Yrd. Doç. Dr. Bozkurt CTP-BG ile DP-UG koalisyonuna işaret etti

loading
6 Haziran, Cumartesi
£

8.57

7.64

$

6.77

Yrd. Doç. Dr. Bozkurt CTP-BG ile DP-UG koalisyonuna işaret etti

Yrd. Doç. Dr. Bozkurt CTP-BG ile DP-UG koalisyonuna işaret etti

DAÜ Uluslararası İlişkiler ve Siyaset Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Umut Bozkurt, Milletvekilliği Erken Genel Seçimi'nin sonuçlarını Kıbrıs Postası'na değerlendirdi.

Yrd. Doç. Dr. Bozkurt CTP-BG ile DP-UG koalisyonuna işaret etti
banner
A- A A+

Kıbrıs Postası Özel

Seçime katılım oranınının Kıbrıs Türk siyasi hayatında şimdiye dek elde edilmiş en düşük katılım oranı olduğunun altını çizen Yrd. Doç. Dr. Umut Bozkurt, sandığa gitmeyen toplam seçmen nüfusa denk gelen yüzde 30 gibi yüksek bir oranın sadece YKP'nin seçimleri boykot kararını açıklaması ile mümkün olamayacağını kaydetti.

Göç, Kimlik ve Hak Çalışması Merkezi'nin "2013 Kıbrıs Karnesi" başlığıyla yapılan anket sonuçlarına değinen ve siyasi partilere duyulan güven oranının 2.64, meclise duyulan güven oranının ise 3.66 olarak kaydedildiğini anımsatan Umut Bozkurt, "Elbette bu güvensizlik meselesinin sebepleri de farklı farklıdır.

Bir kısım seçmen, başa kim gelirse gelsin partilerin Türkiye'nin onaylamadığı politikaları zaten uygulayamayacağını, o yüzden iradesini sandığa yansıtmanın anlamsız olduğunu düşünüyor. Bir kısım seçmen ise yolsuzluk ve rüşvet iddialarının ayyuka çıktığı bir dönemde sistemi yeterince 'temiz' bulmuyor. Öte yandan bazı taleplerinin karşılanmadığını düşündüğü için siyasal sisteme ilişkin bir hayalkırıklığı içinde olan seçmenler de var" dedi.

Bozkurt, DP'ye oy vermek istemeyen bazı UBP seçmeninin de seçimleri boykot etmiş oldukları yönünde yapılan yorumlara da dikkati çekti.

"SEÇMEN BÜYÜK BİR ALIŞVERİŞ MERKEZİNDEKİ TÜKETİCİYE BENZİYOR SANKİ"

Bozkurt, 60 bin civarında seçmenin karma oy kullanması konusunda ise, siyasi partilere güvensizliğin, bazı seçmenleri yasi partiler yerine bireyler üzerine odaklanan bir tercih yapmaya yönelttiğini belirtti.

Bozkurt, karma oy konusunda Toparlanıyoruz Hareketi'inin yaptığı çalışmalara ise eleştiri getirerek, "Toparlanıyoruz Hareketi'nin partilere değil bireysel olarak milletvekili adaylarına yaptığı vurguyla ilgili bir rahatsızlığımı da belirteyim. Seçmen büyük bir alışveriş merkezindeki tüketiciye benziyor sanki. Şu mağazadan da bu mağazadan da alışveriş yapabilir, ona göre alışveriş sepetinizi doldurabilirsiniz. Birbirine yakın partilere oy vermek biraz daha anlaşılır birşey ama benimsediğiniz bir aday UBP'de, bir aday CTP'de, bir aday BKP'de olursa burada oldukça ilginç bir durum ortaya çıkıyor. Bireyi fazlasıyla öne çıkaran, ideolojileri önemsizleştiren bir siyasi tavır alış olduğunu düşünüyorum.

Ancak şunun da altının çizilmesi gerekiyor. Ülkemizde siyasi partiler arasındaki ideolojik ayrışmalar o kadar net değil. Bugüne dek sağda ve soldaki partileri birbirinden ayıran en temel ayrım noktası Kıbrıs sorununa ilişkin tavırları oldu. Sosyo-ekonomik meseleler üzerinden gidersek ne UBP ya da DP bildiğimiz anlamda sağ (ekonomik ve siyasi liberalizmi savunması anlamında), ne de CTP ve TDP klasik sol partilerdir.

