Örgütler MARPOL Sözleşmesi üzerinden Türkiye'yi işaret etti

loading
5 Haziran, Cuma
£

8.53

7.67

$

6.75

Örgütler MARPOL Sözleşmesi üzerinden Türkiye'yi işaret etti

Örgütler MARPOL Sözleşmesi üzerinden Türkiye'yi işaret etti

Kalecik'te dün gece "Kaptanoğlu" isimli ham petrol gemisi tarafından, Kazancı Holding'e bağlı Aksa Enerji Anonim Şirketi'ne ait AKSA Elektrik Santrali'ne petrol boşaltımı sırasında meydana gelen petrol sızıntısı, çevre örgütlerinin büyük tepkisine yol açtı. Olayı görülmemiş bir çevre felaketi olarak nitelendiren Petrol Dolum Tesisine Hayır İnisiyatifi'nde yer alan Çevre Mühendisleri Odası'ndan Oda Başkanı Nilden Bektaş ile Kıbrıs Çevre Platformu adına Ayşe Dönmezer, gemilerin işletiminden ya da kaza ile meydana gelebilecek deniz kirlenmesinin önlenmesi amacıyla Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) tarafından yapılan bir uluslararası sözleşme olan MARPOL Sözleşmesi'ne ve Türkiye'nin yükümlülüğüne işaret etti.

Örgütler MARPOL Sözleşmesi üzerinden Türkiye'yi işaret etti
banner
A- A A+

Kıbrıs Postası - Meryem Ekinci

Kıbrıs Çevre Platformu'ndan Ayşe Dönmezer, meydana gelen çevre felaketi konusunda öncelikle ülkedeki yasal boşluğa işaret ederek, "Öncelikle ülkemizdeki mevzuat ve uygulamalarda halen petrolün ne kadar tehlikeli bir madde olduğu konusunda tam bir algı söz konusu değildir. Bu nedenle de gerekli önlemler kesinlişkle alınmamıştır" dedi.

DÖNMEZER: "AKSA GİBİ ULUSLARARASI BİR ŞİRKETİN BU ANLAŞMAYA UYUYOR OLMASI LAZIM"

Uluslararası Denizcilik Örgütü'nün (IMO) MARPOL Sözleşmesi'ne gönderme yapan ve Türkiye'nin de bu sözleşmeye üye devletlerden olduğuna işaret eden Ayşe Dönmezer, ham petrol taşıyan geminin TC bandralı olması ve AKSA Enerji Üretim Anonim Şirketi'nin de Türkiye'de faaliyet gösteren bir şirket olması nedeniyle, sözleşmeye uyması gerektiğini kaydetti.

"Gemi, Türkiye bu anlaşmaya üye olduğu için, sözleşmeye uygun olmak zorundadır. AKSA da Türkiye menşeli bir şirkettir. AKSA gibi uluslararası bir şirketin bu anlaşmaya uyuyor olması lazım" şeklinde konuşan Dönmezer, hükümetin bu konuda acil olarak karar üretmesi gerektiğini vurguladı.

Meydana gelen olayın, KKTC'nin de artık uluslararası standartları takip etmesi gerekliliğini ortaya koyduğunu kaydeden Dönmezer, denize sızan petrolün temizlenmesinin yanı sıra tazminatın da gündeme getirilmesi gerektiğini söyledi.

Yaşanan çevre felaketi karşısında ceza verilmesinin yeterli olmayacağını, tazminat istenmesi ve bir aksiyon planı belirlenmesi gerektiğini ifade eden Dönmezer, açılacak bir dava konusunda Türkiye'yle görüşülmesi gerektiğini de belirtti.

Türkiye ve KKTC arasında deniz kirliliği ve bu gibi çevre felaketleriyle ilgili bir protokol yapılmamasına da eleştiri getiren Dönmezer, Türkiye'yle bu alanda usul ve esasların belirleneceği bir protokol yapılması gerektiğini de sözlerine ekledi.

