BKP, Siber Hükümeti, Başsavcılık ve Sayıştaşlığı göreve çağırdı

loading
31 Mayıs, Pazar
£

8.42

7.57

$

6.82

BKP, Siber Hükümeti, Başsavcılık ve Sayıştaşlığı göreve çağırdı

BKP, Siber Hükümeti, Başsavcılık ve Sayıştaşlığı göreve çağırdı

Birleşik Kıbrıs Partisi Toplumsal Varoluş Güçleri BKP Genel Merkezi'nde bir basın toplantısı düzenleyerek Hala Sultan Camii İnşaatı Protokolü ile ilgili halktan gizlenen belgeleri açıkladı ve "Yolsuzlukların üzerine gidiyoruz" diyen Sibel Siber Hükümeti, Başsavcılık ve Sayıştaşlığı göreve çağırdı.

BKP, Siber Hükümeti, Başsavcılık ve Sayıştaşlığı göreve çağırdı
banner
A- A A+

BKP Genel Başkanı İzzet İzcan, Birleşik Kıbrıs Partisi Toplumsal Varoluş Güçleri olarak kampanyanın yarısına gelmiş olduklarını belirterek, bugün kamuoyunda çıkan göstermelik kamuoyu yoklamalarının gerçekleri yansıtmadığını söyledi. Toplumun bilinçli bir şekilde manipüle edilmek istendiğini vurgulayan İzcan, "Yayınlanan kamuoyu yoklamalarında BKP Toplumsal Varoluş Güçleri'nin adı bile yoktur. Toplum bilinçli olarak manipüle edilmek istenmektedir. Biz kamuoyunu bu tür manipülasyonlara itibar etmemeye çağırıyoruz" dedi.

Basına dağıtılan belgelerin Kuzey Kıbrıs'ta hükümet eden tüm partilerin yasadışı ve keyfi uygulamalarla ülkeyi nasıl batırdıklarının, ülkeyi yozlaşmaya ve hukuk dışılığa sürüklediklerinin göstergesi olduğunu vurgulayan İzcan, "Kıbrıs Türk toplumunu yok eden bu anlayış mahkûm edilmelidir. Bu anlayışın temelinde burayı vilayet yapma vardır. Burada üreten tüm sektörleri batırma vardır. Burada yasa dışı işler vardır ve bu yasa dışılık hükümetler eliyle yapılmaktadır" dedi.

Bu belgenin Türkiye Cumhuriyeti Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfı tarafından yapılacak olan Hala Sultan Camii ve Müştemlikatına ilişkin çerçeve ve protokol olduğunu ifade eden İzcan, bu belgenin yolsuzluklar ve hukuksuzluklarla dolu olduğunu vurguladı. Bu protokolle inşaatın tüm mimarlık, mühendislik, mütahitlik, işçilik, inşaat yapımı için gerekli tüm malzemelerin alımının Türkiye Diyanet Vakfı'na bağlı KOMAŞ Anonim Şirketi tarafından yapılmasını, buradaki hükümete de bu yasa dışılıkları kılıfına uydurma görevi verildiğini söyleyen İzcan, "Bizim yasalarımıza göre Kıbrıs Türk Mütahitler Birliğine kaydı olmayan bir şirketin inşaat yapması yasaktır. Kıbrıs Türk Mimar ve Mühendis Odalarına kaydı olmayan mimar ve mühendislerin çizmediği bir proje uygulanamaz. Ancak bu protokolle tüm bunlar Baypas edilmiş, yasal olmayan her şey kılıfına uydurulmaya çalışılmış ve sahtekarlık yapılmıştır. Bu projenin yapım aşamasında kullanılacak malzeme Türkiye'den Komaş Anonim Şirketi tarafından getirilecek ve tüm vergilerden muaf tutulacak, KDV alınmayacak, bir de bu yetmezmiş gibi teşvik adı altında bütçeden de para aktarılacaktır. İnşaat süresince çalışacak olan bütün teknik, idari personel, taşeron, usta, işçi ve gereken tüm inşaat makineleri de yasadışı bir şekilde kaçak olarak çalıştırılacaktır. Bu süreçte hükümete düşen görev de bu hukuksuzlukları kalıbına uydurmak olacaktır" dedi.

