İÇ HABERLER
okuma süresi: 8 dak.

"Bedel ödemeyi göze almalıyız"

"Bedel ödemeyi göze almalıyız"

ADA TV de Cuma akşamları yayınlanan ve Erçin Şahmaran'la Ediz Tuncel'in beraber hazırlayıp sundukları "Söz Sizde" programında bu hafta yeni siyaset ve siyasetçiler konuşuldu. Programın bu haftaki konukları Akademisyen, hukukçu Tufan Erhürman ve İş adamı, Demokrat Parti genel Başkan yardımcısı Serhat Kotak oldu. Siyaset dünyasında yeni olan Kotak ve Erhürman bir noktada birleşti "Bedel ödemeyi göze almalıyız".

Yayın Tarihi: 17/06/13 08:22
okuma süresi: 8 dak.
"Bedel ödemeyi göze almalıyız"
A- A A+

Akademisyen, hukukçu Tufan Erhürman; "Açıklık, şeffaflık bir beklentidir".

"Toplumun beklentilerinin ne olduğu uzun bir süredir belli. Açıklık, hesap verebilirlik, şeffaflık toplum için bir beklentidir. Bu beklentiler çok uzun bir süredir dile getiriliyor. Ve çok bellidir ki bugün geçiş hükümeti olarak kurulan yeni hükümetin görev süresi bittiği zamanda seçimden sonra kurulacak yeni hükümetten de ayni beklentiler olacak. Dolayısı ile geçici hükümet olarak göreve başlayan yeni hükümetin geçici bile olsa açıklıkla göreve başlaması önemlidir. Özellikle mali durumun her hafta yayınlanması bir kurgu haline getirilirse yeni gelecek olan hükümetin de bunu takip etmesi çok yerinde olur. TOMA ve Necati Şaşmaz'ın fahri ataşeliğinin iptal edilmesi de kamuoyunu daha fazla tatmin edecek gibi görünüyor. Benim izleyebildiğim kadarıyla yeni hükümetle her ne kadar geçici de olsa toplumda bir moral artışı sağlanmıştır. TOMA'yla ilgili de bir adım atılacağı söyleniyor. Ama bir sözleşme varsa bunun hukuki boyutu nasıl olur onu düşünmek lazım. Ki kendi adıma söyleyeyim son derece gereksiz toplumu durduk yere geren ve tepkiye sebep olan bir düşünce. Yeni hükümetin TOMA'yla ilgili bu kararını da sonuna kadar destekliyorum."

"Belirli bir vesayet vardır ve kalkmalıdır"

"Ben bu ülkede tam bir demokrasi olduğunu hiçbir zaman iddia etmedim. Daha açık söyleyelim dünyanın hiçbir ülkesinde tam anlamıyla demokrasi yoktur. Ama demokrasinin bir uluslar arası standardı varsa bizdeki demokrasi bu standardın çok çok altındadır. Bunun sebeplerinden biri de benim her zaman söylediğim vesayettir. Türkiye yöneticilerinin KKTC yöneticileri üzerinde çok ciddi vesayeti olduğunu düşünüyorum. Bu vesayetinde KKTC'de olduğu kadarıyla var olan demokrasiyi olumsuz olarak etkilediğini de düşünüyor ve söylüyorum. Bunun hukuki göstergeleri vardır. Mesela polis size bağlı değildir, itfaiye, sivil savunma, merkez bankası size bağlı değildir. Bir de fiili göstergeler vardır. Örneğin yardım heyeti diye bir heyet vardır. Adeta bakanlar kurulu gibi fonksiyonu vardır. Bunun yanında Sayın Türkiye Başbakanının bizim eski Başbakanımıza hitabı gibi veya Sayın Ferdi Sabit Soyer Başbakanken bir askerin bize Türklüğünü ispat et deme cüretini göstermesi gibi bunlarda fiili vesayete örneklerdir. Sonuçta Türkiye bizim dost ülkemizdir. Bu ortada ama baktığımızda bu iki ülke arasındaki ilişki normal iki ülke arasında olması gereken bir ilişki değil. Böyle bir ilişki biçimi KKTC demokrasi yapısını olumsuz etkiler. Ben bu vesayetin kesinlikle ortadan kalkması gerektiğine inanıyorum."

"Bedel ödemeyi göze almalıyız"