Ama artık öyle bir döneme giriyoruz ki ideolojik farklılıklar daha fazla önem kazanacak. UBP geçen dönemde AKP'nin neoliberal ekonomi politikalarını sadakatle uygulayacağını açıkça gösterdi. CTP içinde ise önemli bir kanat, bu politikaları aynen uygulamayacaklarını, revize etmeye çalışacaklarını seçim sürecinde ifade ettiler. O yüzden ideolojik ayrımlar bu dönemde öne çıkacak ve neticede belirleyici olan seçilen milletvekilinin kişiliğinden, 'temiz' bir aday olmasından ziyade nasıl bir ideolojik duruş sergilediği olacak" ifadelerini kullandı.

"SEÇMEN YENİ SÖZLER SÖYLEYEN YENİ TEMSİLCİLER İSTİYOR"

Bozkurt, 50 sandalyeli Meclis'te 23 yeni milletvekilinin yer alacak olması konusunda da değerlendirme yaparak, "23 sandalyenin değişimini bir yenilik çağrısı olarak okumalıyız. Ayrıca özellikle UBP'den seçilmeyen eski vekiller UBP'li seçmenin partinin son birbuçuk yıldaki iç kavgalarına duyduğu tepkinin bir tezahürü olabilir. Ama daha genelde şu söylenebilir: Seçmen yeni sözler söyleyen yeni temsilciler istiyor" dedi.

"KADINLAR ADAY GÖSTERİLSE BİLE SEÇİLMELERİ ÇOK KOLAY OLMAYABİLİYOR"

Bozkurt, seçim sonuçlarının kadınların temsili açısından da detaylı analiz edilmesinin önemi üzerinde durarak, "2009 seçimlerinden sonra da 50 milletvekilinin sadece 4ü kadındı, şimdi de öyle. 257 milletvekili adayından sadece 48'i kadındı. 1960 Türk Cemaat Meclisi'nden günümüze, sadece 11 kadın milletvekilinin seçilerek parlamentoda görev aldığını görüyoruz. Burada sağ partiler ve sol partiler arasında bazı farklar var.

Örneğin son seçimde UBP'nin gösterdiği 50 aday arasında sadece 4ü, DP'nin göstediği 50 aday arasında sadece 8i kadın adayken, BKP 13, CTP 12, TDP 11 kadın aday göstermiş. Ancak sol partiler de kadınları siyasete kazandırmak konusunda pek başarılı olamadı. Örneğin CTP'de yüzde 30, TDP'de yüzde 50 olan kadın kotaları doldurulmadı. CTP listesinin yüzde 30'u değil, yüzde 24'ü kadınlardan oluştu, TDP listesinin ise yüzde 22'si. Kadınlar aday gösterilse bile seçilmeleri çok kolay olmayabiliyor. Bunun muhtelif sebepleri var ve daha detaylı bir analizi hakediyor" ifadelerini kullandı.

GENÇ MİLLETVEKİLLERİ

Bozkurt, seçim öncesinde çok tartışılan genç adayların seçilmesi konusunda ise seçilen bazı "genç" adayların kendilerini geliştirmiş, birikimli adaylar olmasının, bu yeni döneme dair bir umut yarattığını belirtti.

"GODOT'YU BEKLEMEMELİ"

Ülkedeki yenilgi atmosferinin değişmesi gerektiğinin de altını çizen Bozkurt, "Bir kere şunu teslim etmek gerektiğini düşünüyorum: Kıbrıs Türk siyasi hayatında ciddi bir çıkmaz, hatta kısır döngü sözkonusu. En büyük sıkıntı da yeni sözlerin söylenemiyor oluşudur. Meclise yeni gelen yüzlerin federal çözüm, sosyal adalet konusunda tavır almanın yanı sıra, cinsiyetçilik, ırkçılık, homofobi ile mücadele edecek, çevre konularında duyarlı milletvekilleri olmasını önemli buluyorum. Bu ülkede inanılmaz bir yenilgi havası hakim. Yıllardır Godot'yu bekler gibi Kıbrıs Sorununun çözülmesini bekliyoruz. O çözülmedikçe hiçbirşeyin çözümlenmeyeceğine, bu vesayet durumunun devam edeceğine dair sarsılmaz bir inancımız var. Bunun etkisini küçümsememekle birlikte bu koşullar altında da yapılacak çok şey olduğunu düşünüyorum. Engellilerin eğitim hakkından yararlanması, kamusal alanlara erişiminin engellenmemesi, homoseksüelliğin doğaya aykırı ilişki olarak tanımlanmaması, çevrenin korunması, yeşillendirilmesi gibi bir sürü konuda yapılacak çok şey olduğunu düşünüyorum. O yüzden artık Godot'yu beklememeli, işe koyulmalı!" dedi.