Bu hukuksuzluk ve yolsuzlukların altında, Kıbrıs İlim Ahlak ve Sosyal Yardımlaşma Vakfı adına Hikmet Kaynarca, KKTC Din İşleri Dairesi adına Talip Atalay, Kıbrıs Vakıflar İdaresi adına Mustafa Kaymakamzade, TC Diyanet İşleri TDV Mütevvelli Heyeti adına Prof. Dr. Mehmet Görmez, KKTC Vakıflar Örgütü ve Din İşleri Dairesi adına Işılay Arkan, en önemlisi Türkiye Cumhuriyeti adına Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay ve KKTC Başbakanı İrsen Küçük'ün imzaları olduğunu vurgulayan İzcan, "Bu belge hükümet eli ile yapılan hukuksuzluğun ispatıdır. Bu bir suç duyurusudur. Bu noktada, Sibel Siber Başkanlığındaki hükümeti, Başsavcılığı ve Sayıştayı göreve çağırıyoruz. Bu belgede imzası bulunan herkes ve kurumlar yargılanmalıdır. Biz BKP Toplumsal Varoluş Güçleri olarak bu hukuksuzluğun durdurulması için kararlılıkla mücadele edeceğiz" dedi.

Devrimci Komünist Birlik adına konuşan Yusuf Alkım ise yaptığı konuşmada, Birleşik Kıbrıs Partisi Toplumsal Varoluş Güçleri olarak ilk günden beri Kıbrıs'ın kuzeyindeki KKTC denilen yapının, meclisin ve hükümetin hiç bir iradesi olmadığına vurgu yaptıklarını belirterek, Kıbrıs'ın kuzeyinin Türkiye makamları tarafından yönetildiğini söyledi. "Bizim buradaki hükümet denen yapıya ve kurumlara ise Türkiye makamlarının odacılığını yapmak düşmektedir. Bu protokol da bunun ispatıdır" diyen Alkım, ülkede alınan en basit karardan en kritik karara uygulananın bu yöntem olduğunu vurguladı.

Baraka Kültür Merkezi adına konuşan Münür Rahvancıoğlu ise konuşmasında, bu protokolün manevi değerler adına Kıbrıslı Türklerin saygı duyduğu ama kendi yaşam tarzında yeterince yaşayabildiği ve daha fazlasına ihtiyaç duymadığı manevi duyguları paravan yapılarak, bir toplumun nasıl asimile edileceğinin ortaya konulduğunu belirtti. Bu belgenin aynı zamanda, yolsuzluk, hukuksuzluk, yağma ve rant elde etmenin nasıl sağlanacağını çok net bir şekilde gösterdiğini ifade eden Rahvancıoğlu, "Bir topluma ihtiyacı olmayan bir şeyi sana hediye ediyorum deyip onun siyasi iradesini güdükleştirip, onu odacı konumuna düşüreceksiniz, gerekli evraklarını düzenlenmesi ve gerekli işlemlerin yapılması ile sınırlandıracaksınız. Denetim ve güvenli, çalışma koşullarından dahi bahsetmeyeceksiniz. Her türlü çıkarı sağlayacaksınız. Sonra da biz size güzel bir şey hediye ettik deyip teşekkür etmemizi bekleyeceksiniz. İtiraz etmek isteyenlerin önüne de manevi değerleri, dini değerleri koyacaksınız. Bunun ahlaki anlamda da kabul edirliliği yoktur. Toplumumuz adına gerçekten utanıyoruz. Bunun altında imzası olanların derhal hesap vermesi gerekir" dedi.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer İÇ HABERLER