektir.

Orams davası gibi, AB üyeliklerini kullanarak ABAD veya AİHM'de Türklere karşı kararlar almak ve KKTC toprakları üzerinde egemenlik kurabilmek için her yolu deneyeceklerdir.

Tabii ki Rumların bu ülkülerini durdurabilmenin "silahlı çatışmadan sınırları kapatmaya kadar" birçok yolu da vardır.

Ağustos 1974 tarihinde II.ci Cenevre Anlaşmasında mutabakata varılan nüfus değişimi antlaşmasını hiçe sayarak Rum mülkü kullanmak zorunda kalan Kıbrıslı Türklere karşı AİHM ve ABAD'da dava açan Titina Louzidou (Girne'deki ev), Ksenti Arestis (Maraştaki dükkan), Panos İoannidis (Hurma Davası), Meletis Apostolidis (Orams) ve benzeri Kıbrıslı Rumların mülklerine çok ağır emlak vergileri koymak ve ödenmediği takdirde de mülklerine mahkeme kararı ile el koyup satmak caydırıcı ve yasal bir önlem olabilir.

Söz konusu bu kişilerin de KKTC topraklarına giriş yaptıkları zaman borçlarından dolayı tutuklanacaklarını mahkeme kararı ile ilan etmek ise bu caydırıcılığı iyice pekiştirecektir.

Anlaşma olursa zaten yerel mahkemelerin kararları karşılıklı geçerli addedilecektir, olmazsa mahkeme kararları KKTC topraklarında ilelebet geçerli kalacaktır.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.