SEÇİLEMEYEN MİLLETVEKİLLERİ

Bozkurt, UBP'nin genelde oy kaybetmesi, başta Genel Başkanı İrsne Küçük olmak üzere bazı milletvekillerinin seçilememesini ise, kurultay süreci ve parti içi kavgalara bağladı.

"İşin en ilginç tarafı İrsen Küçük'ün kendi partilileri tarafından cezalandırılması oldu. Bunun da kurultay süreci, uzun süren parti içi kavgalar, Küçük'ün Eroğlu'nu karşısına alması gibi faktörlerle ilişkisi var. Ama daha genel düzeyde bakarsak, hem UBP'de, hem DP-UG ve CTP-BG'den seçilemeyen eski vekiller bize seçmenin bir yenilik arayışında olduğunu söylüyor. Yeni sözler söyleyecek isimler tercih edilmiş" diyen Bozkurt, siyasi partilere güvenin azaldıpğı noktada, seçmenin de milleti temsil eden vekilleri değiştirme yoluna gittiğini vurguladı

"CTP'NİN UBP'YLE KOALİSYON KURMASINI PEK OLASI GÖRMÜYORUM"

Bozkurt, Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu tarafından hükümeti kurmakla görevlendirilmesi beklenen CTP-BG Genel Başkanı Özkan Yorgancıoğlu'nun önünde koalisyon hükümeti konusunda birkaç seçenek olduğun ancak CTP-BG ile UBP'nin bir koalisyon hükümeti kurmasının pek olası görülmediğini kaydetti.

Bozkurt bu konuda, "Cumhurbaşkanı Eroğlu'nun hükümeti kurma görevini, seçimde en fazla oy alarak mecliste 21 milletvekilliyle temsil edilecek Cumhuriyetçi Türk Partisi Birleşik Güçler (CTP-BG) Genel Başkanı Özkan Yorgancıoğlu'na vermesi bekleniyor. Yorgancıoğlu'nun önünde birkaç seçenek var. UBP'yle koalisyon yapmak, DP-UG ile koalisyon yapmak ya da basında bazı yazarların ifade ettiği gibi UBP-DP-TDP koalisyonu yapmak. CTP'nin UBP'yle koalisyon kurmasını pek olası görmüyorum, zira CTP tabanında buna karşı önemli bir tepki var. CTP ve TDP'nin bir koalisyon çatısı altında biraraya gelmesi ise zor gözüküyor.

Aynı tabana hitap eden merkez soldaki bu iki partinin işbirliği yapma geleneği bazı istisnai durumlar dışında pek yok. Geriye CTP-BG ile DP-UG koalisyonu kalıyor. Ben en olası alternatifin bu olduğunu düşünüyorum. Tabii farklı seçenekler de olası. CTP-BG ile DP-UG koalisyonu kurulamazsa, Cumhurbaşkanının hükümet kurma görevini UBP'ye ve ardından DP-UG'ye vermesi bekleniyor. Bu iki parti arasında bir koalisyon olur mu? Olsa bile ben çok sağlıklı yürüyecek bir koalisyon olacağını düşünmüyorum. Neticede UBP içindeki büyük kavga bazı milletvekillerinin kopmasına ve DP-UG'ye katılmasına yol açmıştı. Eroğlu faktörünü de unutmamak lazım. Eroğlu'yla gergin ilişkiler içinde olan bazı UBP milletvekillerinin Eroğlu'nun önemli bir etkisinin olduğu DP-UG ile birlikte çalışabileceğine pek ihtimal vermiyorum" dedi.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer İÇ HABERLER