BEKTAŞ: "KİRLETEN ÖDER PRENSİBİNİN ÇALIŞTIRILMASI GEREKMEKTEDİR"

Çevre Mühendisleri Odası Başkanı Nilden Bektaş da, deniz diplerine kadar ulaşan bir çevre felaketiyle karşı karşıya olunduğuna işaret ederek, bölgede yaptıkları gözlem sonucunda kirliliğin yayılarak devam ettiğini bildirdi.

Yapılan müdahaleyi de çağ dışı olarak nitelendiren Bektaş, "İlk olarak balık çiftliğine geldik. Petrolün buraya yayıldığını ve malesef bidonlar gibi çağ dışı yöntemle petrolün alınmaya çalışıldığına tanık olduk. Bu bize AKSA yetkililerinin acil müdahale planlarının olmadığını ya da yetersiz olduğunu göstermektedir" şeklinde konuştu.

Bektaş da ülkedeki yasal mevzuatın yetersiz oluşuna işaret ederek, "Açık denizlerde meydana gelen kazalarla ilgili yasal mevzuatımızın olmadığı görülmüştür" dedi.

Bektaş, Akdeniz bölgesinde kıyısı olan ülkelerin taraf olduğu MARPOL Sözleşmesi'ne atıfta bulunarak, sözleşmesi vardır. "Bu MARPOL Sözleşmesi'ne göre denizlerde yaratılan kirliliklerle ilgili çok büyük cezai yaptırımlar vardır. Bunu araştırdığımızda, tanınmamış bir ülke olmamızdan dolayı sözleşmeye taraf olamadığımız görüyoruz. Ancak yine araştırmamıza göre buraya yakıt getiren gemilerin tanınmış ve sözleşmeye taraf ülkelerden olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla gemilerin bu MARPOL Sözleşmesi hükümlerine eksiksiz olarak uyması gerekmektedir. Bu kirliliğe neden olanların, bu kirliliği temizlemek için her türlü yasal zorunluluğu yerine getirmesi gerekmektedir. Kirleten öder prensibinin çalıştırılması gerekmektedir. Kirliliğin maddi boyutu karşılansa bile ekosisteme verdiği zarar parayla ölçülemeyecek kadar yüksek boyuttadır" dedi.

Bektaş, meydana gelen olayın sorumlularına cezai yaptırım uygulanmasını beklediklerini de belirterek, "Biz bu konuda girişim yapmayı düşünüyoruz. Bu şimdiye kadar meydana gelen en büyük krililiktir. Petrol Dolum Tesisne Hayır İnisiyatifi olarak konuyu görüşecek ve hakkımızı nerede arayabileceğimizi tartışacağız" dedi.

Bektaş, Turizm, Çevre ve Kültür Bakanı Mehmet Harmancı'nın yaklaşımını da "ılımlı ve çözüm yanlısı" olarak nitelendirerek, işbirliği yapılacağı mesajı verdi.

MARPOL SÖZLEŞMESİ

IMO tarafından 1973'de kabul edilen ve 1978 Protokolü ile değiştirilen Denizlerin Gemilerden Kirlenmesini Önleme Uluslararası Sözleşmesi (MARPOL); gemilerin işletiminden ya da kaza ile meydana gelebilecek deniz kirlenmesinin önlenmesi amacını taşıyor.

Sözleşmenin birinci eki, Petrolden oluşan Kirlenmenin Önlenmesi için Kurallar'ı içeriyor.

Denizlerde Petrol ve Türevlerinden Oluşan Kirlenmenin Önlenmesi Kuralları, 150 gross ton üzerindeki petrol tankerleri ile 400 gross ton üzerindeki tüm gemilere uygulanıyor.

Sözleşmeye uyan gemilere "International Oil Pollution Prevention Certificate-Annex-I" (Uluslararası Petrol Kirliliğinden Korunma Sertifikası) kısa adıyla IOPP sertifikası veriliyor.

Sözleşmede "kirliliğe sebep olan petrol' ile ham petrol, fuel oil, rafine edilmiş petrol ürünleri kastediliyor.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer DOĞA ve ÇEVRE Haberleri