"Vesayet konusunda elbette karşı tarafın olduğu kadar bizim de sorumluluğumuz var. Bir kere bedel ödemeyi göze almalıyız. Bir toplum bir başka ülkeden bu kadar yoğun miktarda maddi yardım almaya devam ederse ve o ülkede bu maddi yardımı artık bir protokol aracılığıyla ve belli şartlarla verilmesini şart koşarsa sizde bunu kabullenirseniz zaten artık bu vesayet hukuki temelini de elde etmiş olur. Burada Kıbrıs Türk halkı şunu fark etmelidir. Bu vesayetten şikâyet etmek, öfkelenmek, kızmak çözüm değildir. Bunu ortadan kaldırmak için bir bedel ödemeniz gerek. En azından cari harcamalarınızı kendi bütçenizden karşılayabileceğiniz bir olanak yaratmalısınız. Hepsimizin toplumdaki her bireyin tek tek kendi ekonomik durumundan ödün vermesi gerekir. Ortaya da öyle bir hükümet çıkmalı ki her birimizin verdiği ödünleri tüm topluma eşit derecede dağıtacak. Buda sağlam bir kararlılık, plan ve zaman gerektirir. Biz hem giden hem de ağlayan bir toplumuz. Herkes şikâyetçi ama bir şey yapmaya gelince, elini taşın altına koymaya gelince, bedel ödemeye gelince herkes isyan ediyor. Öyle bir yapıya ihtiyacımız var ki hep beraber bedel ödeyeceğiz, hükümet ve Meclis'te bu bedeli eşit olarak dağıtacak. Bir toplumun kendi kendini yönetmesi haysiyet meselesidir. Altyapı yatırımlarını zaten Türkiye yapıyor. Yapmalıdır da çünkü oluşan yapıda bizim kadar onlarında payı var."

"Varlık içinde yokluk çekiyoruz"

"Aslında biz varlık içinde yokluk çekiyoruz. Villalar ve son model araçları gördükçe diyorum ki para var. Fakat bu villa ve arabaların sahiplerinin vergi beyannamelerini zarar da diye göstermesiyle şaşırıyorum. Bu kaynak kamu maliyesine aktarılsa demek ki güzel bir kaynak olacak. Burada bir sermaye birikimi var. Ama devlete bu sermayeden ödenen payda önemli bir düşüklük var. Mutlaka ki herkesi bir tutmuyorum ama birçok işadamı zararda gösteriliyor".

"Ben zaten siyaset yapıyorum"

"Hukuka aykırı her işlem şuan ki hükümet tarafından iptal edilebilir. Ve topluma da şu mesaj verilebilir. Artık hukuksuzluk yapan varsa bu kim olursa olsun yanına kalmayacak. Ben aslında siyasete girmedim. Ben zaten siyaset yapıyordum. Düşüncelerimle yazılarımla. Ben siyasetten, siyaset dediğimiz şeye giriyorum aslında. Ve iddiam bazı yanlışların değiştirilmesine katkı koymaktır. Eğer yapamazsam da bırakacağım. Ben siyaset denen şey ki bu ülkede siyaset yapılmıyor meslek sahibi olmak için girmiyorum. Benim zaten bir mesleğim var. Bu ülkede kanalların açılması lazım. Belki de bu dönemde elimi taşın altına koyduğum için şansızım ama Meclise kim girecekse girsin yapılması gerekenleri yapmalı bizlerde dışarıdan yapıcı olarak bakarak seçilmesek de katkı koyup yapılması gerekenleri desteklemeliyiz".

Demokrat Parti genel Başkan yardımcısı ve işadamı Serhat Kotak; "Siyasetin hastasıyız"

"Toplum olarak siyasete meraklıyız. Çok öncelerden insanlar siyaseti konuşur ve tartışır. Biz bunun hastasıyız. Yeni kurulan hükümet geçici olmasına rağmen önemli bir dönemde önemli ve zor bir görev üstlenmiştir. Bizler KKTC'yi iyi yönetiyoruz diye bir iddiada bulunursak tartışacağımız hiçbir şey yok demektir. Bizim ekonomik yapımız sadece memur maaşlarını ödemeye endekslenmiştir. Öncelikle ekonomiyi doğru temellere oturtacak cesur bir hükümete ihtiyacımız var".

"Bedel ödemek şart"

"Eksik yanlarımızı gideremez miyiz? Bu başarılamaz mı? Elbette başarılır. Ama gerçek anlamda bedel ödemeyi göğüsleyeceğiz. Dünyanın ileri derecede ekonomilerinde bile denk bütçe yoktur. Devlet kendi cari harcamalarını karşılayabilmeli. Bugünkü yapımız tamamen israfa yöneliktir. Sistemler kötü olabilir ama sistemi yönlendiren de sonuçta insandır. İyi yönetebileceği gibi kötüye de kullanabilir".

"Vatandaşlık konusunu yüzümüze gözümüze bulaştırdık"

"Vatandaşlık konusu bu dönemde çok tartışıldı. Adeta bu konu silah olarak kullanıldı. Ülkemizde doğup büyüyen insanlarımız var. Bunun belli bir kriteri olması lazım yani herkes vatandaş olacak diye bir şey yok. Yasalarımız var ama hükümetler herkese eşit kullanmayarak bu yasaları yüzüne gözüne bulaştırdı. Başka ülkelerde doğru olanları alıp uygulamamız gerek. Başka ülkelerde vatandaşlık için sınav bile yapılır. Vatandaşlıkla çalışma iznini bir birine karıştırmamak lazım. İş gücü eksiği mi var? Bunun için düzenlemeler yapar ve gerekli daveti yerine getirirsiniz ama her çalışmaya gelen vatandaş olacak şeklinde de bir yaklaşım son derece yanlış".

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

En güncel gelişmelerden hemen haberdar olmak için

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.