Beratlı: "Meclis'in ilk gününde verilen mesaj; Biz muktedir değiliz"

loading
30 Mayıs, Cumartesi
£

8.42

7.57

$

6.82

Beratlı: "Meclis'in ilk gününde verilen mesaj; Biz muktedir değiliz"

Beratlı: "Meclis'in ilk gününde verilen mesaj; Biz muktedir değiliz"

Kıbrıs Time yazarlarından Uğraş Beratlı, bugünkü köşe yazısında Doğuş Derya'nın Meclis'teki yeminini yazdı. Beratlı'nın yazısının tam metni şöyle:

Beratlı: "Meclis'in ilk gününde verilen mesaj; Biz muktedir değiliz"
banner
A- A A+

Meclis'in açılış gününde milletvekili Doğuş Derya'nın yeminden önce okuduğu metin ile ortam birden canlandı.

Kimileri bu eylemin (gösteri/nümayiş anlamında değil, fiil olarak eylem) yeni siyasetin, uvertürü olarak düşündü. Kimileri ise gereksiz bir gösteri hatta meclise saygısızlık.

Aslında hepsinden önemlisi siyasete bakış açısıyla ilgili bir soruna eğilmek gerekiyordu.

Kıbrıstürkü, Osmanlı döneminden beridir kendini yönetmekle ilgili sıkıntıları olan bir halk. Kendini muktedir göremeyen, iktidar sahibi olarak kavrayamayan bir halk. Bütçesi başka ülkelerde yapılan, yasal düzenlemeleri ithal edilen bir yönetim. Ekonomik program adı altında toplumsal mühendisliğe tabii tutulan bir halk.

Bir milletvekilinin, çıkıp da seçimle girdiği meclisi protesto etmesinin anlamını burada aramak lazım. Meclise halk oyu ile gelen bir milletvekili, girdiği seçimlerin sonucunu kendi bile kabullenemiyor, kendini o meclise ait hissetmiyor. Aynen, Toparlanıyoruz Hareketi "aktivisti" Kudret Özersay'ın devletin en önemli görevlerinden birinde bulunurken "Bu meclis beni temsil etmiyor" demesi gibi.

Peki, bu şizoid durumun ortaya çıkışındaki gerçek motivasyonlar nedir?

Birincisi iktidar algısıdır. İktidarı kavrama ve kullanma yetisidir.

Bir grup genç siyasi bu iktidarın kaynağını dışarda bir yerlerde ararken, bir kısmı ise bu iktidarın kaynağını meşrulaştıramamanın verdiği, varoluşsal bunalımlar yaşıyorlar.

Her demokraside iktidarın kaynağı meclisin ta kendisidir. Meclis, iktidarın vücut bulduğu yerdir. Fakat size verilen enstrümanları ezber içinde değerlendirip, Kıbrıs'lı deyimi ile "Kamyon'la düğüne giderseniz" yani bu araçların gücünün farkına varmayıp, onları kullanmanız gibi kullanmazsanız, o iktidarı sizin yerinize başkaları kullanır.

Seçimin sonuçlarından anlaşılan o ki Kıbrıstürk halkı iktidarını istiyor.

Bu meclis ya iktidarını kullanıp, temsil ettiği halkın iradesini bir kurum olarak devlet formunda baştan kurar ya da bir azınlık ya da marjinal grup mensubu refleksi ile meclisi bir nümayiş alanı olarak görüp, bundan önceki meclislerin de düştüğü hatayı devam ettirir.

Dedik ya Meclis iktidarın ta kendisidir. Sivil toplum ile siyasetin farkı tam olarak budur. Sivil toplum, iktidar talep etmez. Onun için siyaset de şikayet etmez ama sivil toplum şikayet eder.

Sivil toplum, gösteri yapar, imza toplar, kendini meclisin kapısına zincirler. Ama siyaset, kendi enstrümanları ile değiştirir. Çünkü siyaset iktidara taliptir ve onu ele geçirdiği anda kullanır.

Meclisin ilk gününde verilen ilk mesaj bu oldu. "Biz muktedir değiliz".

Fakat artık siz iktidar sahibisiniz ve bunu kullanmaya sonuna kadar yetkilisiniz. Bu yetkiyi de halktan aldınız. İşin diplomasi boyutu ise sizin beceriniz ve yeteneklerinize kalmış. Ya kullanırsınız ve idare edersiniz ya da kullanamazsınız ve idare edilirsiniz.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer İÇ HABERLER